CAS kararını beklemenin saçmalığı!

28 Mart 2017, Salı 13:30
AA
Dün Fenerbahçe'nin internet sitesinden yapılan açıklama aynen şöyle idi: "UEFA’ya yaptığı itirazdan olumlu sonuç alamayan ve CAS’a başvuran Trabzonspor Kulübü’nün itirazı reddedildi. Trabzonspor, UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu’na, Fenerbahçe ve Türkiye Futbol Federasyonu hakkında şikayet başvurusunda bulunmuştu.  UEFA Temyiz Kurulu’na yaptığı başvurudan da olumlu sonuç alamayan Trabzonspor, konuyu CAS’a götürmüştü. CAS ise Trabzonspor’un Fenerbahçe aleyhine yaptığı başvuruyu reddetti."

Dün günün bir diğer önemli haberi ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "Futbolda şike" davasında, aralarında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın da bulunduğu 36 sanık hakkında yeniden yargılama sonucu verilen beraat kararlarının onanmasını istemesiydi. 3 Temmuz'da adına "temiz kramponlar" denilen operasyonun hiçbir vakit 'temiz' olduğuna inanmadım. Futbol pastasından daha fazla pay almak için yeşil saha ve çevresinde de ne kadar güçlü olduklarını kanıtlamak ve seslendikleri kitleye "yıkılmaz armada" mesajını bir kez daha göstermek için Fenerbahçe'yi ele geçirmeyi amaçlamışlardı.

Fenerbahçe taraftarı çetin ceviz çıkmayıp canı pahasına sokağa çıkmasa adım adım planlarını uygulayacaklardı. Bakın o dönemde 'dik' duran Fenerbahçe taraftarının başına gelenlerden yalnızca birkaç örnek sunayım size:

10 Temmuz 2011... "Fenerbahçeli taraftarların, futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan kulüp başkanı Aziz Yıldırım ve yönetim kurulu üyeleri Şekip Mosturoğlu ile İlhan Ekşioğlu'na destek olmak amacıyla düzenledikleri yürüyüş olaylı bitti. Sarı-lacivertli taraftarlar köprüye doğru yokuş çıkmaya başladıklarında kısa bir süre sonra çevik kuvvet ekiplerinin biber gazıyla müdahalesiyle karşılaştı. Bir anda ortalık beyaz dumanlarla kaplanırken, rüzgârında etkisiyle biber gazının tesiri taraftarların kapladığı yola yayıldı..."

25 Şubat 2012..."Çağlayan'da yargılanan başta Aziz Yıldırım olmak üzere 23 sanığa destek için gelen taraftarlar arasında kararın açıklanmasının ardından hareketlilik yaşandı. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a tahliye kararı çıkmaması üzerine taraftarlar protesto gösterilerine başladı. Taraftar grubuna polis biber gazı, cop ve tazyikli su ile müdahale etti. Çıkan arbedede birçok taraftar yaralandı."

5 Mayıs 2012... "Futbolda şike ve teşvik iddialarına yönelik davanın 15. duruşmasında Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım için tahliye kararı bekleyen Sarı-lacivertliler, istedikleri karar çıkmayınca protesto gösterisinde bulundu. Polis, taraftara biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Polisin plastik mermi kullandığı olayda bir taraftar ağır yaralandı, birçok taraftar hastanelik oldu"

Benim Fenerbahçe'nin şike yapmadığını söylemek ve savunmak için ne UEFA ne ne de CAS kararına ihtiyacım olmadı. 14 Şubat 2012'de yazdığım bir yazıdan küçük bir alıntı ile neden ihtiyacım olmadığını anlatmak isterim: " 3 Temmuz'dan bu yana Türkiye'de gündemin en önemli başlıkları arasında yer bulan şike iddialarıyla ilgili açılan davanın ilk duruşması vardı bugün Silivri'de. Soruşturmanın başladığı günden bu yana sızdırılan belgelerle, yapılan açıklamalarla Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve diğer yöneticilerin suçlu olduğuna inandırmaya çalıştılar. Masumiyet karinesi ve savunma hakkının kutsallığının esamesi okunmazken, operasyonun ardından polisin yaptığı "19 maçta şike vardır" açıklaması yaratılmak istenen tablonun en net görünen çabasıydı..." İşte tam da bu yüzden ben bu şike soslu operasyona hiç inanmadım... İşte tam da bu yüzden UEFA ya da CAS kararını bekleme saçmalığına kapılmadım.
 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.