Türkiye toplumu maalesef hastalandı!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sadece dün, sadece 24 saat içinde Türkiye gündemindeki 4 haber:

● İstanbul’da 4 kardeş siyanür içerek intihar etti.

● Aksaray’da otizmli öğrenciler diğer öğrencilerin velileri tarafından yuhalandı.

● 35 yaşında bir vatandaş Çağlayan Adliyesi’nin 6’ncı katından atlayarak intihar etti.

● Sakarya’da bir köpeğe tecavüz edildi. Farkında mısınız neredeyse artık her gün böyle haberler duyuyoruz, okuyoruz. Bu tip olaylar münferit ya da istisna olmaktan çıkalı yıllar oldu.

Aksine artık bizi biz yapan bu milletin ortak değerlerine dair güzellikleri duymak, görmek istisna halini aldı. Şu gerçekle yüzleşelim: Türkiye toplumu hasta, hastalandık.

Normal bir toplumda, bireylerin yaşadıkları topluma uyum sağlayamamaları psikiyatrik ve sosyal açıdan bir patoloji olarak değerlendirilir. Bizimki gibi hastalanmış toplumlarda bu uyum sağlamak mı yoksa sağlamamak mı sizce patoloji? Jiddu Krishnamurti der ki; “Derinlemesine hasta bir topluma uyum sağlamamak bir sağlık ölçütü değildir.”

İçerik hiçbir dönem bu kadar kral olmamıştı

Türkiye’de hayatın her alanında bir içi boşalma hali var. Her şeyin iyisini bulmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. İyi siyasetçi, iyi gazeteci, iyi şarkıcı, iyi berber, iyi kasap...

İyiler hızla kaybolup giderken yerleri liyakat dışında her türlü kriterle belirlenen kişiler tarafından dolduruluyor daha doğrusu doldurulamıyor. Dün akşam televizyonda ana haber bültenlerini bir zapladım. Birkaç istisnayı dışında bırakıyorum çünkü gerçekten bu işi layıkıyla yapan isimler var.

Lakin çoğunluğun hali dram! Ana Haber Bülteni spikerleri haber sunmayı bırakmış adeta sağa sola ayar veren, racon kesen bitirimlere dönmüşler. Yahu arkadaş ne oluyor? Senin işin haber sunmak! Sen haber yap, yaptığın haberi sun nedir bu ayar verme hali? Sonra düşündüm, tam da bu bahsettiğim içi boşalma halinin doğal sonuçlarından biri bu aslında.

Hayatında bir tek özel haber yapmamış-yazmamış, gündem belirleyen röportaja imza atmamış tipe haber bülteni sundurursan olacağı bu. Habercilik yapamayacağı için neyi yapabiliyorsa onla kendini göstermeye çalışır.

Pelin Özkan’ın her yıl düzenlediği Brandweek’te dün konuşmacılardan biri de bendim. Dinleyenlerle sohbet ederken fark ettim ki insanlar ülkenin her alanına sirayet eden bu içi boşalmanın çok farkındalar. Ve tercihlerini buna göre belirliyorlar.

Amerikalıların “Content is the king” (İçerik kraldır) sözünden yola çıkarak çok uluslu bir şirketin CFO’sunun yanıma gelip yaptığı yorumu aynen aktarıyorum: İçerik her zaman kraldır ama bir yerde böylesine bir içi boşluk alıp başını gitmişse orada içerik kraldan çok çok daha fazlasıdır.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder