Müze ve galeriler de dijitalleşiyor, yapay zeka küratörler geliyor!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bu haftaki yazımın başlığı iyi bir senaristin elinden çıkmış bir bilim kurgu filmi gibi gelebilir. Ama değil!

Bertolt Brecht 1938 yılında “Gerçeklik değişir, gerçekliği yansıtmak için sunum şekilleri de değişmektedir” demişti. COVID-19 sebebiyle, bizim de bugün gerçekliğimiz tamamen değişti, Mart ayından sonra gördük ki, hayat pratiğimiz ve gündelik dinamiklerimizin çoğu 'online' olarak gerçekleştirilebiliyormuş. 

Sanat endüstrisinin de bu durumdan nasibini aldığını söylemek mümkün. Neredeyse tüm müze ve galerilerin sergilerini online platforma taşıması, sanatçıların atölyelerinden yapılan Instagram canlı yayınları, sanat eğitim kurumlarının Zoom üzerinden gerçekleştirdiği dersler, webinar‘lar ve daha pek çok sanat etkinliğini alışılagelmişin dışında deneyimliyoruz.

Buraya kadar her şey tamam… Sanat endüstrisinin başlıca aktörleri arasında yer alan galeriler, sanatçılar, küratörler mevcut duruma göre kendi gerçekliklerini pandemi dönemine adapte ederek ayakta kalmaya çalışıyor. Üstelik bunu yaparken, ne kadar süre daha bu yeni düzende devam edileceğini öngöremeden yapıyorlar. 

Bundan sonra ne olacak?

Maastricht University’nin yaptığı bir araştırma ve Financial Times haberine göre, Covid-19 sebebiyle galeriler gelirlerinin yüzde 70’ini kaybetmiş durumda. Bu da demek oluyor ki, sanat ekonomisinin temel taşlarından sanat koleksiyonerleri; stabil olmayan ekonomik habitatı da göz önünde bulundurarak online sergilere ilgi göstermiyor, sanat yapıtı almayı tercih etmiyor. Elbette kötü giden sanat ekonomisine yalnızca eser alınmamasını sebep göstermek doğru olmaz. Halihazırda COVID-19 sebebiyle ertelenen müzayede ve fuarlar da bu durumun pekişmesine neden oluyor.

Geçtiğimiz hafta sonu dört değerli koleksiyonerin katılımı ve Mixer ve X-ist galerilerinin moderasyonu ile gerçekleşen 'Çevrimiçi Sanat Buluşması'nı dinleme fırsatım oldu. Ağırlıklı olarak üzerinde durulan konu sanat eseri alımında; tinselliğin, duyuların ve fiziksel deneyimin ya da sanatçıyı yakından tanıma imkanının önemi ve artık bunun mümkün olmadığı bir düzende iş yapabilmeye çalışmaktı. Ve elbette post-corona sanat endüstrisinin durumu… Şunun altını çizmeden geçmeyeceğim: Tüm sanatseverlerin sürecin atlatılmasına yönelik sarf edeceği güçlü çaba ve eşit şekilde taşın altına eline koyma durumu gerçekten umut vericiydi. Fikir alışverişi yaptıkça işe yarar çözümlerin de ortaya çıkabileceğini bir kez daha gözlemlemiş olduk. 

Sergi açılışlarının sanatçının ve işin tanıtılmasında ne denli verimli olduğu tartışmaya açık bir konu. Fiziksel alanda kalabalık açılışlar gerçekleştiremeyecek olmanın galerilerin satışlarını etkilememesi gerektiği, aksine randevu sistemiyle koleksiyonerlerin sergileri gezerek bilgi almasının daha sağlıklı olabileceğine yönelik genel bir kanı ortaya çıktı. 

Robot küratörler

Buradan yola çıkarak açılışlar iptal, ziyaretler randevuyla, sergilere online ulaşıyoruz, sanatçıyı canlı yayından tanıyabiliyoruz ve yaptığı işlerin kavramsal altyapısıyla ilgili bilgi alabiliyoruz. Peki, o zaman fiziksel maliyetleri daha fazla üstlenmemize gerek var mı?  

Pandemi ile birlikte pek çok kurum/kuruluş evden çalışmayla çok daha az iş gücü ile daha verimli çalışabildiği ve fiziksel maliyetlerin azaltabileceği gerçeğinin de farkına varmışken, bu durum pek çok kişinin işten çıkarılmasına neden oldu. Artnews‘den Andrew Lampert ve Howie Chan‘in haberine göre, yakın gelecekte müze ve galeriler dijitalleşmeye tamamen kendini kaptırıp 'Robocurator', yani 'yapay zeka küratörler'le çalışarak sergi yapmaya başlayacak. Yani, yapay zekanın işimizi elimizden alma korkusu gerçek oluyor! Düşünün ki Venedik Bienali’ni gerçekleştirmek üzere programlanmış 'Kunst Lieben Algorithmic Unix System' isimli robot 2 yıl boyunca dünya çapında stüdyo ziyaretleri yapmak yerine basit bir tarama yöntemiyle sanatçı, galeri, fuar gibi önemli noktalara ulaşabiliyor. Belirli bir kavramsal tema oluşturuyor ve kürasyon yapıyor.

Özetle; 'yeni normal' düzende normal olan hiçbir şey yok!

  • Fiziksel galeri alanına ihtiyaç yok.
  • Sergi açılışları yapmaya gerek yok.
  • Sanat danışmanlarına gerek yok.

Sanatçılar kendilerini yukarıda saydığım faktörlere gerek olmadığı için kendileri temsil edebilir; dolayısıyla belki de temsilcilere de gerek yok.

'Robocurator' kabusu neredeyse dünyanın en eski ve önemli bienallerinden birini tek başına yapabilecek kadar donanımlı olabilir.

Sanat izleyicisiysem; sanat yapıtından aldığım keyif ve kurduğum bağ yöntemini dijitalleşmeye adapte etmek zorundayım. Koleksiyonersem; alım davranış biçimimi alışılagelmişin dışında online üzerinden yapmaya çalışmak zorundayım.

Keşke yazının başlığını 'Bildiğiniz tüm gerçekleri unutun' yapsaymışım...

Yazarlarımızdan

27 Mayıs 2020, Çarşamba 08:42
27 Mayıs 2020, Çarşamba 08:35
27 Mayıs 2020, Çarşamba 07:38
Sıradaki haber yükleniyor...
holder