Black Friday’i boykot etmek, teoride iyi niyetli ama...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Black Friday’i boykot etmek, teoride iyi niyetli, pratikte niyetiyle çelişen akım.

Kasım ayı tüm dünyada, özellikle çevrimiçi platformlarda indirim ayıdır; tüm bütçe, üretim, pazarlama planları bu dönem baz alınarak yapılır. Her kasım ayının son cuma günü ise bu aktivitelerin zirveye ulaştığı gün olması sebebiyle mağazaların önünde kamp kuran kitleler, bilgisayar başında sabahlayan alışverişçiler artık normalleştirdiğimiz enstantaneler.

Son yıllarda çığrından çıkan tüketim alışkanlığına dikkat çekmek isteyenlerin seçtiği gün de yine Black Friday. Dünya ekosistemi, ihtiyacımızın çok üzerine çıkmış olan üretim-tüketim atıklarından geri dönüşü olmayan yaralar alıyor. İnsanların, kendilerine ve başkalarına sahip oldukları nesneler üzerinden değer biçmeleri, gerçek insani değerleri yok ediyor. Doğa ile bağımızın yok oluşu, diğer tüm bağımlılıklar gibi alışverişe bağımlılığı da tetikliyor. 

Haliyle tüketim çılgınlığını boykot etmekten daha yerinde bir duruş düşünemiyorum.

Gelgelelim, bunun yönteminin Black Friday’de alışveriş yapmamak olduğuna katılmıyorum.

Kendi adıma tam tersi, yılın geri kalan zamanında alışverişi kesip yalnızca bu dönemde “kazıklanmadan” alışveriş yapılmasının dengeleri değiştireceğine inanıyorum.

Bunun insanları “gerçek ihtiyaç nedir” ya da “bu ürünü hangi fiyattan almak makuldür” gibi soruları sormaya teşvik edeceğine, ihtiyaçların parça parça değil, tek seferde alınmasının sağlıklı bütçe planlamasından, paketleme malzemesinden tasarrufa kadar çok yere dokunacağını öngörüyorum.

Amaç dikkat çekmekten ziyade bir şeyleri değiştirmekse, bunun en etkili yönteminin kendinden başlamak olduğunu savunuyorum.

Mesela Black Friday’i boykot edenlerden kaçının yılın geri kalanındaki tüketim alışkanlıklarını gözden geçirdiklerini merak ediyorum.

Bazı markaların tepki olarak indirimleri tüm aya yaymasının bu durumu nasıl iyileştirdiğini anlamıyorum.

Emekçilerin sırtından kar gütme çabalarına nefret kusanların köylüden elma alırken, eğitmenden ders alırken, zanaatkardan iş alırken pazarlığın dibine vurmasını samimi bulmuyorum.

Özetle, yine kitlesel boyutta neyin nasıl olması gerektiği konusunda tutkuyla tavır gösterirken, bireysel alışkanlıklarımızda hiçbir köklü değişiklik yaptığımızı sanmıyorum.

Yazarlarımızdan

16 Ocak 2021, Cumartesi 15:01
16 Ocak 2021, Cumartesi 11:41
16 Ocak 2021, Cumartesi 07:40
Sıradaki haber yükleniyor...
holder