29 Ekim resepsiyonu böyle olmalı!

AA

Yaşadığımız onlarca badire, bu cennet vatana kasteden onlarca dahili ve harici saldırı gösterdi ki bu ülkenin kendi insanından başka tutunacağı dal yok.

Ve biz birbirimize kenetlendiğimizde bizi yıkabilecek bir güç de yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan uzun süredir bir toplumsal kucaklaşmanın sinyallerini veriyordu.

Fazıl Say konseri dikkate değer bir başlangıçtı. Beştepe’de bu yıl düzenlenen 29 Ekim resepsiyonu ikinci adım oldu. Sadece ve sadece eleştirmeyen, her daim iktidarla birlikte yürüyen gazetecilerin, sanatçıların davet edildiği cumhurbaşkanlığı resepsiyonuna bu yıl bir çok konuda farklı düşünen, hatta muhalif kimliğiyle bilinen isimler davet edildi.

Sonunda atılan bu adım toplumsal kutuplaşmanın, kamplaşmanın gözleri kör ettiği Türkiye’de hayati değerde bir adımdır. Emeği geçenleri kutluyorum.

Şu fotoğrafın güzelliğine bakar mısınız?

Atatürk kendi yaşadığı devrin çok ilerisinde bir dahi. Dünya tarihine damgasını vurmuş olağanüstü bir vizyoner, eşsiz bir lider. Ulu Önder Atatürk’ün onu farklı kılan bir çok özelliğine ek olarak çok zevkli bir kıyafet seçimi de var.

Atamızın birçok fotoğrafında görüyoruz bu zevkini... Geçenlerde öyle bir fotoğraf gördüm ki bayıldım. Şu fotonun güzelliğine bakar mısınız?

Cumhuriyete borçluyuz...

Özellikle yurtdışını gezen dünyayı bile, özellikle komşularımızı görmüş herkesin söylediği tek bir söz vardır: “Her şeye rağmen Türkiye bulunduğu coğrafyanın birçok anlamda ilerisinde bir ülke...”

Bu coğrafyanın ilerisinde, daha yaşanası bir ülkeysek bunu 96 yıl önce ilan edilen cumhuriyete ve onun kazanımlarına borçluyuz.

Biraz daha az tembel biraz daha fazla çalışkan, biraz daha az balık hafızalı, azıcık okuma alışkanlığı olan, Atatürk’ten sonra iktidar koltuğuna oturan tüm siyasilerin demokrasiyle aralarına “mesafe” koymak yerine demokrasiyi kurumsallaştırdığı bir ülke olsaydık kim bilir bugün nerelerde olurduk?

Sıradaki haber yükleniyor...