Fıkra gibi bir 'Burası Türkiye' hikâyesi daha!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ben küçükken “Burası Türkiye…” diye bir deyim vardı, 40 yaşına geldim hâlâ anlamından zerre yitirmeden hükmünü sürdürmeye devam ediyor. “Burası Türkiye…” sosyal, siyasi ve psikolojik olayların olması gerektiği gibi olmadığı, “olma nedeninin” hiçbir mantık kuralıyla açıklanamadığını anlatır. Yüzünde maskeyle basın toplantısı yapan kulüp başkanının mikrofonlara “Ligleri ertelemeye ne gerek var ki?” dediğini bir tek bu ülkede görebilirsiniz. Tıpkı yüzleri maskeli aralarında sosyal izolasyon kurallarına göre mesafe bırakarak genel kurul salonunda oturan milletvekillerinin sağlık çalışanlarına yönelik yasa teklifini reddettiğini bir tek bu ülkede görebileceğiniz gibi.

Biraz uzun bir cümle ama dikkatle okumanızı rica edeceğim: CHP’nin hazırlayıp Meclis’e getirdiği sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesine dair yasa teklifini reddeden AK Parti ve MHP dün sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesine dair yasa teklifi hazırlayıp Meclis’e sundu!

Tam da CHP’nin kendi sunduğu -reddedilen- yasa teklifi oylamasına sadece yedi tane CHP’li milletvekilinin katılmış olmasına şaşırmak üzereydik ki AK Partili ve MHP’li vekiller sağ olsun bize bu fırsatı vermeden yeni bir “Burası Türkiye” vakası yarattılar. Helal olsun, kutluyorum!


Instagram yayını ve kütüphane dekoru

Şu karantina günlerinde şahane Instagram canlı yayınları yapılıyor. Sağlıktan eğitime, edebiyattan bilime normal şartlarda asla bir arada göremeyeceğimiz çok değerli isimleri en doğal halleriyle seyretme imkânı buluyoruz. Hiç itirazım yok.

Sadece bir sorum var: Neden herkes kendisini bu Instagram canlı yayınlarını kütüphane dekorunun önünde yapmak zorunda hissediyor? Arkada kitap olunca konuştuklarım daha ciddiye alınır diye mi düşünüyorlar acaba? Bir de madem bu kadar kitap düşkünü bir milletiz neden İngiltere’de yüzde 21 olan kitap okuma oranı, bizde yüzde 0.1?! Başka sorum yok, teşekkürler.


Bu olmadı sayın bakan!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca salgın sürecinin başından beri siyasi düşüncesi ve mensubiyetinden bağımsız herkesin sevdiği, saydığı, inandığı bir isim. Bu köşede Sayın Bakan’ın gayretini, samimiyetini defalarca kaleme almış bir gazeteci olarak dün Bakan Koca’nın yaptığı bir paylaşımı eleştirmek zorundayım.

Bakan Koca, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi yasa teklifine tüm milletvekillerinden destek istedi. Oysa aynı başlıkta bir yasa teklifi önceki gün CHP tarafından Meclis’e getirilip reddedilmişti. Bakan Koca’nın konuşurken gözlerini dolduran iki damla yaş bu ülkede 80 milyonu kahretti. Bu mücadelede Bakan Bey başta olmak üzere ülkedeki tüm sağlık personeline inanıyor, güveniyoruz.

Ama yasa teklifini kendi partisi getirdiğinde destek çağrısı yapıp muhalefet getirip bir de reddedildiğinde sessiz kalmak Fahrettin Koca’dan beklediğimiz bir hareket değildir. O teklif öyleydi bu böyle laflarını geçelim. Bakan Koca salgınla mücadele sürecinde siyaset üstü bir pozisyon aldı, dil kullandı. Toplumun her kesiminden bu tavrıyla takdir-sevgi gördü, görmeye de devam ediyor. Umarım bu yaklaşımını değiştirmez. Siyasetçiler gelir geçer, devlet adamları unutulmaz.

Yazarlarımızdan

05 Haziran 2020, Cuma 08:03
05 Haziran 2020, Cuma 07:58
05 Haziran 2020, Cuma 07:53
Sıradaki haber yükleniyor...
holder