Ötanazi ölüm hakkı mıdır? Pasif ötanazi ve aktif ötanazi nedir?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ötanazi insaların tarih boyunca net cevap veremediği sorunsallardan biri. Kimi görüşe göre, ötanazi bir ölüm hakkı, tıpkı yaşam hakkı gibi. Başka bir görüşe göre ise ötanazi eşittir intihar. Size görüşününüzü sormadan önce ‘pasif ötanazi ve aktif ötanizi nedir’ sorularını cevaplayalım... (Anket yazının sonunda)

Ölüm olmasaydı, onu icat etmek zorunda kalırdık.

Voltaire

Belçikalı sporcu Marieke Vervoort ötanazi ile yaşamını sonlandırdı. 19 yıldır kaslarının güçsüzleşmesine neden olan hastalık yüzünden zorluk yaşayan Vervoort pek çok dünya şampiyonasında birincilik kazanmıştı. 2016'da verdiği bir röportajda, "Vücudum için dayanılmaz acılar yaşıyorum" derken "Her çalışma sonrası inanılmaz ağrılarım oluyor. Her yarışta kendimi zorluyorum. Antrenman ve yarış benim ilacım" ifadelerini kullanmıştı. 

Yıllarca ötanazi hakkının savunucusu olan Vervoort, "Gerçekten çok korkuyorum ama ötanazi bana huzur veriyor. Bu hakkım olmasaydı intiharı tercih ederdim. Her ülkede ötanazi hak olursa daha az intihar olacağını düşünüyorum. Umarım herkes bunun bir cinayet olmadığını görür" demişti.


Fransa’da 11 yıl devam eden ve kamuoyunu ikiye bölen ötanazi davası

42 yaşındaki Vincent Lambert, 29 Eylül 2008’de geçirdiği motor kazasından beri komadaydı. Doktorlar beynindeki hasarın geri döndürülemeyeceğini söylüyordu. Lambert'in yasal varisi olan eşi, doktorlarla birlikte yaşam desteğinin son bulmasını istiyor ve pasif ötanazi uygulanabileceğini savunuyordu. Ancak Lambert'in ailesi buna karşı çıktı. Oğlunun tedavi gördüğü hastanede gazetecilere açıklama yapan 90 yaşındaki baba Pierre Lambert, “Bu kılıfına uydurulmuş bir cinayet, bu ötanazi” dedi.

Vincent Lambert'in ötanazi süreci 11 yıl sürdü. Yaşam destek ünitesinden çıkarılan Lambert, Paris Temyiz Mahkemesi'nin son dakika kararıyla yeniden üniteye bağlandı. 

Ülkenin en yüksek temyiz mahkemesi Yargıtay, verdiği kararla ciddi beyin hasarı görmüş hastaların yaşam destek ünitelerinin kapatılabileceğine hükmetti.

Mahkemenin pasif ötanaziye yeşil ışık yakmasıyla birlikte doktorlar 2 Temmuz’da Lambert’in yaşam destek ünitesini kapatmaya başladı. Lambert’in koyu bir Katolik olan ebeveynleri, oğullarının yaşam desteği aşama aşama kapatılırken yanındaydı. Doktorlar ilk olarak besin ve su aldığı tüpleri kapattı. Aile mahkemenin tedaviyi sonlandırma kararını ‘delilik’ olarak niteledi.

Vincent Lambert'ın annesi.


Vincent Lambert, doktorların aşamalı olarak yaşam desteğini kapatmaya başlamasından bir hafta sonra tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 

Ötanazi sürecinde bir an için kendinizi Lambert'ın ailesinin yerine koysanız ne hissederdiniz? Ya da sevdiğiniz bir insan hakkında ötanazi gibi hayati bir karar vermek durumunda kalsaydınız ne yapardınız?


Ötanazi nedir?

Yunancada “iyi, güzel ölüm” anlamına gelen ötanazi, tıp terimleri sözlüğünde şöyle tanımlanıyor: Acı çekmeksizin ölüm, ağrısız ölüm. Hayatından ümit kesilen veya tedavisi imkansız hastanın, ağrı ve acı duymaksızın ilaçla öldürülmesi.

Ana Britannica ise ötanaziyi şöyle tarif ediyor: İyileşme olasılığı olmayan hastalar ya da yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan bireylerin yaşamını acı vermeyen bir yöntem kullanarak sona erdirme.

Wikipedia’da ise şöyle ifade ediliyor: Bir kişinin yaşamını, yaşamının dayanılamayacak durumda olarak algılanması sebebiyle, acısız veya çok az acıtan bir ölümcül enjeksiyon yaparak, yüksek dozda ilaç vererek veya kişiyi yaşam destek ünitesinden ayırarak sonlandırmak.


Aktif ötanazi nedir?

Aktif ötanazide, doğrudan (direkt) uygulama söz konusu. Öldürücü madde,kurtarıcı tedavi uygulanması imkânsız olan hastaya doğrudan verilir.


Pasif ötanazi nedir?

Pasif ötanazide, dolaylı (indirekt) bir uygulama söz konusu olup, hastayı hayatta tutan makineler kapatılır ya da geçici - kısmi tedaviye yönelik ilaçların verilmesi kesilerek, ağrının giderilmesi dışında bir tedavi uygulanmaz. Aktif ve pasif ötanazi, amaç ve son açısından aynı olsa da, prosedürün farklılığı açısından, farklı yasal durumlara sahip.

