Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü Aydın

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Heredot’un “Gökyüzünün Altındaki En Güzel Yeryüzü” sözüyle tasvir ettiği rivayet edilir... Binlerce yıl önce Büyük Menderes Irmağı’nın suladığı bereketli ovalar üzerine kurulmuş Aydın...

Bu bereketli topraklarda nice medeniyetler doğmuş... Ağacı, florası, denizi, havası, gökyüzü söylencelere konu olmuş. Hal böyle olunca ticaret, denizcilik, tarım, turizm de kuşkusuz bu bereketten nasibini almış. Binlerce yılda sayısız ziyaretçiye ev sahibi olmuş taa Antik Çağ’dan bu yana... Denizi, kıyıları, bereketli toprakları, şifalı suları ve tarihi günümüze kadar canlı tutmuş bu şehiri... Evliya Çelebi Seyahatname’sinde “Dağlarından yağ, ovalarından bal akar” sözüyle tasvir ettiği Aydın’da, belki de Türkiye ortalamasının üzerindeki yaşam sırrı da burada gizli...

KADIN BAŞKANDAN KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu da verimli topraklarında yetişen incirden, zeytinine çeşit çeşit tarım ürününün bu kentin yüzlerce yıldır en büyük değeri olduğunu söylüyor. Kadınlara pozitif ayrımcılık yaptıkları tarım projelerini şu sözlerle anlatıyor: “Bir anne eğer eli ekmek tutuyorsa ilk yaptığı iş, çocuklarını okutmak oluyor. Onun için de annenin ekonomik bağımsızlığı ve özgürlüğü olması gerekiyor.

Pandemiyle beraber insanlar çok zor şartlarda yaşıyor. Yerel yönetimler destek olmazsa insanların hayatı daha da zorlaşıyor. Biz insan odaklı çalışıyoruz. En son Gaziantep’te CHP’li tüm belediye başkanlarıyla toplantı yaptık. Konuştuğumuz tek nokta buydu. Bizim kooperatifimizde, sosyal projelerimizden destek alan bir kadınımız pazarda bana şunu söyledi: “Benim elim para tutmaya başladıktan sonra evimdeki yerim değişti. Statüm değişti.” Artık para kazanıyor, aile bütçesine katkı sağlıyor. Bizim de yapmak istediğimiz bu işte. Kadınlarımızın biri de pazardan kazandığı parayla kızını diş hekimliğinde okuttu. Bir diğeri de kendine ev yaptırdı. Burası ismi gibi Aydın bir kent...”

AİLE BÜTÇESİNE KATKI

“Kadının sosyal ve ekonomik hayatın içinde olması, ekonomik özgürlüğünün olması çok önemli. Bu yönde geliştirdiğimiz projelerin bölgenin iklimine ve hayat şartlarına uygun olması gerekiyor. Aydın’ın ekonomisinin yüzde 50’si tarıma dayalı. Buradan yola çıkarak da kooperatifler kurduk. Kadınlar kendi aralarında bir kooperatif kuruyor ve biz bu kooperatifin kurulmasında destek oluyoruz. İzmir dahil 15 Halk Ege Et şubemiz var. Kadınların ürettikleri doğal ürünleri Halk Ege Et şubelerimizde onlar adına satıyoruz. Böylelikle onlar da aile bütçelerine katkı sağlıyor.”

KENDİ ÜRETTİKLERİNİ SATIYORLAR

“Bölgemizin Sakız Koyunu var. Kooperatifleşme altında ücretsiz 3 küçük baş hayvan veriyoruz. Satamıyorlar ama üretiyorlar. Sütlerini de alıyoruz, Halk Ege Et şubelerinde satıyoruz. Köylü pazarları kurduk. Kadınlar, kendi ürettiklerini orada satıyor. Yerel tohumlarımız ve fidelerimiz var. Bunlardan yine üretim yapıp, satıyorlar. Biz kadınlara dokunuyoruz. Bütün belediyeler altyapı, üstyapı, bina, yol zaten yapıyor. Önemli olan bence sosyal destekler ve iş hayatının içinde olmalarını sağlamak. Büyükşehir belediyesi olarak bu yönümüz kuvvetli. Dezavantajlı bölgelerde kültür merkezlerimiz var. Öğretmenlerimiz burada çocuklara ders tekrarı yapıyor. Ayrıca çocuk yeteneğine göre keman, yüzme, folklor gibi bir alana yönlendiriliyor. İnsan odaklı çalışıyoruz.”

TOHUM OTİZM VAKFIYLA İŞBİRLİĞİ

Türkiye’de ve dünyada doğan 65 çocuktan bir tanesi otizmli artık. Bunun tek çaresi eğitim. Bilim insanları haftada 35-40 saat eğitim verilmesi gerektiğini söylüyor. Maddi durumu iyi olmayanlar için çok zor. Herkesin başına gelebilir. Buradan yola çıkarak 2 otizm merkezi açtık. 0-6, 6 ve daha üstü yaşlar için. İstanbul Tohum Otizm Vakfı ile işbirliği yapıyoruz. Uzmanlarımız oradan eğitim alıyor. Burada önemli olan şu, ebeveynlerin çok dikkatli olması gerekiyor. Otizm bir sosyal iletişim bozukluğu. Çocukları 2 yaşına kadar 2 kelime söylemiyorsa, ismi söylendiğinde bakmıyorsa, etrafıyla ilgilenmiyorsa, balerin yürüyüşü yapıyorsa... Bunların hepsi bir araya geldiğinde ailelerin hızlı şekilde bir uzmana başvurmaları gerekiyor. Ne kadar erken eğitime başlanırsa otizmden çıkma ihtimali yüksek. Çıkmıyorsa da kendi kendine öz bakımını yapabilme noktasına geliyor.”

5 YILDIZLI OTEL KONFORUNDA KAMP

''Kuşadası’nda önemli bir projemiz var. Ada Camping. Kuşadası Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi ortak işletmesidir. Burası belediyenin mülkü olan denize sıfır boş bir araziydi. Biz alt ve üstyapısını düzenledik. Pandemi ile birlikte tatil alışkanlığımız değişti, karavan ve çadır turizmi başladı. Fikir buradan doğdu. Karavanlar için bir bölüm var. 5 yıldızlı otelden hiçbir farkı yok. Elektrikten duşlara, bakkaldan pideciye kadar her şey var. Herkesi bekliyoruz, misafir etmekten mutluluk duyarız. Ücretleri çok uygun. Denize sıfır, ağaçların altında, doğayla iç içe bir alan. Önünde bisiklet ve yürüyüş yolları da var. Her yaşa hitap ediyor. İsterseniz çadırınız bizden, isterseniz çadırınızı alın gelin.”

OTİZM DESTEK MERKEZİ

Otizm Destek Merkezi’nde eğitim alan çocukların aileleri, alınan eğitimle birlikte çocuklarında büyük değişimlerin yaşandığına dikkat çekiyor. Burada özel eğitim öğretmeni, spor öğretmeni, dil ve konuşma terapisti, psikolog ve ergoterapist eşliğinde eğitimler alınıyor. Hem ekonomik olarak rahatladıklarını hem de uzmanlardan eğitim desteği aldıklarını belirten Zeynep Çınar, “Başvuru yaptık, bizi geri çevirmediler. Şimdi daha iyi bir sürece girdik çünkü ailelerin maddi olanaklarının çok iyi olması gerekiyor. Özel ders fiyatları 250 liradan başlıyor, 600 liraya kadar çıkıyor. Bunu karşılamak zor. Ergoterapiste çocuklarımızın ihtiyacı var ama birçok kurumda yok. Burada var. Herkesin bundan faydalanmasını isterim. Çocuklar kadar bizim de desteğe ihtiyacımız var. Buradaki psikoloğumuz bizimle hep iletişimde” diyor.

BİR GİRİŞİMCİLİK HİKAYESİ

ÜÇ KİLO İNCİRLE BAŞLADI ŞİMDİ TALEBE YETİŞEMİYOR

Aydın’ın Kuyucak ilçesinde yaşayan ailesinin yanından, 9 yıl önce evlendikten sonra ayrılıp Antalya’ya yerleşen 2 çocuk annesi 37 yaşındaki Yasemin Korkut, şehir hayatından bunalınca köyüne geri dönmeye karar vermiş. Eşiyle birlikte doğduğu köye dönüp çiftçilik yapmaya başlayan Korkut, tarlasından topladığı incirleri kurutup, cips haline getirmiş. İncir cipsine talep yoğun olunca, KOSGEB’den 100 bin lira destek alarak işletmesini ekipmanlar alarak büyüten Korkut, ürünlerini satarak hem ekonomiye katkı hem de 30 kadına istihdam sağlıyor. Girişimciliğe üç kilo incirle başladığını belirten Korkut, “Babamın tarlasında yetişen incirleri satarak ticarete başladım. Ürettiğim ürünlerin katma değerini artırmak için arayışa girdim. KOSGEB desteğiyle soğuk hava deposunu hayata geçirdim. Ürünlere talep artınca, işletmemdeki üretim parkurunu genişletip, incirle birlikte çeşitli meyveleri kurutup işlemeye başladım. Reçel, marmelat ve meyve kurularından 85 çeşit ürün yapıp internet üzerinden pazarlıyorum. Son dönemde özellikle ünlülerden ürünlerimize yoğun talep geliyor. Amacımız, bu lezzetleri dünyaya tattırmak” diyor. Yasemin Korkut, Bilara markasıyla satış yapan Anadolu Gıda firmasının meyve sebze kurutma tesisinin geçen haftalarda hizmete başladığını eklerken, 5 ton kurutma kapasitesiyle dünyaya açılmayı hedeflediğini de anlatıyor.

