Bu hikâyeleri görmek bu kadar zor olmamalı

27 Ocak 2016, Çarşamba 05:00
AA

"İzmirli Kenan Kabakoğlu 15 yaşında, 5 yıldır görmüyor. En büyük tutkusu Altay. Kendi gözleriyle izleyemese de her maça gidiyor, babası Mesut Kabakoğlu, 90 dakika boyunca maçın her anını bıkmadan usanmadan oğluna anlatıyor" cümlesini görünce muazzam bir hikâyeyle karşılaştığımın farkına varmıştım. Günlük haber bombardımanı arasında 'durup inceliklere' vakit ayırabilmek için akşama ertelemiştim okumayı...

Al Jazeera Turk'ten Ahmet Sivaslı ve Güray Ervin imzalı haberde Baba Mesut Kabakoğlu, oğlu Kenan'ın Altay'a olan tutkusunu şu sözlerle anlatıyordu: "Kenan yatıyor kalkıyor Altay. Kenan'a 20 liralık kontör yüklüyoruz. O gidiyor kulübü arıyor. Bugün idman var mı? Sakatlığımız var mı? Cezalı oyuncumuz var mı diye soruyor..." "Maça bir saat önce geliyoruz. Burada taraftarın coşkusunu ona yaşattırıyorum. Maç başladıktan sonra da pozisyonları ona anlatıyorum.

'Bizim takım atakta diyorum, saha çamurlu, zemin bozuk, hava yağmurlu diyorum, oyuncu değişikliklerini söylüyorum. Kenan burada çok mutlu oluyor. Onun mutlu olması için çabalıyorum" diyen baba Kenan Kabakoğlu anlattıklarıyla 'görmeden sevebilme'nin dehşetli bir öyküsünü yazıyor aslında... "Kenan Kabakoğlu 5 yıl önce mahallede top oynarken gözüne polen tozu kaçmasından dolayı 4 arkadaşıyla birlikte üveit hastalığına yakalandı.

4 arkadaştan 2'si şu an görmeye başladı. İkisi ise eski günlere dönmek için bekliyor..." Kavga, şiddet, ölümüne rekabet minvalinde haberlerle boğulurken, böyle haberleri görmek zor olmamalı diye düşünüyorum. Birileri 'görmeden böyle büyük' sevebilirken... 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.