Hangi yollar Roma'ya çıkar?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Elbette bizim bildiğimiz türden olan günümüz yollarının hepsi Roma’ya çıkmıyor. En azından zorlu bir Schengen süreci var. Zaten Jül Sezar’ın o ünlü “Her yol Roma’ya çıkar” sözünü de -karayolu ya da havayolu için değil- ya kendisinin gücünü göstermek adına “Ben her yerdeyim. Yaptığınız her hata buradan duyulur, buradan cezalandırılır” manasında söylediği ya da -şu an Sultanahmet’te bulunan- o vakit Roma’da olan Milenyum Taşı’nın dünyanın merkezi olduğunu belirtmek için dediği, yorumlanır. Bizim de işimiz; hangi yollarla Roma’ya gideceğimizi ve her yeri tarihi merkez olan bu muhteşem şehri hangi yolları takip ederek gezeceğimizi anlatmak… Sen de oku Brütüs!

ROMA’NIN HİKAYESİ

Çok Gezenti serisinden yazdığım son kitap olan ‘Boş Dünya’da (affedersiniz bu haftadan itibaren tüm kitapçılarda ve online kitap sitelerinde mevcut) Roma’nın mitolojik hikayesinden şöyle bahsetmiştim: Milattan önce 700’lü yıllardaki iktidar mücadeleleri yüzünden, doğar doğmaz kentten uzaklaştırılan Romolus ve Remus isimli ikizler, onları bulan bir kurt tarafından büyütülürler.

An gelir ve bulundukları dev şehrin söz sahibi kişisi olmak için bir kavga etmeleri gerekir! Arayı atlıyorum, bolca mitolojik hikaye var çünkü: Tanrı’nın oğulları geliyor balyozlarından şimşekler çıkarıyor, Tanrıça kızları kanatlarını açıyor, yılanlar saçıyor falan… Sonucunda mücadeleyi kazanan Romolus, ikiz kardeşi Remus’u öldürür… Hal böyleyken kentin adı da, kazanan Romolus’un adından mütevellit, ‘Roma’ olur. Aksi olsaydı, şu an size REME yazısı yazıyor olacaktım…

Söz konusu İmparatorluk ikizlerimizi emziren kurda Ana Kurt, Capitolino Dişi Kurdu deniyor ve bulunan ilk bronz heykeli Roma Conservatori Meydanı’ndaki Musei Capitolini’de sergileniyor. Heykelin bir kopyası da Capitoline tepesinde, küçük bir sokağın köşe başında yer alıyor.

Capitol Tepesi’nin meydanındaki müze binasının arkasından; Palazzo Nuovo ve Palazzo Conservatori adlı iki saray arasından küçük bir geçidin altından geçersiniz ve kentte o dev tarihi Forum Alanı’nı görebileceğiniz en güzel açıya gelirsiniz! Zamanında hem ziyaret hem ticaret, gösteri, dini tören, siyasi toplanma; ne var ne yok bu Forum’da meydana gelirmiş.

ŞEHRİN ‘TARİHİ MERKEZİ’ TÜM ROMA’DIR!

Roma Havalimanı ‘Fiumicino’dan şehir merkezine inmenin birkaç yolu var. En ucuz seçenek, dünyanın pek çok turistik merkezinde olduğu gibi ‘shuttle bus’ dediğimiz alan-merkez otobüsleri. Bileti kişi başı 5 euro civarı. Trafik falan derken Roma'ya 50 dakikada ulaşırsınız. Tren seçeneği daha hızlı ve iki katı pahalı. Eh tabi taksi imkanınız da var ama o 50 euro’yu bulur. Bugün 50 euro…

Gerçi, bugünü yazacağım, yarın değişecek… Boşver. 50 euro işte. Merkez tren istasyonu olan ‘Termini’ civarları Roma’da uygun bütçeli otel bulmak için ideal... Torino Caddesi’nde, Cavour Caddesi’nde, birçok otel ve konuk evi var. Başkentte konaklama konusunda zorlanacağınızı sanmıyorum. Son gittiğimde otelimiz Cavour Caddesi’ndeki Hotel Argentina’ydı. Tavsiye edebilirim.

Bu arada otel odasına girmeden belirteyim… Termini’ye en yakın ünlü meydan Repubblica ve burada mutlaka görülmesi gereken bir ‘Santa Maria Degli Angeli Kilisesi’ var. Bu kilisenin önemi, tarihin başkenti denebilecek bu şehirdeki Rönesans döneminde tasarlanmış tek kilise olması. Tasarlayan ise, sıkı durun, Michelangelo! Kilisenin içinde ayrıca ‘Galileo’nun sarkacı’ da var desem?

YAKARIM, ROMA’YI DA YAKARIM!

Santa Maria Maggiore Bazilikası, Termini’deki otelimize çok yakın olan Esquilino Tepesi’nde… Bu noktaya yapılmasının 4. yüzyıl Papa’sı tarafından rica edildiği söylenen yapı, şehrin en eski Katolik dini mekanlarından biri. İçindeki mermerler ve duvar işlemeleri benzersiz. Katolik dini mimari anlayışının ne denli ‘halkı etkilemek için ihtişamı kullanan’ tarzda olduğunu hemen anlayacaksınız.

Tanrı’nın bu kadar gösteriş sevdiğini hiç sanmıyorum! Neyse… Şehrin en değerli mekanlarından biri, Roma’nın hatta tüm İtalya’nın simgesi, Collesseum’dur! Türkçede  ‘Kolezyum’ olarak anılan bu yapının sadece açılış töreninde beş binden fazla hayvan öldürüldüğünü biliyor muydunuz? Sıkı durun; bir o kadar da insan öldürülmüş. Öyle pis bir arena işte Colesseum! 80 giriş kapısı, 50 bin izleyici kapasitesi, 32 kafes kapısıyla, inşaatı sekiz yılda bitmiş bir ‘kanlı tören’ abidesi…

Colossus, ‘devasa’ manasına geliyor ve elbette İmparator Neron’un bu işte de parmağı var. Burası adını Neron’un 30 metrelik Colossus Neronis denen heykelinden almış. Arena’ya turist olarak girmek için biletinizi mutlaka internetten alın. Google’da resmi sayfasını kolayca bulursunuz. Sıraya girerek alacağınız bireysel biletten daha ucuza gelecek olan bu bilet, sizi hangi mevsimde giderseniz gidin, üç saat kuyruk beklemekten kurtaracaktır.

İLLE DE ROMA OLSUN, İSTER ÇAMURDAN OLSUN…

Nerva Forumu, Trajan Forumu, Agustus Forumu... Tanrılara adanmış forum alanları, imparatorlara adanmış forum alanları derken; dev Kolezyum’un hemen yanından uzanan yol, az önce bahsettiğim Capitol Tepesi’nin sırtlarına kadar dayanır. Sezar Forumu ve arkasındaki dev Venüs Tapınağı’nı gözden kaçırmanız mümkün değil. Maşallah, İtalyanlar forumlarını iyi korumuşlar.

Venezia Meydanı’na vardığımızda ise sizi 2. Vittorio Emanuele Anıtı karşılar. Romalıların “Düğün pastası” dedikleri, ihtişamı abartıldığı için ‘kitch’ mertebesine ulaşmış bir yapı. İtalyanlar tarafından pek sevilmiyor. Çok de eski değil, 1911’de, birleşik İtalya’nın ilk kralı

2. Vittorio Emanuele’i onurlandırmak için yapılmış. Arkasında da 1. Dünya Savaşında yitirdikleri askerlerin anısına özel bir mezarlık var. Şehrin en havalı alışveriş caddesi Via Del Corso, hemen bu anıtın karşısında uzanmakta. Çift olarak gidenler; zaten o cadde kadınları manyetik olarak çekeceği için yolu kolayca bulacaklardır. Şehrin en eski, en ünlü, en popüler alışveriş caddesidir “Corso”.  Roma’nın çok ünlü iki tarihi noktası daha; İspanyol Merdivenleri ve Aşk Çeşmesi, yine bu caddenin sağlı sollu uzantılarında yer almaktadır.

Bu arada, ünlü İspanyol Merdivenleri’ne bu ismin verilmesinin sebebi, dönemin İspanyol büyükelçilik evine yakın olmasıymış. 300 yıl önce Fransız parasıyla yapılmış ve Avrupa’nın en geniş merdivenleri olma özelliğine sahipmiş. Bir de mahşeri turistik kalabalığından başka, pek bir özelliği yok zaten; notlarımıza eklemiş olalım…

Bizim Corso’da şimdi yaptığımız, bir ‘Passeggiata...’ Nedir bu? Romalıların özellikle Pazar günü; Corso Caddesi’nden geçip, Popolo Meydanı’na kadar salına salına yürümeleridir efendim. İsteyen dondurmasını alır, isteyen dilim pizzasını yer, isteyen mevsiminden sonra fiyatı düşmüş ucuz bot var mı diye vitrinlere baka baka, 2 kilometre ötedeki Belvedere Bahçeleri’nin bulunduğu yeşillik alana kadar yürür, vakit geçirir.