Yine de bu iki ötanazi türü arasında gerçekten bir farklılığın olup olmadığı, eğer biri diğerinden daha iyiyse bunun pasif mi yoksa aktif ötanazi mi olduğu etik ve felsefî bağlamda tartışılıyor.

Bugün yasal olarak pasif ötanazi, aktif ötanaziye oranla daha iyi karşılanıyor ve aktif ötanaziye oranla daha çok ülkede yasal olarak uygulanıyor. 

Bununla birlikte özellikle felsefe çevrelerinde pasif ötanazinin aktif ötanaziden, belki ancak yasal olarak daha iyi olduğuna, pratikte ise büyük ihtimalle daha kötü olduğuna dair yorumlar mevcut. 


Nerelerde uygulanıyor?

Pasif ötanazi genelde birçok ülkede, farklı koşullar altında yasalken, aktif ötanazi çoğu ülkede yasak. Hekim destekli intihar (physician assisted suicide) genel olarak yasa dışı olmakla birlikte, ABD'nin Washington, Oregon, Montana ve Vermond eyaletlerinde yasal. Dünyada Belçika, Hollanda, Lüksemburg’da ötanazi serbest. Hatta Hollanda ve Belçika’da 12 yaşından büyük çocuklar için de uygulanıyor.

Kanada Yüksek Mahkemesi doktor gözetiminde hayatını sonlandırma yasağını iptal etti ve ötanazinin yasallaşmasını sağladı. Mahkeme kararı sadece akli dengesi yerinde olan yetişkinleri kapsıyor. Bu kişiler tedavisi olmayan bir hastalıktan dolayı tolere edilemeyecek, fiziksel veya psikolojik acı çekiyorsa, doktor gözetiminde ölme hakkına sahip olacak.

İntihar oranının yüksek olduğu Batı ülkelerinin başında gelen Belçika’da hazırlanan raporda, bir başka intihar şekli gibi görülen ötanazinin yaygınlaştığına dikkat çekildi.


Türkiye’de ötanazi yasal mı?

Türkiye’de ise 1998 yılında yayınlanan Hasta Hakları Yönetmeliği'nin "Ötanazi Yasağı" başlıklı 13. maddesine göre, ötanazi yasaklanmış durumda. Söz konusu maddede şöyle deniliyor:

"Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahi, kimsenin hayatına son verilemez.”

Öte yandan, İslam’a göre de insanın Allah’tan ölümü dilemesi hoş karşılanmayan bir davranış.

Türkiye’de aktif ötanazi uygulaması yasal değil. Ancak pasif ötanaziye dair pek çok açıklama mevcut.


Okuduklarımdan çıkardıklarım

Okuduklarımdan çıkardığım notlara göre ötanaziye her koşulda karşı çıkan görüşün temel argümanı, ötanaziyi intihar ile eş tutmaları. Peki, ötanazi intihar ile eş değerse, intihar söz konusu olduğunda herhangi bir cezai hal gerektirmeyen kanunlar, neden kişinin acılarından kurtulma talebini tıbbı ortamda talep etmesini “kasten öldürme" olarak değerlendiriyor?

Bu yazının amacı ülkemizde 'neden şöyle ya da neden böyle' gibi yorum yapmak değil. Zaten bunu sorgulamak da doğru olmaz. Bu yazının amacı, ötanazi konusunun enine boyuna araştırılmadan, tarihi ve güncel çerçevede değerlendirilmeden doğrudan kabul veya inkar edilmesinin ne kadar doğru bir kanaat olduğu.

Ötanazi hasta yönünden değerlendirildiğinde, ölüme kadar bitkisel hayatta olan, sadece yatan ve uyuyan, yemek yerine ilaç, su yerine serumlarla hayatını devam ettiren, acı ve ızdırap çeken bir profil ortaya çıkıyor. Yani burada üzerinde en çok durduğumuz, böyle derin bir meselenin büyük bir hassasiyetle tartışılması. Ötanazi hukuki, psikolojik, sosyolojik, tıbbi ve biyolojik boyutundan bağımsız düşünülemez.

İntihar, hastalıklı bir ruh halinin kişide cereyan eden yansımaları neticesinde, kendisini etkisiz hale getirme, sıkıntılardan kurtulma gibi düşüncelerle ortaya çıkan bir durum. İntihar doğanın akışına karşı, olağan değil. Ayrıca dini ve ahlaki otoritelerce dışlanır. Binlerce yıldır da devletler tarafından dışlanmıştır ve dışlanmaya da her daim devam edecek bir eylemdir.

Ötanazi dediğimiz şey intiharın bir çeşidi ise, sonuç olarak ötanazi de kötü bir şeydir. “Kişinin geleceğini her yönden tayin etmesi” düşüncesine sahip olanlar bu çıkarımı anında reddeder. 

Peki, bağımsız hukuka ve insan haklarına saygılı bireyler olarak bütün bu reddetmelere karşı mı çıkacağız? 


Yazarlarımızdan

05 Haziran 2020, Cuma 08:03
05 Haziran 2020, Cuma 07:58
05 Haziran 2020, Cuma 07:53
Sıradaki haber yükleniyor...
holder