Siz Çeşme'yi sadece turizm cenneti mi bilirdiniz? Çeşme'den artık sakız damlıyor

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

6000 yıldır toprakta hayat bulan Sakız Ağacı’nın anavatanı, Çeşme’nin tam karşısında bulunan Sakız Adası olarak bilinir. Hiç yaprak dökmeyen ama gövdesindeki şifayı gözyaşı gibi toprağa akıtan Sakız Ağacı’nın yetişmesine uygun iklim, Türkiye’nin turizm cenneti Çeşme’de de bulunuyor. Sakız Adası kadar gelişmese de son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı, Çeşme Belediyesi ve girişimcilerin çabalarıyla bu şifalı ve bereketli ağaç yeniden yeşertiliyor.

TARIM VE HAYVANCILIKLA TANINMAK İSTİYOR

Sakız ağaçlarının en dikkat çekici özelliği, hiçbir mevsim yaprak dökmemesi ve sadece gövdesi ile yaprağının değil, toprağının da sakız kokması aslında. Kabukların içindeki sakız, gözyaşı şeklinde akmaya başlıyor, bir süre sonra toprağa kendiliğinden düşüyor, 15 gün kadar katılaşması beklendikten sonra sakız kristalleri haline geliyor. Yıllarca deniz, kum, güneş ve sörfle gündeme gelen Çeşme, artık tarım ve hayvancılıkla da anılmak istiyor. Çeşme için tarımın en önemli sektörlerden biri olduğu bilinciyle hareket ettiklerini belirten Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran, binlerce yıllık tarihi bulunan ilçeyi şu sözlerle anlatıyor:

“Biz Antik çağlardan bugüne, baharın gelişine, toprağın rengine türküler, şiirler yazıp geldik. Anadolu’nun kurtuluş simgesi olduk. Umudumuzun kırıldığı her an, yine mücadele azmimizi, dağlarında çiçekler açan yurdumuzdan aldık. Ege’ye yüzümüzü dönmek, güneşe bakmak gibidir. İlçemiz, toprağımız; memleketin doğusundan batısına huzurun, yaşamın tüm renklerinin birleştiği bir gökkuşağı gibidir. Maviyle yeşilin kardeşliği, memleketimizin insanlarının Çeşme’deki kardeşliği gibidir.”

BAŞKAN ORAN: DÜNYA ÜRETİMİNDE YERİMİZİ ALACAĞIZ

Çeşme’de 40 yıl aradan sonra ilki geçtiğimiz yıllarda başlayan sakız üretimi, ekonomiye güç kazandırıyor. Sakız üretiminin artırılması için hazırlanan “Çeşme’den Sakız Damlıyor” projesi kapsamında, bu yıl 3’üncüsü düzenlenen damla sakızı ağaçlarının hasadı törenle yapıldı. Başkan Oran, sakızın Çeşme için önemini şöyle anlatıyor:

10 KATI POTANSİYEL

“Damla sakızı, sağlık ve ekonomik girdi açısından büyük öneme sahip. Sakız ağaçlarının korunması, çoğaltılması, verimliliğin artırılması çalışmalarımız önemli. Sakız Adası’nda 150, Çeşme’de ise 250 kilometrekarelik alanda yetişiyor. ‘Ada’nın 10 katı potansiyele sahibiz; dünya sakız üretiminde yerimizi alacağız. Yıllık 180 milyon Euro’yu aşan gelir potansiyeli var. 12 bin sakız fidanı yetiştirdik. Bu yıl 50 kilogram damla sakızı ve 4 litre sakız yağı ürettik. Sakız ağaçlandırma alanlarını geliştiriyoruz. Ağaç sayımız, 2 bini aştı. Dondurma üreticileri, sakızlı dondurmalarını geçen yıl bu toprakların mahsulünden üretti.”

