Sigortacıların az bilinen yönü!

11 Kasım 2019, Pazartesi 08:00
AA

Sigortacı denildiği zaman yıllar öncesinde “Sigorta yaptırana kadar iyi hoş, iş bittikten sonra hasar anında ara ki bulasın” algısı hakimdi. Şimdi ise sigorta şirketleri müşteri memnuniyeti konusunda büyük mesafe kat ettiler. Şirketlerdeki özel birimler ve çağrı merkezleri ile ulaşılamayan sigortacı yoktur diye düşünüyorum. Kaldı ki bazı sigorta şirketlerinin genel müdürleri şikâyetleri bile bire bir izliyor. Yazılan mailler onların mail kutularına da düşüyor artık. Yani sigorta şirketleri bu konuda çok hassaslar.

Sigortalı tazminat durumu oluştuğunda öncelikle poliçesini yaptırdığı acentesini aramalı. İlk desteği oradan alacaktır. Acente dışında yaptırılan poliçeleri satın alırken ise hasar anında kendilerine nasıl ulaşılacağını ısrarla sormanızda fayda var. Sigorta şirketleri genelde hemen hasarı ödeyip dosyayı kapatmak derdinde. Çünkü teknik olarak açık kalan dosya karşılığı bir parayı bloke etmek zorunda. Bloke edilen o paralar sigorta şirketleri için bir dert. Hemen ödemek istiyorlar derken olur olmaz şeylere hemen verelim de kurtulalım gibi bir tavırları da yok.

Suistimale başvuran sigortalıların sayısı arttıkça şirketler de oluşan hasarlara tazminat ödemeden önce ince eleyip sık dokuyorlar. Bu nedenle ne yazik ki gecikmeler olabiliyor. Ola ki ödendi veya ödenmedi, sigortalı mağduriyetinin devam ettiğini düşünüyorsa Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurup çok kısa sürede sonuçlanacak süreci devreye sokabiliyor.

‘BİR AN EVVEL TAZMİNATI ÖDEYELİM!’

Sigortacıların bilmediğiniz yönüne gelince... Sigorta şirketlerinin yöneticilerinin açıklamaları var. Bunlardan birisinin Eminönü yer altı geçidini su basması sonrasında, “Keşke esnafımızın hepsi sigortalı olsa da hepsine tazminatlarını ödeseydik” dediğine bizzat şahidim.

Sağlık tazminatı konusunda da çok büyük meblağlar ödeyen bir şirketin üst düzey yöneticisi bana samimi olarak şunu söylemişti: “Can Bey, bazı hastalara iyileştirmek için yüzbinlerce TL tazminat ödüyoruz. İyileştirip hayata döndürdüklerimiz olduğunda ise mutluluğumuzu size anlatamam. Fakat buna rağmen kurtaramadığımız bir sigortalımız olduğunda da paraya değil, sigortalımız için içimiz kan ağlıyor.”

Evet böyle çok örnek var. Sigortacılar bu yanlış algının düzelmesi için ne gerekiyorsa yapmakta kararlı. Geçtiğimiz hafta bir toplantıda yangınlar konusunda uzman bir kişi, “Çıkan büyük yangınlarda sigortalılık oranı yarısı bile değil, yüzde 40” dedi. Bence özellikle ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemlerde sigortadan tasarruf etmenin maliyetinin çok yüksek olduğu bilinmeli.

Sıradaki haber yükleniyor...