Mesleğim gereği 38 yıldır yaşamım, Nişantaşı, Etiler, Levent, Bebek, Arnavutköy, Karaköy, Cihangir ve Tünel gibi İstanbul’un en seçkin semtlerindeki restoran, bar ve kulüplerde geçti. Ancak son yıllarda bu bölgelerin dokusu öylesine değişti ki artık içimden hiçbirine gitmek gelmiyor. Çünkü o eski mekânlar neredeyse tamamen brasserie ve kafelere dönüştü. “Tebdil-i mekânda ferahlık vardır” diyerek rotamı bugüne dek adını sıkça duyduğum ama hiç gitmediğim Vadistanbul’a çevirdim. Aman Allah’ım! Burası bambaşka bir dünya. Kendimi İstanbul’da değil, Manhattan, Miami Brickell ya da Dubai’de gibi hissettim.

MİCHELIN REHBERİNDE YER ALAN LEZZET DURAĞI
Etrafa şöyle bir göz gezdirdikten sonra beni en çok cezbeden mekân The Galliard oldu. Türkiye’de Michelin rehberine giren tek brasserie olan bu yerin hem menüsü hem de özel olarak hazırlanan kokteyl listesi oldukça zengin. Menüden seçtiklerimle unutulmaz bir gastronomik tur yaptım: Trüf aromalı Steak Tartar, Çıtır Tavuk, rezeneli, pancar yapraklı, yağlı marullu yeşil salata, Ceviche Leche de Tigre, el yapımı Penne alla Norma ve tabii ki kokoreç! Uykulukla harmanlanarak hazırlanan bu özel kokoreç, sokak satıcılarından yediklerim de dahil bugüne kadar tattığım en lezzetli versiyonuydu.
PERDE ARKASINA SAKLI ÖZEL EĞLENCE
The Galliard Privé, iki bin kadar üyesi olan, referans yoluyla katılabildiğiniz özel bir kulüp. Kültürel zenginlik ve farklı meslek gruplarından, özellikle beyaz yakalıları bir araya getiren kulüp üyeleri için hafta sonları harika partiler düzenleniyor. Mekânın ambiyansına şöyle bir göz gezdirdim. Pırıl pırıl, bakımlı güzel hanımlar, şık beyefendiler ile doluydu. Tıpkı eskiden Nişantaşı, Etiler ve Bebeğin elit mekânlarda olduğu gibi. Yemekten sonra ben de bu partilerin yapıldığı, perdelerle gizlenmiş bölüme geçtim. Soul Grinders adlı DJ ikilisi pikapların başındaydı. Plaklardan yükselen müziğe gitar, saksafon ve vokaller eşlik ediyordu. Ortam adeta bir müzik şöleniydi. 20 Kasım gecesi mekânda çok özel bir meyhane gecesi düzenlenecekmiş. Birbirine benzeyen mekânlardan sıkılan, farklılık arayanlar için The Galliard kesinlikle ideal bir adres. Afiyet olsun, iyi eğlenceler!
