Başın öne eğilmesin aldırma!

12 Mayıs 2012, Cumartesi 21:15
AA
3 Temmuz’dan bu yana “temiz kramponlar” diyerek futbolu temizleme maskesi altında Fenerbahçe’yi ele geçirip yeşil sahadaki iktidar alanlarını genişletmeyi hedefliyorlardı. Ama fark etmedikleri bir nokta vardı. Bu sefer sert kayaya çarpmışlardı. Topyekun saldırı karşısında Çubuklular kısa süren bir şaşkınlığın ardından birbirine kenetlendi. Mevcut yönetimin en sağlam muhalifleri bile bir araya gelip pervasız saldırının karşısına dikildiler…
 
Hem sahada hem saha dışında!
 
O formayı terleten firesiz her oyuncu, teknik ekip ve kulüpte görev alan kim varsa o büyük direnişe maksimum katkıda bulunup sahada da gerekli cevabı veriyordu. Sarı lacivertli taraftarlar hayatın her alanında bazen coplara bazen biber gazına bazen tekme tokata bazen de “mesnetsiz linç” girişimlerine karşı yıkılmaz bir kale gibi durmayı başardılar…
 
Yalnızca şapka çıkartılır
 
Neredeyse tüm sezon boyunca akıllarında hep mahkemeden çıkacak sonuç, sportif yargının vereceği karar ve gelecekte neler olacağı kaygısıyla yeşil sahada müthiş bir performansa imza atarak iki kupada da finale çıkma başarısını gösterdiler…Ne sezon başında ayrılmak zorunda bırakılanlar, ne hak edilmiş Şampiyonlar Ligi’ne göndermeme katakullisi ne de dört bir yandan hücum edenler durduramadı sarı lacivertlileri…
 
Muktedire teslim olmamak!
 
Şampiyonluk maçında da aynı inanç ve dirayetle çıktı sahaya Fenerbahçe…Sahadaki performansları maçı kazanmayı ne kadar istediklerini ve muktedirlere teslim olmama gayretinin en net göstergesiydi. İnanmış ayaklar kalenin önünde birçok pozisyon yakalamasına rağmen meşin yuvarlağı filelerle buluşturamıyordu. Galatasaray ise beraberliğin kendine yeteceğini bilerek kontrataktan bulacağı bir golle kupaya uzanma planları yapıyordu.
 
Çakır “ kitabı”na uydurdu…
 
İkinci yarıda da kupayı daha fazla isteyen Fenerbahçe’ydi…Maçın başından beri ince ince doğrayan Cüneyt Çakır da sazı eline alınca ortaya hiç de hoş olmayan sahneler çıktı. O ana kadar normal giden ki Çakır’ın eyyam kokan kararlarını da kenara bırakırsak olmayan bir faulün ardından topa vuran Issiar Dia’yı kırmızı kartla cezalandırması oyun kitabına göre doğru vicdanlarda kara bir leke olarak izini bıraktı.
 
Kirli operasyona karşı mücadele edenlere selam olsun!
 
Sonuç ne olursa olsun bu senenin kazananı direnenler ve itaatsiz oldu… Hem operasyona hem kutsal ittifaklara hem de dün Cüneyt Çakır’a rağmen sahada 90 dakika hakim olan Çubuklular idi. Cüneyt Çakır zevahiri kurtarmak için eyyama devam edip Ujfalusi’yi oyundan atması hiçbir anlam ifade etmedi.
 
Direnenleri yazacak tarih…
 
İlk maçtan itibaren yazdığım ve arkasında durduğum düşünce şuydu: “İki kupa da umurumda değil. Siz bu kirli savaşta mücadele edin yeter!” 3 Temmuz’dan beri anlatmaya çabaladığım büyük oyunun bir parçası da işte dün yaşandı… Bu kirli operasyona karşı direnen itaatsiz çubukluların mücadelesi ve onları ayakta alkışlayıp saha dışında direnenlerden başka anlatacak bir şey kalmadı... 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.