Çocuklarda kekemelik

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Çocuklarda 2-6 yaş dil gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir. Bebeğin 18 ay itibariyle başlayan konuşma isteği iletişim kurmanın sosyalleşmenin temellerini oluşturur. Babıldama sesleri ses öbeklerine, hecelere , kelimelere, basit ve karmaşık cümle yapısına dönüşür. Bu süreçte artan kelime dağarcağı ile birlikte çocuk dilini anlamaya ve kullanmaya başlar. Bazı durumlarda çocuğunuz sizin söylediğiniz her şeyi anlamasına karşın konuşma sırasında sesleri çıkarmakta zorlanır. İletişimde akıcı konuşmaya uygun olmayan duraksama yada takılmalar görülür.  

Her 100 çocuktan birine erken dönem kekemelik tanısı konulmaktadır.  Kekemelik ; kişinin ses, hece ve sözcükleri tekrarlaması, uzatması, sesi çıkarmada zorlanması, kelime içinde duraksaması gibi belirtilerle ortaya çıkarak akıcı konuşma ve iletişimin bozulmasıdır. Kekemeliğin tipi, süresi ve tedavi yaklaşımı bireye göre değişir. Kekemelik bir hastalık değildir.

Kekemelik ne zaman ortaya çıkar?

Kekemelik çocukluk çağı dışında ergenlik ve yetişkinlik döneminde de ortaya çıkar. Yetişkinlik çağında görülen kekemeliğin nörojenik bir alt yapısı vardır. Erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülür. Çocukluk çağında ortaya çıkan kekemeliğin %75’ i,  birey 5-6 yaşına gelince düzeldiği görülmüştür. Çocuğun okula başlama yaşı geldiği halde kekelemesi devam ediyorsa bir uzman görüşü almak yaralıdır.

Kekemelik neden olur? 

Kekemelik gelişimsel bir sorun olabileceği gibi nörolojik temelli beyin hasarı sonrasında da oluşur. Kekemeliğin neden kaynaklandığı tam bilinmemekle birlikte sürece etki eden sebepler olduğu düşünülmektedir.

• Baskıcı, otoriter, disiplin içerikli davranış kalıplarının olduğu ortamlarda kekemelik daha fazladır.

• Kekemeliğin kalıtımsal bir alt yapısı vardır. 

• Nörolojik ve psikolojik sorunlar kekemeliğin ortaya çıkmasına neden olabilir.

• Travma sonrası stres kaygı bozukluğu kekemeliği tetikler.

• Bireyin kekemeliğini etkileyen sebepler ile kekemelikten etkilenme şekli farklılık gösterebilir. 

Kekemelik problemi yaşayan kişilerin tipik belirtileri nelerdir?

• Sözcüğü söylerken fiziksel tepkiler verme (Kasılma, tikler vb.)

• Çıkaramadığı kelime için başka kelime kullanma

• Kekeleyeceğini anladığı zamanda ağzını kapama, öksürme gibi beden diliyle manipule etme

• Konuşma sırasında uygun olmayan ses yada hece tekrarlamaları, takılmalar, duraksamalar

• Akıcı konuşma ritminin olmaması

• Ne diyeceğini unutmuş gibi davranma

• Stresli ve tedirgin ruh hali

Kekemeliğin tedavisi var mı?

Kekemeliğin erken tanılanması gelişim için önemlidir. Dil ve konuşma terapistleri kişi için en uygun destek ve tedavi yollarını kullanarak , kişiye kekemelikle baş etme ve çözüm yollarını gösterir.

Kekemeliği yaşayan kişi için çevresinin destek ve işbirliği içinde olması sürecin kolay aşılmasını sağlar. 

Kekeleyen çocuğa nasıl davranmalı?

Çocuk “kekeleme” kelimesini bilmez. Çocukla iletişim kurarken onun farklı olduğu ve anlaşılamadığı hissini yaşatmamak gerekir. Yetişkinler çocukla konuşurken aceleci ve tahammülsüz bir tavır sergilemekten kaçınmalıdır. Çocukla onun konuşma hızını uygun yavaşlıkta , sakin bir şekilde konuşmalı. Çocuğun konuşmasını düzeltmekten yada cümlesini tamamlamaktan kaçınılmalıdır. Çocuğun konuşurken ne anlatmak isteğine dikkatimizi vermeli ve odaklanmalıyız. Çocuk konuşurken takıldığında yada duraksadığında “Sakin ol. Yavaş söyle. Acele etme…” gibi cümleler kurarsak , çocuğun iletişim kurma isteğini kırarız. Özgüveni azalmış bir çocuk sosyalleşmekten ve iletişim kurmaktan kaçmayı tercih eder. 

Kekemelik yaşayan çocukların;

• Okul başarısında düşüş,

• Akran ilişkilerinde sorun ,

• Akran zorbalığına maruz kalma,

• Psikososyal süreçlerde olumsuz deneyimler ve davranış örüntüleri vardır.

Çocuk okul hayatına başlamış ve kekemelik sorunu devam ediyorsa multidisipliner bir yaklaşımla çalışılmalıdır. Sürece okul rehberlik servisi, psikolog, dil / konuşma terapisti ve aile katılmalıdır. Yapılan araştırmalarda kekemelik yaşayan çocukların okul ortamında akran zorbalığına maruz kaldığı, alay konusu olduğu, gruplar tarafından dışlandığı ve çocuğun yaşadığı tüm bu süreçlerin yansıması olarak travma sonrası stres bozukluğu ve depresyon alt yapısını oluşturduğu belirlenmiştir. 

Çocuk iletişim kurma isteğinin sonucu olarak deneyimlediği olumsuzluklarla içine kapanmakta, çekingen olmakta, konuşmaktan kaçmakta, farklı davranış kalıpları ve tikler geliştirmektedir.

Terapiler de çocuğun gün içinde maruz kaldığı kekelemeyle nasıl baş edeceğini yönelik rehberlik edilir. Stresle nasıl baş edeceğini öğrenmesi, duygu-durumunu dengelemesini sağlayacak stratejiler geliştirilmesi önemlidir. 

Bircan Tavas 

Özel Eğitim Uzmanı

www.bircantavas.com


Sıradaki haber yükleniyor...
holder