Renkler ve aidiyet üzerine...

31 Ocak 2019, Perşembe 13:37
AA

Bu hız baş döndürüyor... Çoğu zaman mide bulantısı... Milyon euro/dolar vs. havalarda uçuşurken, oyun bambaşka bir formata bürünüyor... Evet aynı hayat gibi hikaye farksız... Üzerinden kâr edilen hemen hemen her şey gibi futbolda da masumiyet aramak beyhude bir çaba... Başka bir zaman dilimine ait bir acemilik... Yalnızca 300-500 bin euro fazla alacağı için ezeli rakibine geçen/geçmeyen bir futbolcu ile empati kurulabilir mi? 

Elbette mümkün, zaman ve davranış şartları müsait. 1 ay önce kendi Kapalı'sının önünde yumruk şov yapıp karşıdaki rakibine yapılan küfürlü tezahürata gönülden katılan bir oyuncu küfür ettiği takımın formasını giyerken ne hisseder? Kulüp taraftarları işin odağında para olduğunu görüp bu mevzuları kabullenebilir mi rahatlıkla?

Bu kabullenme eleştirilebilir mi? O da mümkün... Şartlar bizi bu noktaya sürükledi diye yalnızca 'para'yı kutsayanların gittiği yoldan yürümek zorunda değiliz... Oyunculardan öte kulübe aidiyet duymak elzem... Mesele isimler değil, mevzu hayata bakış açısı... Profesyonel hayat, endüstriyel futbol dayatabilir fakat Tanju Çolak'ı da Tümer Metin'i de vakti zamanında çubuklu formaya yakıştırmayanlar, ait oldukları yerde daha değerli olduklarına inananlar vardır... Burak Yılmaz'ı asla siyah-beyaz forma ile görmek istemeyenleri görmezden gelerek yol yürüyemeyiz. O günden bugüne futbol çok daha büyük bir endüstri haline gelse de inandığı doğrudan vazgeçmeyenler olacaktır... Meseleyi yalnızca 'kazanmak' üzerinden okudukça kaybettiklerimizi göremeyecek hale geliyoruz... Bazen kaybederken de kazanılır, o 'duruş' size milyon euro/dolarlardan çok daha fazla prestij kazandırır... 

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.