ÇEŞME’Yİ ZİRVEYE TAŞIMAYA DEVAM

“Çeşme’nin endemik türleriyle de marka değerini artıracak, toprağımızı koruyacak, yerel zenginliklerimizi gelecek nesillere aktaracağız. Çeşme, denizi, kumu, ağacı, toprağı, güler yüzlü insanlarıyla büyük sevdamız. Aydınlık yarınlarımız için yerel değerlerimizi korumaya, geliştirmeye, potansiyelimizi güçlendirerek Çeşme’yi zirveye taşımaya devam edeceğiz. Ekonomik ve sosyal alanda sağlıklı bir gelecek planlaması için bölgemizin; denizinden ağacına, kurdundan kuşuna, taşından toprağına kadar her parçasına bütüncül yaklaşımla eğilmemiz önemli.

30 YIL ARADAN SONRA ANASON HASADI

Unutulmaya yüz tutmuş anason üretimine de 30 yıl aradan sonra yeniden başlandı. Başkan Oran’ın üreticiye piyasanın üstünde alım garantisi sözü vererek dağıttığı tohumlar yeşerdi. Oran, şöyle konuşuyor: “Çiftçilere ücretsiz dağıttığımız anason tohumlarının ilk hasadını yaptık. Ülkemizde ortalama verim dekarı 70 kilogram olan anasonun hasadından, dekarda 100 kilogram ürün alınması bekleniyor.”

BALIK KOOPERATİFLERİNE BELEDİYE DESTEĞİ

Balık kooperatiflerinden haftalık 200 kilogram deniz ürünü alarak, belediyeye ait tesislerde satışa sunulmasını sağladıklarını belirten Başkan Oran; üreticiye destek olurken, vatandaşlara da sağlıklı gıda sunduklarını kaydediyor. Oran, “Tarım ve hayvancılıkta üreticiyi desteklemek için projeler üretiyoruz. Bölgemize has Sakız ve Kaçeli koyunlarının çoğaltılması için 23 dişi, 3 erkek koyun alıp üretime başladık” diyor. Ayrıca belediye, “Tarladan Sofra’ya” projesiyle üreticilerin organik ürünlerini Çeşmelilerle buluşturuyor. Yöresel tatlarla zenginleşen üretici pazarı, vatandaşlara ekonomik avantaj sağlıyor.

ÜÇ YENİLEME PROJESİ

Başkan Oran, Çeşme için önemli üç projelerini şöyle aktarıyor: “Cumhuriyet Meydanı’nda yenileme çalışmaları tamamlandı ve Çeşmemiz modern bir meydana kavuştu. Tarihi değerlere sahip çıkıp, ayağa kalkması için kolları sıvadık. Çeşme Kent Müzesi’ni restore edip hayata geçireceğiz. Ilıca Yıldız Burnu’na, rekreasyon alanı kazandırdık; halkın kullanımına sunduk. Ilıca 5059 Sokak’ta, atıl durumdaki alana; plaj, yürüyüş ve bisiklet yolu yaptık. Güneşlenme terasları ve plaj hizmeti için çalışmalar sürüyor.”

KARAKILÇIK BUĞDAYINDAN ATA EKMEĞİNE

Tarım projelerinden biri de karakılçık buğdayı... Karakılçık buğdayının kaybolmaya yüz tutmuş olan tohumunu bulup çoğaltan ve bunlardan ‘Ata ekmeği’ üreten belediye, üreticilere destek veriyor. Bu yıl ilk hasadını yaptığı 2 bin yıllık Ata tohumu karakılçık buğdayı ekmeklerini, ÇEŞTUR Halk Ekmek Fabrikası’nda satıyor. Çiftçilerin üreterek toprağında kalmasını ve bölgeye ekonomik girdi sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Başkan Oran, “2020’de 60 üreticimize dağıttığımız ata tohumumuzu, 500 dönüm alanda yapılan ekiminde 200 ton ürün elde edip, una dönüştürdük. Amacımız, ekim alanı ve üretimin artması” diyor.

6 BİN YILLIK MASAL

Defne Atakan Beşer, İzmir’de bugüne kadar başarılı çalışmalarıyla bilinen bir dekoratör. Şimdilerdeyse Sakız Ağacı yetiştiriciliği ile de uğraşıyor. Sözü ona bırakıyorum:

“Çocukluğumdan beri, Sakız Adası’na çok gidip gelirim. Adadaki o ağaçların mis gibi kokuları, dükkanlarda satılan birbirinden güzel sakızla ilgili ürünler, beni her zaman cezbetmiştir. Bundan 10 sene evvel, eşim Murat ile beraber Çeşme’deki bahçemizin etrafını sakız ağaçlarıyla sınırladık. 10 yılda bu ağaçlar büyüdü, büyüdü daha da güzelleşti. Orjinal erkek ‘Pistacia Lentiscus’ cinsi ağaçlarımızın üzerine, geçen yıl Çeşme Tarım Müdürümüz Ahmet Keçeci öncülüğünde havai köklendirme yaparak, güzel bir üretim gerçekleştirdik. Yaklaşık 3 bin fidan elde ettik. Bu sene yine aynı havai köklendirme yöntemi ile köklendirme yaparak, yeni fildeler elde edeceğiz. Bu yöntem ile çok kısa bir sürede fidan elde edilebiliyor. Sakız ağaçları, sabır ve sevgi ister. Ürün vermesi yaklaşık 10 yılı bulur. Ağaçların altı, dallarının çapı kadar yuvarlak açılır ve temizlenir. Üzerine, çok ince mermer tozu dökülür ve tertemiz hazırlanır. Böylece ağaçlardan akan sakızlar tertemiz mermer tozunun üzerine damlar. Sakızların rahatlıkla akabilmesi için özel bir bıçakla ağaca yaralar açılır, bu yaralar asla ağaca zarar vermez. Aksine ağacın iyiliği içindir. İki hafta sonra sakızlar gözyaşı gibi akmaya başlar. Daha sonra toplanan sakızlar, sabaha karşı çok güzel bir ritüel gibi deniz suyuyla yıkanır ve kurumaya bırakılır. Deniz suyunun tercih edilmesi, sakızın kokusunu kaybetmemesi içindir. İnanılmaz bir şifa kaynağıdır.”

BÜYÜLÜ HİKAYELERİNE AŞIK OLDUK

“Biz, sakız ağacının büyülü masallarına aşık olduk. Homeros’un destanlarına konu olan... Her zaman yeşil kalmasıyla Yunan Mitolojisi’nde ölümsüz ve şifalı olarak kabul edilmiş. M.S. 10. yüzyılda Sakız Adası’nda Cenevizliler tarafından keşfedilen sakız ağaçları, Avrupa’ya da yayılmış. Gövdesinde, dallarında, yapraklarında binlerce yıllık masallar barındıran sakız ağacı, gövdesinden gözyaşı damlaları gibi damla sakızlarını akıtır. Bu gözyaşlarının içinde hiç anlatılmamış aşklar, üzüntüler, mutluluklar, sevinçler, şenlikler, ağıtlar vardır. O sadece bir ağaç değildir; hiçbir zaman ölmeyen, yansa da kökleri canlı kalan ve tekrar yeşeren, ölümsüzlüğü simgeleyen büyülü bir şifa kaynağıdır. Mutlaka bahçenizde olması gerekir. Onun o mis gibi sakız kokusu hiçbir kokuya benzemez.”

ÇOCUKLARIMIZA DA YAŞAMANIN ZARAFETİNİ YAŞATMALIYIZ

“Biz, Çeşme Yarımadası’nda sakız ağacının çoğalması için ciddi bir gayret veriyoruz. Bunun için birçok üreticiyle, bahçesi olan herkesle bu ağaçlardan yetiştirip, yarımadamıza çok güzel bir değer kazandırmamızı hayal ediyorum. Bize çok yakın mesafede olan Sakız Adası’nda, büyük bir saygınlıkla, devlet desteğiyle, özenle her bir ağaç kayıtlı olarak yetişiyor; bakılıyor ve ürünler elde ediliyor. Sakız Adası’nın en büyük gelir kaynağının mastic yani sakız olduğunu düşünürsek, bizim de bu güzel yarımadayı kalkındırmak için elbirliğiyle çalışıp, sakız ağacını coğrafi işaretimiz olarak yaşatabiliriz. Doğa, en güzel tedavi yöntemi. Biz bahçemizde her türlü sebzeyi yetiştiriyoruz. Seramızda değişik ağaçlar ve fidanlar yetiştiriyoruz. Yaşamanın gerçek bir sanat olduğunu düşünüyorum. Çocuklarımıza da yaşamanın zarafetini, sanatını yaşatmamız gerekir ki dünyamız güzelliklerle bezensin. Oğlum Atakan da ne mutlu bana ki aynı farkındalıkta. Çeşme’de hayvanlarla, tarımla, çiçeklerle, iç içiçeyiz. Bunun keyfi tarif edilemez. Sonuçta her birimiz kendi masalımızı yazıyoruz. Bu da bizim masalımız...”

DEDEDEN TORUNA BİTMEYEN LEZZET

Babasının 1945’te Çeşme’de kurduğu Rumeli Pastanesi’ni çocuklarıyla birlikte büyüten Osman Mersin, “Dondurmamız 12 ay vitrinden inmez” diyor. Rumeli Pastanesi’nin sahibi Osman Mersin’in lezzete uzanan yolculuğu 1945’de Çeşme’de açtığı küçük tatlıcı dükkanında başlıyor. Mersin, eşinin çeyizlik masa ve sandalyelerini kullandığı dükkanda, hem sütlü tatlı hem de dondurma üretip satmış. Osman Mersin’in 1983’te vefatıyla bayrağı oğulları devralmış. Bugün Rumeli Pastanesi’nin dümeninde Hüseyin Mersin eşi Semra Mersin ile birlikte oğulları Ali ve Osman Mersin kardeşler var. Hüseyin Mersin, üçüncü kuşaktan aldığı güçle Rumeli Pastanesi’ni daha da büyütmek için çalışıyor.

DAMLA SAKIZLI DONDURMAYI BULDU

Aile şirketinin büyümesi hayalini kuran Hüseyin Mersin, babası Osman Mersin’in 1-2 yaşında ailesiyle Selanik Kavala’dan mübadeleyle Çeşme’ye yerleştiğini belirterek şunları anlatıyor:

“Babam çırağı olduğu Cemal Usta’dan sütlü tatlıları ve dondurma yapmayı öğrenmiş. 1945’te kendi yerini açmaya karar vermiş. Annem merhum Şadiye Mersin’in eşyalarıyla 40 metrekarelik bir dükkan açmış. Babam vanilya kalmayınca yerine damla sakızını dünyada ilk kez dondurmada denemiş. Böylece damla sakızlı dondurma ortaya çıkmış. Ev yapımı reçel, Kavala ve damla sakızlı kurabiyeler hazırlamış.”

Damla sakızı, dünyada sadece Sakız Adası’nın güneyindeki kırmızı topraklarda ve Çeşme Yarımadası’nda yetişen sakız ağaçlarından elde ediliyor. Yüzlerce yıl boyunca şifa ve aroma olarak gözde bir ticaret ürünü olan damla sakızı, bugün ise ilaç, kozmetik, boya, gıda ve içki sanayisinde kullanılmasıyla hala çok değerli bir ürün. Zamanla Çeşme’de sayısı giderek azalan sakız ağaçları, şimdi yeniden hayat buluyor.

Yazarlarımızdan

25 Eylül 2021, Cumartesi 07:01
25 Eylül 2021, Cumartesi 07:00
25 Eylül 2021, Cumartesi 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder