YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Geçen yaz Güneydoğu’da güvenlik güçlerimiz terör örgütüyle mücadele ederken bölgede nereden geldiği belli olmayan ve çoğunlukla sivilleri hedef alan Alman keskin nişancılardan bahsediliyordu.

Suriye’den geldikleri iddia edilen ve terör örgütü safında yer tutan bu tipler kimdi, nerden geldiler, nereye gittiler hâlâ kimse bilmiyor.

Ama o gün de bugün de herkes şu soruya cevap arıyor: “Alman keskin nişancının Güneydoğu’da ne işi vardı?”



Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ’nün “hava kuvvetleri imamı” firari Adil Öksüz’ün darbe girişiminden 6 gün sonra ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’ndan arandığını açıklamıştı.

O gün herkes şunu sormuştu: “Amerika Büyükelçiliği’nin FETÖ’nün darbe girişimini yöneten elebaşlarından biriyle ne işi vardı?” (Not: Büyükelçilik, Adil Öksüz’ü vizesini iptal ettiklerini söylemek için aradıklarını açıklamıştı... Yerseniz!)



Hatırlıyor musunuz, Gezi Parkı eylemlerinin sembol bir ismi vardı: Ayşe Deniz Karacagil. “Onu herkes kırmızı fularlı kız” olarak tanıdı.

Gel gör ki, kırmızı fularlı kız hiç de sandığımız gibi çevreci ve demokrat biri çıkmadı. Gezi’den sonra soluğu Kandil’de aldı. PKK’ya katıldı. Karayılan’la filan fotoğraflar çektirdi.

Çevrecilikten teröristliğe sert bir geçiş yaptı!

Aylar sonra ilk kez dün haber aldık kırmızı fularlı teröristten.

Ayşe Deniz Karacagil, Suriye’nin Rakka kentinde bir çatışmada ölmüştü. Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: “Gezi Parkı’ndan Kandil’e oradan Rakka’ya... Bu nasıl iş arkadaş?!”



Üzerimizde oynanan oyunlara, kurulan tezgahlara bakar mısınız?

Söyleyecek laf bulamıyor insan.

Nutku tutuluyor.

En iyisi hazır mübarek Ramazan ayındayız sabah-akşam dua edelim: Allah bu devleti, bu milleti korusun arkadaş.

Yazarlarımızdan

11 Ağustos 2020, Salı 07:01
11 Ağustos 2020, Salı 07:00
11 Ağustos 2020, Salı 07:01
11 Ağustos 2020, Salı 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder