21 Aralık'ta yeni bir çağ başlıyor

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Başta astrologlar olmak üzere ezoterik ilim insanlarının merakla beklediği bir gün var: 21.12.2020.

200 yıldır yaşamakta olduğumuz toprak çağının bitip, hava çağına geçeceğimiz gün. Bunun çok farklı boyutlarda etkileri tartışıladursun bugün biraz ilişkilere yansımalarını konuşalım isterim.

Toprak elementi, kök çakra ile ilişkilidir, fiziksel boyutla ilgilenir. İnsanlığın eş seçiminde fiziksel özelliklere, finansal zenginliğe, sosyal statüye önem verdiği yıllardan geçtik. Bir süredir ise bu dinamiğin artık işlemediğini görüyoruz. İnsanlar uzun soluklu ilişkiler yaşamakta zorlanıyorlar.

Hava ise kalp çakrasının elementidir. Partnerlerimizde kalpten bağ kurabilmeyi, bu esnada ilişkide hava elementini barındırabilmek adına birey kalabilmeyi araştıracağız. İlişkilere dair kalıplarımız sarsılacak, daha önce düşünmediğimiz şekillerde birbirimizin evrimine vesile olacağız.

Kalp çakranın, sakral çakra ile doğrudan bağlantısı vardır. Sakral çakra ise duyguları, yaratıcılığı ve cinsel enerjiyi temsil eder. Cinselliğe dair tabuların temelden yıkılacağı yıllara girmekteyiz. Bu neden önemli derseniz, yüzlerce yıldır gizlenmiş bir gerçek olarak; cinsel enerji yaşam ve yaratım enerjisi demektir. Bu enerjiyi baskılamak, tüm canlıların doğasına aykırıdır ve tüm sapkınlıklar bu baskılamadan kaynaklıdır. 

Gelgelelim cinsellik deneyimi konuşulmayan, etrafı korku, suçluluk ve utanma duygularıyla çevrilmiş durumda. Bu kadar temel bir eyleme dair hiçbirimiz sağlıklı bir eğitim almadık, 19. yüzyılın sonlarına kadar bilimsel bir araştırmaya dahi konu olamadı. Sadece zevk veren ve üremeye yaradığını sandığımız bu eylem, birçok kadim öğretide aydınlanmaya giden yolda etkili bir araç olarak kullanıldı. Günümüzde gördüğü muamele ise daha aşağılayıcı olamazdı. 

Cinselliği ilahi bir eyleme dönüştürmek ve cinsel enerjiyi aydınlanma yolunda kullanabilmek için önümüzde uzun bir yol var. Cinsellik, bir partnerden önce kendi başımıza araştıracağımız ve keşfedeceğimiz bir ifade kanalı olmalı. İlk aşamada doğrudan cinsellik üzerine çalışmak etrafındaki duvarlar aşılamıyorsa, “duyumsal” ve yaratıcılığı canlandıran pratikler yapılmalı.

Kadınların genital bölgelerini tanımaları, yaşam biçimlerinin ay döngülerini nasıl etkilediğini gözlemlemeleri ve cinselliği özgürce yaşayabilmeyi kendilerine hak görmeleri olmazsa olmaz.

Erkeklerin ise cinselliği, bir sevgiyi ifade etme biçimi olarak görmeyi öğrenmesi, partnerini dinlemeyi ve çift olarak bir deneyim yaşamayı araştırması, “erkekliğin” cinsellik yoluyla ispatlandığı düşüncesini bırakması şart.

Dünya ve üzerindeki tüm varlıklar için yeni bir çağ başlıyor. Bu süreçte büyük ölçekte olan tüm dönüşümler bireysel boyutta da yaşanacak. Buna ne kadar uyum gösterirsen, deneyimin o kadar keyifli, ne kadar direnirsen o kadar sancılı olacak. Dönüşümünü tamamlayan ise cennetle karşılaşacak.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder