Her yer beton her yer AVM!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Bilmiyorum haberiniz var mı? Çevre ve Şehircilik Bakanı dün hayatın kaynağını açıkladı: “Rant olmadan hayat olmaz. Doğru olan, adaletli bir şekilde bu rantı dağıtmak...”



Geçtiğimiz hafta İtalya’nın şirin şehri Napoli’deydim. Avrupa’daki tüm şehirler gibi Napoli’de de dikkatinizi korunan binalar, sahip çıkılan mimari gelenek dikkatinizi çekiyor. İstanbul’un en küçük semtinden daha küçük bir şehirdeki bu hassasiyeti görünce kendi memleketimin halini düşünüp derin bir iç çektim.



Şehircilikte dünyanın her yerinde ana motivasyon tarihi ve kültürel mirasken, Türkiye’deki şehircilikte tek bir motivasyon var: Para Eline kazmayı alanın kafasındaki ilk soru “Nasıl binalar yaparsam daha çok para kazanabilirim?” olunca ortaya bu ucube şehirler çıkıyor.



Daha güvenli, daha yaşanabilir bir kentsel dönüşüme hiçbirimiz karşı değiliz. Ama dönüşüm adı altında kentleri betondan bina yığınlarına çevirmenin adı dönüşüm değil katliamdır. Şehirlerimizdeki kimlikli yapılar yerlerini birer birer TOKİ’nin ruhsuz beton kulelerine bırakıyor.

Toplu konut adı altında eskiden doğu bloku ülkelerindeki lojmanları andıran gri bir kirlilik hakim oldu memleketin her yerinde. Şehirleşme kültürünün Türkiye’deki sloganı “Her yer toplu konut, her yer plaza, her yer AVM” oldu. Korkarım bundan 50 sene sonra İstanbul’u, İzmir’i ya da Anadolu’daki bir şehri birbirinden ayırt etmek imkansız olacak.



Acıdır, park yıkıp yerine kışla inşa ederek tarihi mirasa sahip çıktığını zannedenlerin projesi olan bu yeni “şehirleşme konsepti” en çok o tarihi mirası tahrip ediyor. Düşünün ki en değerli tarihi ve kültürel mirasımız İstanbul! Silüetine bir bakın...

Sultanahmet Camii’nin arkasından yükselen iki tane gökdelen göreceksiniz! İnsan sormadan edemiyor: Bu mudur sahip çıktığınız tarih-kültür?

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder