Dokumacılık insanlık tarihinin en eski üretim ve ifade biçimlerinden biri olarak Anadolu’da binlerce yıllık geçmişe sahip. Çatalhöyük’te bulunan yaklaşık 9 bin yıllık parçalar, Anadolu’nun dünya dokumacılık tarihinde öncü merkezlerden biri olduğunu gösteriyor. Hayvan postları, keçe, örme ve düğüm teknikleriyle başlayan tekstil serüveni; çözgü ve atkı sistemine dayalı dokuma teknikleriyle gelişerek gündelik yaşamdan ticarete, statü göstergesinden sanatsal üretime uzanan geniş bir kültürel alan yaratıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde hayata geçirilen Türkiye Dokuma Atlası Projesi, Anadolu’nun binlerce yıllık dokuma mirasını kayıt altına alarak korumayı ve yeniden üretilebilir bir değere dönüştürmeyi hedefliyor. 2021’de Emine Erdoğan’ın himayesinde İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü tarafından yürütülen proje; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) başta olmak üzere çok sayıda kamu kurumu, akademik yapı ve yerel paydaşın desteğiyle ilerliyor.

KAYIP HAZİNE DÜNYA SAHNESİNDE
Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde 21 Kasım 2025’te düzenlenen “Anadoludakiler: Sof’un Zamansız Yolculuğu” sergisinde gelenekselin ruhu korunarak yorumlandı. Açılışa katılan Emine Erdoğan, sof kumaşın tarihsel önemine dikkat çekerek, “Bugün dokuma tezgâhlarında yeniden sof üretmek, medeniyetimizin ruhunu, başarısını ve kimliğini yeniden dokumak anlamına geliyor” dedi. Erdoğan, “usta öğretici” unvanı kazanan kadınların önemine vurgu yaparak, “Ankara’nın sof mirası artık onların ellerinde yükselecek” diye belirtti.

YENİDEN TEZGAHLARDA
1958’den u yana faaliyet gösteren Ankara Olgunlaşma Enstitüsü, geleneksel el sanatlarını koruma misyonunu sürdürüyor. Sof Atölyesi, Ankara’nın miraslarından biri olan sof kumaşı yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Tiftik ipliğinden üretilen bu kumaş; hafifliği, dayanıklılığı ve dört mevsim kullanılabilir yapısıyla dikkat çekiyor. ‘Engürü Sofu’, uzun yıllar Ankara’nın ticari hayatında belirleyici rol oynamış. Geniş bir yelpazede hazırlanan eserler sergilerle tanıtılıyor. Geleneksel sanatlar yeniden canlandırılıyor, motifler modern tasarımlarla günlük kullanıma uyarlanıyor. Elde edilen bilgiler enstitü arşivlerinde korunarak önemli bir veri havuzu oluşturuyor.

ATÖLYELERDE ESKİ TEKNİKLE ÜRETİLİYOR
Bu kapsamda hem dokuma hem de tasarım süreçleri birlikte yürütülürken, geleneksel mirasın günümüz modasına uyarlanması hedefleniyor. Sof kumaşın uzun yıllardır üretiminin yok denecek kadar az olduğu göz önüne alındığında, yürütülen çalışmalar kültürel mirasın korunması açısından önem taşıyor. Sof kumaşın Ankara’yı temsil eden özgün bir değer olduğuna dikkat çekilirken, yapılan çalışmalarla bu mirasın yeniden görünür hale getirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanıyor. Geleneksel dokuma tekniklerinin yaşatıldığı atölyelerde üretim faaliyetleri sürdürülürken, sof kumaşın yeniden tekstil ve moda alanında yer bulması için çalışmalar devam ediyor.

TARİHTEN BUGÜNE YAZILAN HAFIZA
Anadolu’da dokumacılık; Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde farklı malzeme, motif, teknik ve kullanım biçimleriyle zenginleşti. Saray dokumaları ihtişamın ve gücün simgesi olurken, halk dokumaları gündelik yaşamın işlevsel ve estetik belleğini taşıdı. Cumhuriyet döneminde Sümerbank gibi kurumlarla tekstil sanayisi modernleşse de geleneksel el dokumacılığı zayıfladı. Bugün ise yerel yönetim desteği ve kültürel miras bilinciyle yeniden görünürlük kazanıyor.
YÖRESEL DOKUMALAR İLK KEZ BİR ARADA
“Türkiye Dokuma Atlası” projesi, Türkiye’nin yöresel dokumalarını ilk kez bir araya getiriyor. Türkiye’nin yedi bölgesinden aktarılan dokuma bilgisi, yurt dışında açılan sergilerle uluslararası bir zeminde görünür kılınıyor.
‘DOKUMA ATLASI’ İLE GEÇMİŞTEN GELECEĞE
Yaklaşık 9 bin yıllık dokuma geleneği, yalnızca bir üretim biçimi değil, aynı zamanda kültürel kimliğin taşıyıcısı oldu. Bu birikim, sanayileşme, ucuz seri üretim ve usta-çırak zincirinin kopması gibi nedenlerle kayıp riskiyle karşı karşıya. Türkiye Dokuma Atlası Projesi, geleneksel dokumacılığı yeniden görünür ve sürdürülebilir kılmayı amaçlıyor.
ÇAĞDAŞ TASARIMLARLA DÜNYAYA AÇILIYOR
Dokumacılık, yeniden üretim ve gelir yaratma potansiyeline sahip bir sektöre dönüşüyor. Kutnu, Ankara Sofu, Buldan Bezi, Ehram ve Şal Şapik gibi dokumalar, modern kullanım alanlarına uyarlanarak uluslararası pazara sunulmak üzere yeniden yorumlanıyor. Bu yaklaşım, “Türk Dokuması”nı küresel ölçekte tanınan bir marka haline getirmeyi amaçlıyor.
‘ÖZE SADIK KALARAK O RUHU ANLAMALIYIZ’
“Geleneksel sanatları günümüze adapte edebilirsek yaşamalarını sağlayabiliriz ama bunu yaparken, geleneksel sanatların ruhunu anlamadan onları ticarileştirmeyelim” diyen Emine Erdoğan, “Genç nesillerin, zihnini ve ruhunu bu zengin anlam dünyası ile beslemeliyiz. Dünya ne kadar değişirse değişsin gelenek, sanat, zanaat ve yerel üretim ayakta kalmalıdır” ifadelerini kullanıyor. Kültürel mirasın titizlikle korunması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, geleneksel sanatların özüne sadık kalarak modern tasarımlarla buluşturulabileceğini belirtiyor.

KADIN EMEĞİ GÖRÜNÜR HALE GELİYOR
Proje, ‘dokuma kültürü rotaları’ ve ‘yaşayan müzeler’ ile kültür turizminin canlandırılmasını, yerel üreticinin desteklenmesini ve kadın emeğinin görünür hale getirilmesini hedefliyor. Böylece dokumacılık, yerel kalkınmanın da önemli bir aracı haline geliyor
‘İYİLİK, DAYANIŞMA VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde hayata geçirilen Türkiye Dokuma Atlası, Anadoludakiler, Sıfır Atık, Mirasımız Yerel Tohum gibi projeler; kültürel miraslarımız ve sürdürülebilirlik kavramları altında buluşan projeler. 25-26 Nisan’da; TOGEM-DER’in ‘iyilik, sürdürülebilirlik ve dayanışma’ temasıyla organize ettiği 4. Cemre Çarşısı’nda bu projenin bazı örnekleri görüldü. Beyoğlu’ndaki The Peninsula Oteli’nin fuaye alanında kurulan çarşının açılışında Emine Erdoğan, Sezai Karakoç’un “Kötülükleri bitiremeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz” sözlerini aktararak, “İyilik, hayatı güzelleştirip anlam katmanın simyası olur. Osmanlı’da kurulan vakıf sayısı 26 binden fazla. Dayanışmanın toplumsal yaşamın bel kemiği olduğunu anlıyoruz. Ne mutlu ki bu ruh, bugün de Cemre Çarşısı’ndan yükseliyor. TOGEM-DER, çeyiz yardımlarıyla yuvalar kurulmasına vesile oldu. ‘Artsın Eksilmesin Dönüşüm Pazarları’yla aileleri destekledi, sürdürülebilirlik konusunda farkındalık oluşturdu, insani krizlerde yardım götürdü” dedi.

80’İ AŞKIN MARKA STANT KURDU
Cemre Çarşısı’nın, söyleşi programları, çocuklara yönelik kültür-sanat faaliyetleri ve mutfak atölyeleriyle herkes için bir ilham kaynağı olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, “Buradan alacağınız her ürün bir ihtiyacı giderecek, sayısız tebessümün vesilesi olacak” diye konuştu. Erdoğan, tekstilden ev aksesuarına, gıdadan el sanatlarına kadar 80’i aşkın markanın stant kurduğu çarşıda, sürdürülebilir moda, sıfır atık ve geri dönüşüm çalışmalarını inceledi. Erdoğan daha sonra, ‘Anadoludakiler’ standını ziyaret etti.
ANKARA’NIN KALBİNDEN ASIRLIK HİKAYE
Tekstil sanayisinde hayvansal lifler arasında uzunluğu, mukavemeti ve parlaklığıyla öne çıkan tiftik, “Ankara Keçisi” olarak bilinen özel bir keçi türünden elde ediliyor. Yüksek kalitesi nedeniyle elmas iplik ve asil yün olarak da bilinen tiftik, geçmişte Anadolu’nun önemli üretim ve ihracat kalemlerinden biri olmuş. Ankara keçisinin tiftiğinden üretilen sof kumaş ise hafifliği, sağlıklı yapısı ve zarafetiyle öne çıkıyor. Ankara Valiliği ve Ankara Kalkınma Ajansı iş birliğiyle kurulan İz Ankara Tasarım ve El Sanatları Merkezi Koordinatörü, Ankara Vali Yardımcısı Elif Nur Bozkurt Tandoğan, 2020’den bu yana sof dokuma alanında çalışmaların yürütüldüğü bilgisini veriyor
COĞRAFİ İŞARETLE KORUNUYOR
Merkez, ücretsiz mesleki eğitim kursları düzenleyerek nitelikli iş gücü oluşturmakta ve usta dokuyucu sayısını artırıyor. Tiftik ipliği ve sof kumaşının boyanmasına yönelik çalışmalarda organik ve doğal yöntemler benimsenmekte, kök boya araştırmaları gerçekleştiriliyor. Doğadan elde edilen bitkilerle uygulanan eko baskı teknikleri sayesinde özgün desenler ortaya çıkarılmakta; sof kumaşı şal, fular ve erkek atkısı olarak kazandırılıyor. Dantel, iğne oyası ve keçe gibi geleneksel el sanatlarıyla zenginleştirilen ürünlerde sürdürülebilir üretim anlayışı öne çıkıyor. Ankara Valiliği tarafından 22 Aralık 2023’te alınan “Ankara Sof Kumaşı Coğrafi İşaret Tescil Belgesi” ile bu mirasın korunmasına yönelik çalışmalar güç kazanıyor.