TURİSTE DOYMUŞ BİR TURİSTİK ŞEHİR

Evet turiste doymuştur Roma. Mükemmeldir. Karizmatiktir. Değeri şüphe götürmez… Ama halkı turisti, çok da öyle ayıla bayıla sevmez. Satıcısı pazarlığa girmez. Servis elemanı fazla şaka kaldırmaz; yapsa da hafif alaycı, o size şaka yapar! Roma dondurmasının en iyilerinden birini, tarihe adı Trevi Çeşmesi olarak düşen ve Aşk Çeşmesi olarak anılan ünlü Barok yapının bulunduğu meydanda yiyebilirsiniz.

Bir tanesini de hemen 200 metre kadar batıda; şehrin en eski yapısı olma özelliğini taşıyan ‘mimari mucizesi’ Pantheon’un meydanında… Pantheon! Girişinde 20 dev sütun, içinde 43 metre çapında dünyanın en büyük desteksiz kubbesi ve sekiz metre çapındaki ışık penceresiyle duran bu efsanevi binayı, kaçırmayın lütfen. Bina M.S.609 yılında, şehre çok fazla önem katan İmparator Hadrianus döneminde, en son haline getirilmiş. Dondurmacının adı da Ciuccula. Tam burada, Piazza Rotonda’da!

“DÜNYANIN EN KÜÇÜK DEVLETİ” DENİNCE…

Eveet, gelelim ünlü dini merkez Vatikan’a ve dev kilisesi St.Pietro’ya! Katolik inancının en üst kademe ismi Papa’nın yaşadığı sembolik bir devlet Vatikan; zaten biliyorsunuz… Medici ailesinin flama renkleriyle bezenmiş kıyafetleriyle burayı koruyan İsviçreli askerler, affedersiniz biraz Cirque du Soleil akrobatı kılıklı duruyorlar. Tam ortasında Mısır’dan gelen bir dikilitaş ve tabii ki dünyanın en büyük kilisesi olan St. Peter Bazilikası!

İçinde 800 kişinin yaşadığı Vatikan, 1929’da, Roma’nın tam ortasında kurulmuş. San Pietro Bazilikası ve yanındaki efsane şapel Sistine, turistlerin ilgi merkezi. Sistine’yi de Michelangelo tasarlamış ve duvarlarıyla tavanında, kendisi dahil pek çok ünlü ressamın eserleri var. San Pietro (Aziz Petrus) Bazilikası ise zaten herkesin, başında ‘en’ var diye görmek isteyeceği yapı. 60 bin ziyaretçi kapasiteli kilisenin içinde bir de altar (dini sunak) var ki… Benim ömrü hayatımda gördüğüm heykelsi yapılar içinde en etkileyicisidir diyebilirim.

Bir de Prag Katedrali’nin içindekine büyülemiştim… (Aaaa! Bak haftaya Prag yazayım size ben!) Rönesans mimarlarından Gian Lorenzo Bernini, 1600’lerin ortasında öyle bir çalışmış ki bu 30 metrelik bronz, gümüş, mermer eser üzerinde… Zaten Roma’daki popüler eserlerin yarısından çoğu bu sanatçıya; Bernini’ye aittir.

DANİLO’NUN ŞANSI

Geriye kalan önemli noktalardan; mesela yine Bernini’nin ünlü Dört Nehir Çeşmesi’nin olduğu pek ünlü turistik meydan Novona’ya gideceksiniz... Küçük ve romantik meydan Campo de Fiori’deki Farnase’de halk pazarı alışverişinizi yapacak; parmigiano peynirinizi ve ‘Forno’ ekmeğinizi alacaksınız. Carbonara makarnanın çıkış noktasında da belki bir tabağından tadacaksınız…

Orta İtalya, makarnanın çıkış bölgesi olmasa da bu ülkenin her bölgesinde, farklı bir tür makarnanın kendine özgün yapılışı var. Sonra çok has bir mahallede; Tiber’in karşı yakasındaki ‘Trastevere’ Yahudi bölgesinde, nefis taş fırın ve ince- şekilsiz İtalyan pizzaları var! Böyle lezzetleri barındıran bir ülkede doğan tabii ki iyi aşçı olur! Şanslısın Danilo! Evet, yediniz içtiniz, üzerine bir de espresso alırsınız artık…

Aman İtalya’da sakın “Baksana yavrum bana bir Amerikano ver” falan demeyin. Size bir Korona virüsüymüşsünüz gibi bakacaklardır. (İtalyanlar da çok çekti be!) Dünya ilk espresso makinesiyle 1901’de İtalya’da tanışıyor. Dönemin hızla gelişen iş hayatında ‘hızlıca’ yapılan bu kahveye “Espersso” deniyor… Adıyla bir “Espresso” söyleyip, hakkıyla ‘dünyanın en tarihi şehri’ olmuş Roma’yı izleyin.

Yazarlarımızdan

28 Eylül 2020, Pazartesi 14:49
28 Eylül 2020, Pazartesi 11:47
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:18
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:07
Sıradaki haber yükleniyor...
holder