İnanç ve kuşku mevsimi: Karantina günleri

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.


Charles Dickens, “İki Şehrin Hikayesi” eserinin ilk sayfasında Fransız İhtilali döneminde Paris ve Londra'yı anlatıyor. Ben ise bu satırları okurken bugünün dünyasını hayal ettim.

Ben bu yazıyı yazarken tüm dünyayı saran corona virüs salgını nedeniyle Türkiye 19 gündür karantina altında. İnsanlar evinden çıkabilmek için yönetenlerden icazet bekler oldu. Her yeni gün korku içinde vefat sayısının açıklanmasını bekliyoruz. Uzmanlar her sabah yeni bir uyarı ile yönetenler ise her akşam yeni bir tedbir ile karşımıza çıkıyor.

Kimine göre virüs çıkıp giderken hayatımızdaki her şeyi değiştirecek ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Kimine göre ise hiçbir şey değişmeyecek. Tedavi ve aşı bulunduğu an her şey eskiye dönecek. Hatta o kadar hızlı dönecek ki şaşıp kalacaksınız. 

Kimi yuvasında kalmaktan son derece memnun. Artık para için şirketlere gidip çalışmayı, aynı odada saatlerce toplantıya boğulmayı, film izlemek için sinema salonlarına gitmeyi bırakmanın vakti geldi. Artık kendi içine dönme ve hayal gücünü geliştirme vakti. 

Diğerleri ise yeniden seyahat planları yapmak ve kalabalıklara karışmak için sabırsızlanıyor.

Tüm bunlar yaşanırken içimizi kemiren bir soru aklımıza düşüyor: Peki bundan sonra ne olacak? 

Corona virüs dünya siyasetini bile değiştirdi. Süper güçlerin ilişkilerinde adeta yeni bir dönem başladı. Öyle ki ABD Başkanı Donald Trump, "Söylemeliyim ki birçok ülke ile harika ilişkilerimiz var. Rusya bir uçak dolusu malzeme gönderdi, bu harika bir şey" ifadelerini kullandı. 

Uzun yıllardır dünyanın odağında o kadar çok şey var ki… Nükleer savaş, terör, mülteci sorunu, petrol, hızla düşen faiz oranları. Şimdi ise koca dünyanın ortak bir derdi ve ortak bir düşmanı var: Salgın.

Avrupalı, orta doğulu, zengin, fakir, ünlü, ünsüz, plazada oturan ya da arka mahallede yaşayan... ‘Eşitlenecek’ diyemeyiz elbette. Ama, kaderimizin birbirimizle nasıl bağlantılı olduğunu göreceğiz.


Bağlılık bilincine sahip olacağız 

İnsanlar ortak mücadele ve sıkıntı içindeyken bağlanmak ve desteklemek eğiliminde olurlar. Corona virüs sürecinde ve sonrasında “Varsak birlikte varız yoksak birlikte yokuz” düşüncesi ile bağlılık bilincine sahip olacağız. Ortak bilincin getirisi olarak da insanların hükümetlere yönelik talepleri artacak. 


Sağlık çalışanlarının kıymetini anlayacağız

Bu mücadelede ön cephede savaşan hiç şüphesiz sağlık çalışanları. Dövülen, hakaret edilen, bıçaklanan sağlık çalışanları... Ailesini evde bırakıp gecesini gündüzüne katan sağlıkçıların kıymetini anlayacağımıza inanıyorum.

Doğa ile barışacağız

Corona virüs bittiğinde dünya üzerindeki kirli havadan kurtulacak. Gökyüzü pırıl pırıl olacak. Çiçekler büyüyecek, yeşil alanlara can gelecek. Hubert Reeves'in söylediği gibi "Doğa ile savaş halindeyiz. Kazanırsak kaybedeceğiz." Görünen o ki bu savaşı kaybettik ve kaybetmeye mahkumuz. 


Son olarak…

Sokaklarda özgürce dolaşmanın, eşe dosta sarılmanın, reyonlarda istediğimiz ürünleri bulmanın hatta grip olup doktor yolu tutmanın bile nasıl bir lüks olduğunu anlayacağız. Belki oksijeni hiç olmadığı kadar çekeceğiz ciğerlerimize. Ve bir ağacın önünden, onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçmeyeceğiz artık. Kim bilir…

Yazarlarımızdan

23 Mayıs 2020, Cumartesi 07:01
23 Mayıs 2020, Cumartesi 07:00
23 Mayıs 2020, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder