Topu duvara atmak

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Büyüdüğüm apartmanın büyük bir bahçesi vardı ve geç saatlere kadar sokakta oynayan, oyuna ve bahçeye doyan bir çocukluk geçirdim. Oyun arkadaşlarım ise Gonca ve Sinem olurdu hep.

Bir gün topumu alıp bahçeye indiğimi hatırlıyorum. Sanırım oldukça zamansız bir saatti ki Sinem de Gonca da gelemediler. Ben de oyun arkadaşı olarak duvarı seçtim ve bir süre duvarla voleybol oynadım. Hayatımın en keyifsiz, en kahkahasız, en tepkisiz sokak oyunuydu diyebilirim.

İnsan olarak hayatta pek çok şeye ihtiyaç duyuyoruz. Bu ihtiyaçların başında ise, Gestalt kuramına göre temas geliyor. Hem biyolojik hem de psikolojik olarak temasa ihtiyaç duyuyoruz ve yaşamımızın temelinde bu ihtiyacın karşılanması yatıyor.

Yaşam içinde anne, baba, eş, çocuk, yönetici, çalışan gibi farklı rollerde sürekli bir iletişim halindeyken, kurduğumuz iletişimlerde sadece kendi ihtiyaçlarımızın karşılanmasını beklemek, topu duvara atıp keyif almayı beklemeye benziyor. 

Peki sağlıklı bir iletişim kurmak, anlamak, anlaşılmak ve karşımızdakinin anlaşıldığını ona hissettirebilmek için ne yapmalıyız?

  1. Karşımızdakinin “Üzgünüm”, “Yorgunum”, “Keyifsizim”, "Mutsuzum”, “Fena değilim” gibi duygusunu aktardığı cümleleri es geçmemek. Yani, iletişimin en temel koşulu olan, duyguyu duyma/görme ve karşılık verme konusunda hassas olmak ve bu tür duygu ifadeleri karşısında onun için ne yapabileceğimizi sormak,
  2. Dinlerken ne olursa olsun karşımızdaki ile göz teması kurmak. Eğer kurabilecek durumda değilsek müsait olmak için süre istemek,
  3. Karşımızdaki kişi ile kurduğunuz iletişimde, zaman zaman “İyi ki varsın” ile başlayan ve yaptıklarının hayatımıza faydasını vurgulayan cümleler söylemek. İlişkilerimizde mutlaka olumlu yönler de olduğunu görebilmek ve gördüklerimizi karşımızdakine yansıtmak,
  4. Kullandığımız kelimelerin karşımızdakine etiket yapıştırır nitelikte olmamasına özen göstererek kendi duygumuzu ifade edebilmek. Örneğin, “Çok umursamazsın” demek yerine, “Senden daha çok ilgi görmeye ihtiyacım var” diyebilmek,
  5. Zor iletişim anlarında susabilme gücünü gösterebilmek ve “Biraz sakinleştikten sonra konuşmak istiyorum” diyerek iletişime ara verebilmek.

Hayatımın en keyifsiz oyunuyla başlayan o günün sonu, Goncalara gidip annesi Gülser Teyze’nin yaptığı el açması böreği yiyerek bol temasla ve keyifle sona erdi. 

Topu duvara atmak, hayatın keyifsiz bir oyunudur. Bir eşle oynamak ise, yığınla hatıra barındıran paha biçilmez bir deneyim.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder