Doğa, kış uykusundan usulca uyanırken yeşilin binbir tonu, mavinin dinginliğiyle yeniden kucaklaşıyor. İlkbaharın taze nefesi yalnızca toprağı değil, ruhlarımızı da çiçeklendiriyor. Huzurun ve sakinliğin en çok yakıştığı bu mevsimde kendimizi daha özgür, daha sınırsız hissediyoruz. Bize ise yalnızca şu sorunun peşine düşmek kalıyor: “Bu kez nereye gitsem?” Yeni keşiflerin izini sürenler için, baharda mutlaka görülmesi gereken 7 Avrupa rotasını sizin için derledim. Şimdiden iyi yolculuklar…

Amsterdam-Hollanda
Kanallar, bisikletler ve laleler… Amsterdam, ilkbaharın ruhunu en iyi yansıtan şehirlerden biri. Kanallar boyunca yürüyüş yapmak, tekne turuna çıkmak ya da bisikletle şehri keşfetmek; buranın ritmini hissetmenin en keyifli yollarından.
Dordogne-Fransa
Orta Çağ’dan günümüze uzanan şatoları, yemyeşil vadileri ve Lot Nehri’nin dingin akışıyla çevrili Dordogne, adeta masalsı bir dünya sunuyor. İlkbaharın gelişiyle birlikte açan çiçekler, bölgeyi göz alıcı bir şölene dönüştürüyor. Taş evlerin ve tarihi köylerin dokusunda dolaşırken, kendinizi bir rüyanın içinde gibi hissedeceksiniz.
Puglia-İtalya
Burada gürültü yok, telaş yok… Yalnızca denizin huzuru, taş evlerin yalın zarafeti, doğanın büyüsü ve güneşin ritmi var. Zarif kıyı şeritleri ve kartpostal güzelliğindeki manzaralarıyla Puglia; tarih, sanat ve bozulmamış doğayı kusursuz bir uyumla bir araya getiriyor.
Sevilla-İspanya
Dünyanın en büyük Gotik katedrallerinden birine ev sahipliği yapan Sevilla, ilkbaharda tüm ihtişamıyla parlıyor. Nefis tapasların tadına bakabilir, Torre de los Perdigones’den şehrin panoramasını izleyebilir ve gecenin ritmiyle canlanan sokaklarda kendinizi müziğin akışına bırakabilirsiniz.
Madeira-Portekiz
İlkbaharda düzenlenen büyüleyici çiçek gösterileriyle Madeira, yılın en göz alıcı dönemlerinden birini yaşar. Yeşil tepeleri, Monte Palace Tropikal Bahçesi ve Madeira Botanik Bahçesi gibi eşsiz alanlarıyla ada, binlerce farklı bitkinin renkleriyle adeta yaşayan bir tabloya dönüşür.
Cotswolds-İngiltere
İngiltere’nin “Olağanüstü Doğal Güzellik Alanı” olarak anılan Cotswolds, tarihi taş evleri ve dingin doğasıyla ‘gerçek İngiltere’yi keşfetmek isteyenler için ideal bir rotadır. Sevimli kasaba ve köyleriyle bu bölge, kalabalık şehirlerden uzak, bilinçli bir kaçış sunar.
Ljubljana-Slovenya
Zarif köprüleri, açık hava kafeleri ve salkımsöğütleriyle Ljubljana, romantik bir masal kitabının sayfalarına benzer. Şehrin ortasından sakin bir ahenkle akan nehir, taş sokaklara ve Barok binalara kendine özgü bir zarafet katar.
