Türkiye Amerika'dan yediği kazıklara doydu!

11 Kasım 2018, Pazar 05:00
AA

ABD yönetimi 3 PKK’lının kellesine ödül koyduğu gün bir yazı yazdım: “YPG ile müttefik, PKK ile düşman! Yersen…” Yazıda özetle dedim ki “Bakmayın bizim goygoycu tayfanın zafer sarhoşluğuna, bu bir tezgahtır! Türkiye bunu yemez.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Türk devletinin ABD’nin bu tezgahını değerlendirdi, dedi ki "Görünürde Kandil'deki PKK'yı terör örgütü ilan edip ödül koyanların arka planda aynı teröristlerle nasıl iş tuttuklarını çok iyi biliyoruz.

Aynı örgütün Suriye'deki mensuplarıyla kol kola girip devriye gezerken Irak’taki elebaşlarını hedef gösterenler kendilerince bizi kandıracaklarını sanıyor. Deşifre olmuş oyun, başarısızlığa mahkumdur. Biz bu oyunu çözdük. Bize kurulan tuzakları sahiplerinin başlarına geçirip yolumuza devam edeceğiz."

Türkiye-ABD ilişkilerinde 15 Temmuz’dan önce ve sonra olmak üzere iki dönem var. Ulusal çıkarlarımız gereği diplomasinin gerektirdiği bir düzlemde ilişkiler şüphesiz devam eder.

Ancak dün bir kez daha gördük ki hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Güvenlik, ekonomi, dış politika, ticaret, istihbarat... Ankara’da konuştuğumuz tüm devlet yetkililerinden aynı cümleyi duyuyoruz:

Türkiye müttefiki ABD’nin notunu 15 Temmuz’da son kez vermiştir. Amerika’dan yediği kazıklara doymuştur. Bundan sonra yemez.

MAGAZİN PROGRAMI NASIL YAPILMAZ?

Türk televizyonlarında özellikle sabah kuşağında yayımlanan bazı magazin programlarında dramatik bir hata yapılıyor. Oradan buradan duydukları hiçbir aslı astarı, delili, belgesi olmayan iftiraları “iddia”, “duyum” diyerek “haber” gibi izleyiciye sunuyorlar. Böyle bir magazin de yok, magazincilik de... Hatta habercilik hiç yok.

Bunun adı haysiyet cellatlığıdır. Deneyimli gazeteciler bu hataya düşmez lakin hiçbir habercilik deneyimi olmayan insanları ekrana çıkarıp “magazin haberciliği” yaptırmanın sonu felakettir. Benden uyarması: Magazin ciddi bir iştir.

9 KASIM'DA ATATÜRK'E SÖVEN ADAMI ZİYARET ETMEK NEDİR?

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Kadir Mısıroğlu'na “Geçmiş Olsun” ziyaretinde bulunmuş. İsteyen istediğini ziyaret eder bizi ilgilendirmez.

Ama bir kamu kurumunun çalışanı 10 Kasım’ın arifesinde “Keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı” diyen, her fırsatta Atatürk’e hakaret eden birini ziyarete gidiyorsa bunda ya bir kasıt ya da en basit ifadeyle düşüncesizlik aranır. Diyanet İşleri Başkanı bu ziyareti kasten 9 Kasım’a denk getirdiyse bu devletin bir çalışanı olarak bu milletin Ata’sına söveni ziyaret ederek vermeye çalıştığı o “mesajı” misliyle yuttururlar adama!

Yok, o ziyaretin 10 Kasım arifesine denk gelmesi bir hata, bir ihmalse Diyanet İşleri Başkanı çıkıp bunu da izah etmek zorundadır.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.