Alaçatı Kanunları'nı hatırlayalım

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugünlerde en çok o konuşuluyor...Herkes Çeşme’yi, Alaçatı’yı konuşuyor...

Konuşuldukça içim cız ediyor. Eski günleri hatırlıyorum. Hele Alaçatı denince karalar bağlıyorum. Geçen sene en son müzik sesinden uyuyamayıp o güzel Arnavut taşı sokaklarında kırmızı halılar serilmiş nargilecileri, masaların üzerinde göbek atanları görünce bir daha gitmemeye karar vermiştim.

Oysa ben 30 yıl önce herkes Çeşme’deyken Alaçatı’nın tek taş pansiyonunda kalmayı, ev yemekleri ve pide yapan tek restoranını, meydandaki çay-kahve bahçesini, sokaklarında saçları güneşten açılmış Alaçatılı çocuklarla kaybolmayı sevmiştim.

Her şeyi yozlaştırmayı, özünden uzaklaştırmayı nasıl da iyi yapıyoruz... O zaman da herkes “Çeşme, Çeşme!” diyordu yazları.

KEŞKE SÖRFÜ, RÜZGARI, HUZURUYLA KONUŞULSAYDI

Keşke böyle olmasaydı. Alaçatı, Çeşme yine kendine özgü Ege kültürü, rüzgarı, sörfü, balığı, huzuruyla konuşulsaydı. Bunda suçlu aramaya gerek yok. İlk yıllarda nasıl korumacı tarafımız öne çıktıysa şimdi de ısrarcı olabilirdik.

Şimdiki yerel yönetim, yani Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran yine o Alaçatı Kanunları’nı esnafla bir araya gelip bir konsorsiyum, fikir birliği oluşturup yeniden hayata geçiremez mi? Alaçatı’yı bir daha asla düzelemeyecek biçimde kaybetmektense şimdiden bu kuralları uygulamaya başlamak daha iyi olmaz mı?

DİSKOTEK YOK DİNLETİ VAR

Gelin hatırlayalım. Bundan yıllar önce Çeşme ve Alaçatı eski Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç ile yaptığım röportajdan alıntıyla;

Alaçatı Kanunları:

Bu kanunlara göre; Alaçatı’da sabaha kadar yüksek sesli müzik yayını yapan bar veya diskotek yok, sokaklarda canlı klasik müzik dinletileri var.

Akşam yemeğinizi yerken duyacağınız, melodileri rüzgârın taşıdığı arp ve keman konserleri var. Plastik sandalye ve masalar yok, güzel sanatlar fakültesi öğrencileri tarafından hazırlanmış, hepsi birer sanat eseri olan dükkan tabelaları var.

Dünyaca ünlü heykeltıraşların katıldığı çalıştaylar ve meydanlarda onların ortaya koydukları eserler var. Her dükkanın, restoranın önünde mutlaka çiçek var. Geçmişleri yaklaşık 100-150 yıllık, öteden beri çok iyi korunmuş ve şimdi de korunan bin 300 taş ev var.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder