Önce dilimizden başlamalıyız

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İbretlik bir video izledim dün... Tam da yazımı yazmak üzereydim. Orta yaşlı bir kadına, muhabir mikrofonu uzatarak soruyordu: “Dün çocuğunun gözleri önünde bir anne eski eşi tarafından boğazı kesilerek öldürüldü. Ne düşünüyorsunuz?” Tüm Türkiye o dehşet haber sonrası sarsılmışken, tüylerimiz diken diken, dillerimiz susmuşken, bir kadının verdiği yanıtla daha da sarsıldım. Mikrofon uzatılan kadın şu yanıtı veriyordu:

“Allah saklasın. Cinayetler çoğaldı. Ya bence suç bayanlarda daha çok. Öyle tahmin ediyorum. Ben de bir bayan olarak erkeklere çok karşı geldiğimiz için, biraz alttan almadığımız için, hemen boşanmaya kalktığımız, ayağımın üzerinde dururum, nafaka alırım diyerekten onları öne sürüyoruz. Bu sefer ne oluyor? Erkekle zıtlaşıyoruz, cinayetler çoğalıyor. Küsüyor babaevine gidiyoruz.”

Soruyu soran muhabir de donup kaldı aldığı cevapla, ben de... Bu yanıta ne denir? Kadın cinayetlerinin önüne geçmek için sadece erkeklere değil, bu zihniyetteki kadınlara da suçu bulmalıyız. Öyle bir yere geldik ki nereyi tutsak elimizde kalıyor. Her şeyden önce dilden başlamalı, şu dilimizi değiştirmeliyiz. Yüzyıllardır yerleşmiş olan kadın düşmanı, kadını aşağılayan yerleşik kalıplarımızdan kurtulmalıyız. Cinayet önce dille işlenir!

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre; 2018’de 440 kadın, 2019 Temmuz’unda ise 31 kadın öldürüldü. Türkiye’de her gün beş kadın erkekler tarafından öldürülüyor. Belki şu anda bile bir yerlerde bir kadın şiddet görüyor, dehşet yaşıyor.

Türkiye’de kadınlar, en çok eşlerinden şiddet görüyor. Üstelik mahkeme tutanaklarına da yansıyan “yeni elbise almak”, “saçları kızıla boyatmak” hatta “gıcık olmak” bahaneleriyle. Türkiye artık, “Ya benimsin ya toprağın”, “Karım namusum” gibi kalıplardan yeni neslini arındırmalı. Yoksa bu ürkütücü tablodan kurtulmamız çok zor görünüyor.

EĞİTİM SEFERBERLİĞİ DE ŞART 

Geçen hafta yine içimiz yandı. Biz de POSTA İZMIR’de bu yaz çok defa dikkat çektik. “Yapmayalım, dikkatli olalım” dedik ama yine de orman yangınlarının önüne geçemedik. Geçen pazar, Karabağlar’da başlayıp Seferihisar ve Menderes sınırlarına da sıçrayan orman yangını hepimizi kahretti. İzmir’in akciğerleri yok oldu.

Geleceğe bırakacağımız en büyük mirasımız; doğamız, kirlenmemiş su kaynaklarımız, denizimiz, ormanlarımız olacak ama biz maalesef ya molozlarımızı dere yataklarına döküyor, ya pisliğimizi denize bırakıyor, elimize geçen çöpü boş bulduğumuz araziye döküyor ya da ormanlarımızı koruyamıyoruz. Yapacağımız en büyük kampanya, çocuklarımızı yaşken eğiteceğimiz bir eğitim kampanyası olmalı.

Çocuklarımıza daha küçücükken ağaç, doğa ve deniz sevgisini aşılamaya başlamalıyız. Fidan dikme kampanyası kadar, fidan ve doğa sevgisi seferberliğini de önemsiyorum.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder