Konkordato nedir? - 1

06 Şubat 2019, Çarşamba 15:45
AA

Av. M. Ufuk Tekin ile son zamanlarda sıkça karşılaştığımız ve tüketicileri de yakından ilgilendiren konkordato konusunu konuştuk. Bu konuda medyada ve internette bolca bilgiye rastlayabilirsiniz. Bu sebeple biz Ufuk Bey’le konkordatonun teknik yönü üstüne değil kamuoyundaki ve piyasadaki konkordato algısı üstüne konuştuk.

Ufuk Bey konuya tam olarak vakıf olmayan okuyucularımız için önce şu soruyla başlayalım. Konkordato nedir? 

Bu kurumun ana esaslarına göre ve en çok görünen konkordato şekli olduğu için bir şirketin başvuruyor olması durumuna göre bir tanım yapacak olursam; Konkordato bir şirketin mahkemeye başvurarak “Vadesi gelmiş veya yaklaşmış borçlarını bu haliyle ödeyemeyeceğini ama önerdiği vade ve miktarlarla bu borçları ödemesinin mümkün olduğunu, bu şekilde hem kendisinin iflastan kurtulacağını ve hem de alacaklıların alacaklarına kavuşacağını” söyleyerek talep ettiği hukuki korumadır denebilir.

Mahkeme bu başvuruyu kabul ederse borçluya öncelikle üç aylık bir geçici koruma süresi verir. Buna geçici mühlet diyoruz. Ardından bir yıllık kesin mühlet verir. İhtiyaç halinde bu bir yılın sonunda iki kez altışar aylık uzatma süresi de verebilir. Bu süre içinde işçi alacakları gibi istisnalar dışında alacaklılar borçluya karşı icra takibi yapamaz, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı gibi kararlar alamaz. Borçlu da bu korumanın sağladığı rahatlıkla çalışıp, alacaklılarla yapacağı anlaşma çerçevesinde borçlarını ödemeye ve şirketi ayakta tutmaya çalışır. 

Siz böyle söyleyince konkordato kulağa iyi bir şeymiş gibi geliyor ama görüyoruz ki toplumdaki ve piyasalardaki konkordato algısı pek de olumlu değil. Bunun sebebi nedir?

Haklısınız benim gözlemlerim de bu yönde maalesef. Vatandaşta konkordato ilan eden firmalara karşı bir güvensizlik var. Konkordatoyu şirketin içini boşaltmanın ya da alacaklılardan mal kaçırmanın yasal bir kılıfı gibi gören ciddi sayıda insan var. Daha şaşırtıcı olanı ise ticaret hayatında aktif olarak yer alan insanların, şirketlerin ve hatta bankaların bile bu konuda bilgisiz ve önyargılı olması. 

Peki siz konkordato alanında çalışan bir avukat olarak bu önyargıların tamamen yanlış olduğunu söyleyebiliyor musunuz?

Evet direkt bu işin içinde olan biri olarak bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Öncelikle herkes bilmeli ki konkordatonun bir şirketin içini boşaltmak için kullanılması mümkün değildir. Konkordato kurumunun yasal çerçevesi ve doğası gereği bu imkânsız. Konkordato başvurusunda bulunup geçici mühlet kararını alan bir firma o andan itibaren hiçbir kararını mahkemenin ve mahkemenin atadığı konkordato komiserlerinin bilgisi ve onayı olmadan alamaz. Yani konkordato talebi kabul edilmiş olan hiçbir şirket “Nasıl olsa hiçbir alacaklı üstüme gelemiyor ben de şu paraları veya malları şirket dışına çıkarayım da ortaklara aktarayım ya da alacaklılardan mal kaçırayım” diyemez.

Geçici mühlet kararını aldığı andan itibaren atacağı her adım öncelikle şirketi ayakta tutmak ve kesin mühlet kararından sonra da geçmiş dönem borçlarını ödemek üzere kurgulanır. Bunları yapmaz veya yapamaz ise o durumda zaten mahkeme iflasa karar verir ve o zaman da şirketin tüm malvarlığının denetimi iflas masasına geçmiş olur. Yani konkordato halindeki bir borçlu istese de kötü niyetle hareket edemez. 

Borçlunun iş yaptığı şirketlerin ve bankaların tedirginliği ise daha çok konkordato ilan etmiş olan borçlunun her an iflas edebileceği ve dolayısıyla alacaklarını tahsil edemeyecekleri endişesinden kaynaklanıyor. Bu endişeleri anlıyorum. Onlar işte tam da bu sebeple yani alacaklarını tahsil edebilmek için bu durumdaki bir şirkete daha yapıcı yaklaşmalılar.

Alacaklı firmalar konkordato halindeki firmaya mal vermezse, her an farklı yöntemlerle onu yıpratırsa, “Sana mal vermeye devam ederim ama bana konkordato dönemi öncesindeki alacağımı da öde” gibi şirketin istese de yapamayacağı şeyler talep ederlerse gerçekten de korktukları başlarına gelebilir. Firma iflas eder ve ondan geriye ne kaldıysa iflas masasının bunları paraya çevirip kendilerine de üç kuruş vermesi için uzun süre beklerler. Tabii bu noktada önceliğin rehinli alacaklılarda yani genelde bankalarda olacağı da malum.

Bunun yerine olaya daha soğuk kanlı ve yapıcı yaklaşmaları, firmanın üç aylık geçici mühleti atlatıp kesin mühlet kararını alınca eski döneme yani konkordato ilan edilmeden önceki zamana ait borçlarını da ödeyeceğini bilerek firmayı ayakta tutmaya yardım etmeleri herkes için en iyisi olacaktır. Alacaklılar unutmasınlar ki konkordato durumundaki bir firmadan alacaklı olmak, bu süreci yürütemeyip iflas eden bir firmadan alacaklı olmaktan çok daha tercih edilmesi gereken bir durumdur.

***Devamı bir sonraki yazıda olacak…

Sıradaki haber yükleniyor...