SAKIZ KOYUNLARI DERTLERE DERMAN

Aydın Büyükşehir Belediyesi, en son yapılan sakız koyunu ve sakız koçu hibelerinde de kadınlara pozitif ayrımcılık uygulamış. Projeyle onlarca kadının daha koyunculuğa başlayıp ek gelir elde etmelerinin önünü açmış. 5 yıl önce başlatılan “Aile Tipi Koyunculuk Projesi” kapsamında koyunculuğa yeni başlayacak kadınlara verimi yüksek 2 dişi, 1 erkek sakız koyunu hibe edilirken, sürüsünü büyütmek ve sakız ırkına geçirmek isteyen kadın üreticilere sakız koçu dağıtımı yapılıyor. Ailelerden bazıları kuzularını satıp ihtiyaçlarını giderirken bazıları da sütlerinden peynir yaparak sofralarına koyuyor. Elde ettiği sütlerle peynir yaptığını belirten Deniz Saykıoğlu, “Kuzularımı sattım ve çocuğumun çeyizini yaptım. Eğer bu yıl da ikiz doğururlarsa diğer kızımın da çeyizini yapmak istiyorum” diye anlatıyor.

KÖY PAZARINDA KAZANDIĞIYLA EVİNİ YAPTI

Üç yıl önce açılan Çakırbeyli Köy Pazarı yüzlerce kadının hayatını değiştirmiş. Kentten köye göçü özendiren “Köy Pazarları Projesi”, kadınlara iş imkânı sağlamış. Tezgâh açan kadınlar, kazandıkları paralarla evlerini geçindirip, ev sahibi oluyor, çocuklarını okutuyor. Üç yıldır yaptığı pazarcılıkla evini yaptıran Funda Terzi, “Eşim asgari ücretle çalışıyor. Ona destek için pazar işine girdim. Çakırbeyli Pazarı birçok insanın ekmek kapısı oldu. Bu işe başlayınca Aydın’dan köye gidip gelmektense ‘köyde bir ev yapalım’ dedik. Eskiden eşimizin eline bakıyorduk. Şimdi para kazandığımız için paranın değerini anladık. Çocuğum harçlık istediğinde artık ‘babandan al’ demiyorum. Bir şey alınacağında kendim alıyorum” diyor.

ÇOCUKLARINI OKUTUYORLAR

Kazandığı parayla iki çocuğunu üniversitede okutan Satı Kuru, evde yaptığı keşkek, gözleme ve ev baklavasını pazarda satıyor. Kuru, “Çocukların üniversiteyi kazanmasıyla artan masraflar yüzünden zor durumda kaldık. Bu pazar tam zamanında yetişti. Şimdi biri diş hekimi, birisi mühendis oldu” diyor. Pazardan kazandığı paralarla çocuklarını okutan bir başka kadın Ayşe Yılmaz ise “Ev kadını olarak elimiz, evimiz para gördü. Başka işimiz gücümüz hiçbir şeyimiz yoktu. Biri liseye, biri üniversiteye giden iki kızım var. Kazandığım paralarla onları okutuyorum. Evimin her eksiğini tamamlıyorum” diye konuşuyor. Aydın'ın incir ve kestanenin aMnaKvEatKanKı oırldıkuğku Avrupa Birliği (AB) tarafından da tescillendi. Aydın'ın inciri 2016'da, Gaziantep baklavasından sonra Türkiye'nin ikinci AB coğrafi işaretli ürünü oldu. Aydın'ın kestanesi de 2020'de AB tarafından tescillendi.

Yazarlarımızdan

19 Eylül 2021, Pazar 01:03
18 Eylül 2021, Cumartesi 11:22
18 Eylül 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder