86. dakikanın sırrı

10 Eylül 2017, Pazar 12:50
AA
İnanmadan
söylenen
şampiyonluk
şarkısı...

Planlama hataları, kadro mühendisliği açısından zafiyet, transferin bitmesine son gün kala transfer edilen oyuncunun gelir gelmez mecburiyetten sahaya sürülmesi... Birbirini ne kadar tanıdığı meçhul oyuncu grubu, karşılarında ise makine gibi işleyen bir ekip. Her yıl daha da üstüne koyarak giden, kendini geliştiren, eksiklerini kapatan bir takım...

Kadıköy'de 2. dakikada Emre Belözoğlu’nun köşe vuruşunda Attamah kafayı vurunca tüm bunların üstüne bir de Fenerbahçe oyuna yenik başladı. Bu kadar kolay bir golü ancak bu kadar dağınık bir takım yiyebilirdi. Oysa ben size maç başlamadan önce tribünlerden en önce yükselen Ozan Tufan çığlığını anlatacaktım. Fenerbahçe tribünü oyuncusunun gönlünü almak için ortalığı Ozan Tufan diye inletirken, madenci babanın cesur oğlunun formasını öperek verdiği karşılığı yazacaktım...

Fenerbahçe'de sahada en kendine güven oyuncu kısa süre önce ekibe katılan Neto idi. Başarılı savunmacı ayağına hakim, ileri oynamaktan korkmuyor ve nerede duracağını biliyor. Fenerbahçe'de 20 Numara'yı giyen Giuliano de Paula birçok kez topla buluştu fakat 'öldürücü' bir pas attığına şahit olmadım. İnsan Alex'in giydiği formanın hatırına bir ara pas atar en azından. 

Sahada sorumluluk alan genel kanının aksine benim beğendiğim bir oyuncu olan Josef De Souza idi. Savunmanın önünde neredeyse herkese nereye gitmesi, nasıl durması gerektiğini söyledi. Kapatılması gereken alanları gösterdi. Bence Josef De Souza bu şekilde değerlendirilmeye devam edilmeli. Ozan Tufan'ı beğendim. Elinden geleni yaptı, ekibine liderlik etmeye çalıştığı anlar da oldu.

Fakat Fenerbahçe bir türlü forvetlerini özellikle Soldado'yu gol atabileceği bir noktada topla buluşturamadı. Soldado sürekli gezdi ama kaleye uzak noktalarda topla buluştu. Fenerbahçe oyunu bir şekilde taraftarının da desteği ile 2-0'dan 2-2'ye taşımayı bildi. Maç Fenerbahçe adına sezon başından bu yana yaşanan aksiliklerin telafi edileceği bir müsabaka haline gelmişti. Hikaye değişecekti, belki de bu maç şampiyonluğun habercisi olacaktı. Bu tür geri dönüş hikayeleri çok önemlidir hele de yeni kurulan ve arka arkaya başarısız sonuçlarla karşılaşan bir takım adına. 

86. dakika bu nedenle çok mühimdi. Rakip kaleye kalabalık giden Fenerbahçe'de Mathieu Valbuena'nın sağ kanattan ortasında penaltı noktasının biraz ilerisinde yeni transfer Vincent Janssen yükseldi. Oyuna girdiği andan itibaren hareket getiren, vücudunu iyi kullanan, kendisine atılan topu tutup takımın ileri çıkmasına çaba gösteren 23 yaşındaki Hollandalı'nın kafa vuruşu yandan auta gitti. Oysa o kafa vuruşu fileleri havalandırsa şimdi hep beraber 'Müthiş Fenerbahçe' güzellemeleri okuyacaktık... Bu da çok doğru olmayacaktı elbette...

90+3'te iki rakibini de çalımla ekarte ederek ayak içi ile topu uzak sol köşeye topu gönderen Kerim Frei, hikayenin sonunu yazıyordu... Aykut Kocaman'ın maç sonunda yaptığı şu açıklama, "İnsan hayatında hisseder ya olmuyor bazı şeyler. Onlarca şut, orta. Sonuçta rakipten fazla içeri sokmadığınız süreçte olmuyor. Fenerbahçe tarihine geçecek bir sezon oynuyoruz..." her şeyi anlatıyordu aslında...

Dün bu olmama hikayesi üzerinde basın tribününde düşünüyordum maç akıp giderken. Taraftar bile neredeyse inanmadan, "Fener gol gol şampiyonluk geliyor" diye bağırıyordu. Daha önce bu slogan öyle sağlam söylenirdi ki stad yıkılıyor sanırdınız. Oysa dün mütereddit bir tonda söylenince garipsemiş, taraftar da inanmıyor diye düşünmüştüm. 

Çok kötümser olmak istemem ama önümüzde çok uzun bir yol var. Çok yara, bere alacağımız, kaybedeceğimiz çok muharebe var. Fakat ben 2-0'a rağmen tüm eksiklerine, zaaflarına rağmen hakemin garip kararlarına rağmen (Volkan Babacan'a sarı kartı vermek için neden o kadar zaman bekledi mesela) oyunu 2-2'ye getiren ve 3-2'ye ulaşmaya ramak kalan bu ekibin düzeleceğine inanıyorum. Ne kadar düzelebileceği de başka bir yazı konusu olsun...
 
Sıradaki haber yükleniyor...