Tiyatroya adanmış bir ömür ve buruk bir veda

11 Kasım 2019, Pazartesi 08:00
AA

Düşünün... 18 yaşındasınız, devlet üniversitesini kazanmışsınız. Hem de İzmir’de... Derse giriyorsunuz; dersi veren seçtiğiniz bölümün kurucusu, dalın Türkiye’deki efsane ismi, mihenk taşı, hatta dünyaca tanınanı, ülkede o bölümle ilgili ders kitaplarının yazarı, çevirmeni...

Umutlarınıza umut katılmaz, gelecekle ilgili hayalleriniz büyümez mi? Böyle şanslı bir üniversite hayatım oldu. Bölümün kurucusu ‘o’ olunca doğal olarak diğer hocalarımız da mesleğin en iyileriydi. Fakülte Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ydi. Fakültenin kurucularından ve bölümün kurucusu o isim ise Prof. Dr. Özdemir Nutku.

O DERS HİÇ BİTMESİN

1990’lı yıllar... İyi yazan, dili iyi kullanan bir gazeteci, editör olmak istiyordum. Tiyatro Bölümü Dramatik Yazarlık Ana Sanat Dalı’nı seçtim. Dersler dersten çok bir belgesel niteliğindeydi benim için. Özdemir Hoca’nın sahne dersini tüm bölüm alıyorduk.

O ders hiç bitmesin istiyorduk. Zaten ders; yıl sonunda sahnelenecek oyunun bir yıllık baştan sona provalarıydı. Üniversitenin bahçesinde, koridorlarında, kantininde, fuayede Özdemir Hoca ile sohbet etmek ise hayatın provalarıymış. Ondan hayatla, sanatla, felsefeyle ilgili anılarla harmanlanmış ne çok şey öğrenmişiz; “Okulların amacı gençlerin kafasını eğitmekse, tiyatronun amacı o gençlerin yüreğini eğitmektir” diyen hocamızdan...

ÇOK İSİM YETİŞTİRDİ

Türkiye’nin en iyi sanatçılarını yetiştiren okul olarak bilindi DEÜ GSF. Hocanın başında olduğu Tiyatro Bölümü ise çok sayıda tanınan ismi kazandırdı. Dizi film oyuncuları, seslendirme sanatçıları, yönetmenler, sahne tasarımcıları, yazarlar, akademisyenler... Ama hoca okul dışında da tiyatro sanatının hak ettiği yere gelmesi için çok uğraştı. Özellikle İzmir’de...

Şehir tiyatrosu kurulması gerekliliğini yıllarca savundu. Ne Yüksel Çakmur’a ne Ahmet Piriştina’ya ne Aziz Kocaoğlu’na kabul ettiremedi. Bunun gibi onlarca düşünce, proje kaldı raflarda.

UNUTULMAYACAK SÜRPRİZ

Tiyatro için adanmış bir ömür geçirdi. Ne eserlerini, ne çevirilerini, ne sahnelediği oyunları, ne ödüllerini buraya sığdırmam mümkün değil. Büyük bir ışıktı. Işığıyla bizim yolumuzu aydınlattı. Eli her zaman üzerimizdeydi. Yapabileceğimiz tek bir şey vardı.

Bir doğum gününde Türkiye’nin, dünyanın her yerinden öğrencileri ona sürpriz hazırladık. Bir otelin salonuna toplandık. Meslektaşı, hayat arkadaşı Prof. Dr. Hülya Nutku, “Yemeğe gidelim” diye tuttu elinden, o otele getirdi. Salonun ışıkları yandığında hepimiz oradaydık, hocanın tüm öğrencileri... O gece hepimiz tarif edilemeyecek mutluluk yaşadık.

SAHNEDEN VEDA

Her ölüm erken ölümdür... Daha yazacak, yapacak çok şey vardı, hala yazıyor, çağırıldığı her yere koşuyordu. Ama belli ki kalbi de biraz yorulmuştu Özdemir Hoca’nın. Bir süredir kalp yetmezliği vardı. Son bir haftadır yoğun bakımdaydı. Hayat arkadaşı ve en az onun kadar bizlere, tiyatroya emeği bulunan Hülya Hoca ile bunun da üstesinden geleceğine inandık hep.

Olmadı... Ne denir ki... Sadece tiyatroyu, yazmayı değil; hayatı, felsefeyi, nezaketi öğrendiğim hocamı... Türk tiyatrosunun gelişmesinde büyük katkıları olan, hocaların hocası, eşi az bulunur bir sanat adamını Özdemir Nutku’yu cuma günü kaybettik. Tarifsiz duygular içindeyim. Keşke üniversite yıllarında ders aldığımız sahneye geri dönebilsek şimdi. Bizler o gıcırdayan koltuklarda beklerken hocamız ağır adımlarla girse sahneye... Ama öyle olmadı. Ona dün sahneden veda ettik bu kez... Bizi aydınlattığı ışık, ışığı olsun... Bu buruk vedada ise tek dileğimiz; sahne sanatlarına bu kadar emek vermiş hocanın adını taşıyan, hak ettiği gibi bir tiyatro sahnesine İzmir’in yeniden kavuşması...

KİMDİR?

Prof. Dr. Özdemir Nutku, Türk tiyatrosunun efsane isimlerinden; tiyatrobilimci, yazar, yönetmen, eleştirmen ve oyuncudur. DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü’nün (Ege Üniversitesi bünyesinde kurulup daha sonra DEÜ’ye bağlandı) ve Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi’nin kurucusu. Dünya Tiyatro Eğitimi Enstitüsü’nün kurucularından. Bugüne kadar 37’si tiyatro, 22’si çeviri, 4’ü şiir, 12’si oyun ve uyarlama, 2’si senaryo, 1’i çocuk olmak üzere 78 kitap yazdı. Yüzlerce öğrenci, onlarca akademisyen yetiştirdi.

HER 10 KASIM SAYGIYLA AYAKTAYIZ

Dün 10 Kasım’dı... Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün sonsuzluğa uğurlanışının 81’inci yıldönümü. Türkiye’nin dört bir yanında ve İzmir’de saygı, sevgi, özlemle andık Ata’mızı. Tüm bu anmalar, Posta’nın ulusal baskısındaki birinci sayfa gibi, yine “Bir ölüm ancak bu kadar ölümsüz olabilir” diye düşündürdü.

Sıradaki haber yükleniyor...