Annenin, ölen kızı ile buluşması ‘dijital ölümsüzlük’ mü, travma mı?

YAZI BOYUTU

Geçtiğimiz günlerde bir annenin, ölen kızıyla sanal gerçeklik sayesinde bir araya gelmesi olayı haberlere konu oldu. Sanal gerçeklik teknolojilerinin ölüm ve yas sürecinde nasıl kullanılabileceğine yönelik bir örnekti. Bu kavuşma bir ölüyle sanal ortamda buluşmayı mümkün kılarak tarihe geçti. Ancak, sosyal medyada bu haberle ilgili annenin psikolojisinin daha çok etkileneceği yönünde birtakım yorumlar da yapıldı. “Bu durum anneyi sanal dünyaya iter, gerçeklikten uzaklaşır, ürkütücü bir deneyim, gerçek sanal ilişkisini ayırt etmek zorlaşır” gibi yorumlar dikkat çekiciydi. 


Annenin, ölen kızı ile buluştuğu anlarda neler yaşanmıştı? 

Güney Koreli Jang Ji-sung isimli kadının 7 yaşındaki kızı Nayeon yakalandığı hastalığın tedavisinin bulunamaması sonucu hayatını kaybetti. ‘Sanal gerçeklik’ projeleri üreten bir firma, 8 aylık bir çalışma ile Nayeon'un görüntüsünü oluşturdu. Anne ve kızının daha önce gittikleri bir parkın sanal gerçekliğini hazırlayan firma, aileyi stüdyoya davet etti. Stüdyoya gelen anneye bir sanal gerçeklik gözlüğü verildi, eşi ve diğer kızı ise teknik ekip ile birlikte izleyici bölümünde sürece tanık oldu. Sanal gerçeklikte annenin kızı ile buluştuğu anlar ise stüdyodakileri gözyaşlarına boğdu. Anne Jang, sanal gerçeklik gözlükleri ve eldivenleriyle de olsa kızının saçlarını okşadı, elinden tuttu. Nayeon, annesinin sözlerine ve hareketlerine tıpkı karşısındaymıçasına tepki verdi. Elleri birbirine dokundu. 

Anne kızın sohbetinden bir kesit 

NAYEON: Anneciğim, seni çok özledim.

ANNE: Ben de seni çok özledim. Annecik hep seni görmeyi istedi. Güzel kızım benim.


Black Mirror distopyasından klon robotlara

Teknolojinin gelecekte insanların hayatında nasıl bir role sahip olacağına yönelik tahminlerde bulunan bir distopya olan TV dizisi Black Mirror'da (Kara Ayna) da buna benzer bir durum işlenmişti. Black Mirror dizisinin bir bölümü eşini kaybeden bir kadının yas sürecinde yapay zeka ile konuşması ve onun fiziki olarak klonuyla yas sürecini geçirmesini konu alıyordu. Dizinin sonunda yas tutan eş, kocasının klonunu tepkisizliği ve duygulardan yoksun oluşu nedeniyle de yok etmek istiyordu. Bu tarz diziler aslında ilk bakışta gerçekleşmeyecek gibi dursa da, Rusya’da bunun bir adımı atıldı bile. Bir Rus teknoloji firması gerçek insanların robot klonlarını satıyor. Bu Rus şirketi ürettiği robotları “dijital ölümsüzlük” diye adlandırıyor ve tarihe iz bırakan şahsiyetlerle başladığı macerasına “Alıcılar robotları dünyadaki herhangi bir kişiye benzetmeyi seçebilirler” vaadiyle de bir adım öteye taşıyor.  

Bu teknolojik adımlar, ölenlerin gerçeğinden ayırt edilmeyen sürümleriyle etkileşim kurma fırsatı olarak değerlendirilen, psikolojik açıdan yas sürecindeki kişilere nasıl bir etkisinin olacağı ise merak konusu. Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney ile Güney Kore’de yaşanan bu deneyimi konuştuk. 

Peki hocam; sanal gerçeklik ölüm-yas süreçlerinde insanlara yardımcı olabilir mi?

Kaybettiğimiz kişileri özler, hatta keşke bir daha görebilsem, bir daha sarılabilsem diye düşünürüz. Bu çok doğal. Güney Koreli Jang Ji-sung’da bu arzuda. Bu deneyim aslında yas sürecini kolaylaştırmak yerine, aynı yas süreçlerinin tekrar tekrar yaşanmasına neden olabilir. Çünkü bu deneyimin bitişinde yas tekrar başlayabilir. Bu durumun faydalı olduğunu düşünmüyorum.

Teknolojinin bu boyutu insan psikolojisini nasıl etkiler? Bu tür teknolojiler kullanılmalı mı?

Öncelikle; konunun en önemli noktası, yas süreci. Yas temelde 5 aşamada gerçekleşir. Bu aşamalar sırasıyla inkâr, kızgınlık/öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenmedir. Birini kaybettiğimizde önce inanamayız, şaşırırız. Sonrasında bu durumun neden başımıza geldiğiyle ilgili öfke duyarız. Bir sonraki evrede durumla pazarlık ederiz, yani durumu kabullenemesek de olan biteni tekrar değerlendiririz. Sonra, ümitsizlik ve çaresizliğin yaşandığı bir depresif dönem geçiririz. Son aşamasında ise; aylar içinde durumu kabullenir ve artık onsuz bir yaşamın gerçekleriyle hayata döner ve hayatı normalleştiririz. Yani artık ölümle ve kaybedilenle vedalaşılmıştır. Yas süreci aylar alır. Bu nedenle; yoğun, aylarca süren bir duygusal süreç ve baş etme dönemini tekrar tekrar yaşamak, güçlük oluşturabilir. Bununla birlikte, artık deneyimlenen bu yeni durumu birçok kişi talep edecek. Bu nedenle; belki yeni durumla ilgili psikiyatristler ve klinik psikologlar yeni çözümler üretmek durumunda kalabilir. Faydalı olup olmayacağını zaman gösterecek.

Bu algıda ne gibi değişikliklere yol açar? Gerçek sanal algısını nasıl etkiler? Psikolojik travmalara yol açar mı?

Algı yanılması kaçınılmazr. Bizler hayatın gerçeklerine göre yaşar, ona göre çözüm üretiriz. İnsanlar gerçeklikten uzaklaştıkça uyum problemleri yaşar. Sanal durumlar insanları içine çeker. Örneğin sinema, diziler, VR oyunlar gerçeğin dışına çıkmamıza neden olur. Kısa süreli olduğunda problem olmaz. Bununla birlikte; bizi doğrudan duygusal alanda sarsan olayların etkisi daha kuvvetli. Doğal olarak bu durumlarla baş etmek, yaşamın gerçeklerine dönmek daha zor. Kaybettiğimiz kişiyi görmek, işitmek ve dokunmak bizi daha çok sarsar. Bununla birlikte bu videoyu Güney Koreli Jang Ji-sung da seyretti. Esasen o güçlü duyguları yaşadığı andaki stüdyodaki halleri üzücü. Bir boşluğa dokunmak, yeşil bir zeminin önünde, bir sürü teknik ekibin yanında bu tuhaf görünümünü seyretmek kişiyi travmatize edebilir. Yani; aslında olup biteni seyretmek daha kötü hissettirebilir. Bu da kaçınılmaz olarak kişiyi ruhsal yönden olumsuz etkileyebilir.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...