Masum değiliz hiçbirimiz...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kalabalıklaştıkça yalnızlaştık

Önce statlarımızı yıkarak başladılar. Daha fazla müşteriye ihtiyaçları olduğu için konfor sosuna batırarak vazgeçirdiler bizi mabetlerimizden. “Artan kapasiteyle birlikte daha güçlü olacağız” ninnisini söyleyerek uyuttular. Evet daha kalabalık olmuştuk belki ama kalabalıkta yalnız kalacağımızı fark ettiğimizde iş işten çoktan geçmişti. Statlarda müşterilerin taraftarlardan daha kalabalık olduğu anda kapitalizm zafer marşını bir kez daha çaldırıyordu...

Futbolun masumiyetini bozma yarışı

Dev bir endüstri haline gelen futbola gözü kapalı dalıyordu markalar. Ne de olsa staTları artık gelir seviyesi yüksek kitleler bir hafta sonu eğlencesi tadında dolduruyordu. Futbolun masumiyetini bozma yarışında markalarla çekişiyordu iddia şirketleri. Yalnızca kazanmaya odaklı bir ideolojinin parlak ışıkları altında futbol üzerinden zengin olmanın peşinde koşmak nasıl da güzel pompalanıyordu...

Ne olursa olsun galip gel!

Taraftarın yerine gelen müşterilerse her yıl şampiyonluk her maçta farklı galibiyet istiyorlardı. Ne de olsa bu işe para harcamışlardı ve bu paranın karşılığında takımlarının sürekli birinci olmasını beklemenin en doğal hakları olduğundan adları gibi emindiler. Kulüp yöneticileri ise seyirci hasılatlarından, televizyon yayınlarından, lisanslı ürün satışlarından elde edilen gelirleri kaybetmemek için hangi yoldan olursa olsun sahadan hep galip çıkmanın peşine düşmüşlerdi...

Temiz bir yer kaldı mı?

Ülkede yolsuzluğun ve adaletsizliğin kol gezmediği hiçbir alan yokken dev bir endüstri haline gelen futbol nasıl temiz kalabilirdi ki? Yıllardır futbolun kıyısından köşesinden geçenlerin bile duyduğu şike ve teşvik primi ile ilgili soruşturmayla uyandık bir sabah. Art arda gelen tutuklamalar ülke gündemini sarstı. Kimimiz hemen tutuklananları suçlu ilan edip “Türk futbolunun marka değerini düşürmeme” hevesine kapıldık! Bazılarımız kayıtsız şartsız tutuklananların masum olduğunu ileri sürdük...

Çok çabuk unutuyoruz

Bu ülkede futbol hiçbir zaman tertemiz olmadı aslında. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından Kenan Evren’in emriyle 2. Lig’deki Ankaragücü’nün, 1. Lige çıkarıldığını ne çabuk unuttuk. Kirli paralarını aklamak için futbol kulüplerine başkan olanları. Mafya babalarının sözünden çıkmayan futbolcuları. 2005 yılında Gökdeniz Karadeniz’in şike nedeniyle aldığı cezayı...

Kapitalizmin adaleti yoktur!

Yılda 600 milyon dolar gelir üreten, mafyanın ağzının suyunu akıtan, markaların bir an olsun görünebilmek için birbirleriyle çılgınca yarıştığı endüstriyel futbolun tertemiz olduğunu söylemek çılgınlık değil de nedir? Şimdi aslolan 8 yaşında bir çocuğun tuttuğu takımın şike yaptığını öğrendiğinde neler hissedeceğinin hesabını yapmaktır. “Yıllarca üç büyük kulüp dışında neden şampiyon çıkmadı?” sorusuna yanıt aramaktır. Belki de en iyisi “kapitalizmin ahlâkı ve adaleti yoktur”u çocuklarımıza en basit haliyle nasıl anlatacağımızı tasarlamaktır...

Yazarlarımızdan

15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder