Keşke mesele temizlik olsaydı!

13 Ocak 2015, Salı 15:35
AA

Hükümet olmaktan iktidarını ilan etme yolunda hızla gidenler yeşil sahalarda da hakimiyet kurmak istiyorlardı. Her geçen gün daha da güçlenip, mağdurluktan muktedirliğe evrilenler futbol pastasından daha fazla pay almak ve iktidarlarını daha da sağlamlaştırmak için endüstriyel futbolu da kucaklayarak ilerliyorlardı...

Beklenmedik çatışma

Artık siyaseten geldikleri noktada "Ne kadar da güçlüyüz. İstediğimizi yaparız" söylemiyle tüm kaleleri bir bir fethederken hiç de beklemedikleri bir sorunla karşılaştılar. En az onlar kadar futbola yön vermek ve o alanda da var olmak isteyen "hareket"le operasyonel ve taktiksel çekişmeler yaşanmaya başlamıştı. Kimin daha fazla güçlü olacağı noktasında ve kimin daha fazla pay alacağı konusundaki anlaşmazlık biraz yakından bakanlar için gayet net gözüküyordu.

İlk günden karalama
Soruşturmanın başladığı günden bu yana sızdırılan belgelerle, yapılan açıklamalarla Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve diğer yöneticilerin suçlu olduğuna inandırmaya çalıştılar. Masumiyet karinesi ve savunma hakkının kutsallığının esamesi okunmazken, operasyonun ardından polisin yaptığı "19 maçta şike vardır" açıklaması yaratılmak istenen tablonun en net görünen çabasıydı...

Mesele temizlik değildi
Elbette şike yapan, teşvik verenler cezalandırılmalıdır. Fakat Türkiye'de son dönemde daha da su yüzüne çıkan iktidar savaşlarını dikkate almadan "Türkiye'de futbol temizleniyor", "Yaşasın temiz futbol" çığlıklarına kulak verip destek olmak safdillikten ve iktidarın dilini onaylamaktan başka bir şey değildir.

"Bize gülüyorlardı o zaman"
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ’ın da aralarında bulunduğu altı sanığın yeniden yargılanmasına bugün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda başlandı. Aziz Yıldırım'ın bugün sarf ettiği sözlere, yaşanan süreci göz önüne alarak bakmak gerek elbette: Biz o tarihte  “Ne Şikesi Memleket Elden gidiyor” dediğimizde gülenler şimdi yanıldıklarını anlatıyorlar her fırsatta.

Aziz Yıldırım'ı Devrimci Karargah Örgütü Üyesi ve İBDA-C örgüt üyeliğinden dinleyenler şimdilerde ifade üzerine ifade veriyorlar … 3 Temmuz 2011 tarihinde başlayan sürecin her aşamasında yapmış olduğum tüm savunma ve açıklamaları aynen tekrar ediyor, o gün nerede duruyorsam bugünde aynı yerde durduğumu yineliyorum."

"Cezaevinde dinlediler"
"Metris'te yatarken polis dinleme aracı getirdi. Ne konuştuğumuzu dinlemek için. Avukatlar bunu tespit etti" diyen Aziz Yıldırım'ın "Gelecekte suç isleyebilecek bir örgüt olarak tanımlandık" açıklaması da mutlaka üzerinde durulması gereken bir iddia olarak göze çarpıyor. Fenerbahçe yöneticisi İlhan Ekşioğlu'nun sözleri de bu operasyonun amacı ile ilgili en önemli soru işaretlerinden birini oluşturuyor:

"3 kere 'Aziz Yıldırım'ı bize ver, evine git' diye haber gönderdiler. Avukatlarımız bunu bize iletti. Tamer Yelkovan'a da aynı teklif yapıldı. Başkaları da var." Başından bu yana yapılan operasyonun Türk futbolunu temizlemek amacıyla yapıldığını savunanlar için Aziz Yıldırım'ın son savunması iyi bir fırsat aslında. Süreci başından bu yana değerlendirip, memlekette o günden bu yana neler olduğuna bir bakmalılar belki de.

Sıradaki haber yükleniyor...