Unutulmayan bir çanta fermuarı hikâyesi!

AA

Orta bire gidiyordum ve âşık olmuştum. Okul panosundan fotoğrafını aşırdığım, iki kere karşısına çıkıp konuştuğum bir daha da ondan başkasının sevemeyeceğimi düşündüğüm kız, çeşitli bahaneler öne sürerek ki kalbimi kırmamaya çalışarak "Olmaz" diyordu. Hayata küsmüştüm ve onun dışında hiçbir şey düşünemiyordum. Etrafımı kaplayan sisi dağıtmaya çalışan başka bir sınıf arkadaşım vardı. Onun bana ilgisini fark ediyordum ama "sevdiğim başka sevenim başka"ydı işte.

Utandıran bir hikâye asılı aklımda

Okul çıkışında merdivenlerden inerken çantamda bir el hissedip sinir ve hırsla arkamı döndüğümde onu gördüm. "Yine mi sen, bıktım senden anlamıyor musun? Ben başkasını seviyorum" diye bağırınca ağlamaya başladı. Koşarken arkasını dönüp "Çantanın fermuarı açık kalmış. Sadece onu kapatmaya çalışıyorum" deyince olduğum yere çökmüştüm. Utancım diz boyuydu ve söylenecek hiçbir şey yoktu. Bu peşinden koşup özür dilenerek halledilecek bir duruma benzemiyordu. Birinin beni sevmesini istemediğim için hayatım boyunca canımı yakacak bir yanlış yapacağımı hiç düşünmemiştim. Bugün hâlâ yazdıkça ve düşündükçe utandıran bir hikâye asılı duruyor aklımda...

'Özel bir muhabbetim var'

"Şu anda Başbakanım. Türkiye'deki kulüplere eşit mesafedeyim ama Fenerbahçe'ye tabii ki çocukluğumdan beri özel muhabbetim var. Bu muhabbetim ayrı bir yerde ama konuyla ilgili karar ki, ben UEFA'nın buradaki toplantısında yaptığım konuşmada açıklamıştım, 'tüzel kişilikleri cezalandırmak değil, bireyleri eğer suçluysa cezalandırmak doğru olandır' demiştim. Bunu siyasi partiler, dernekler için de aynı şekilde kullanıyorum. Efendim işte bu yıllardır UEFA'nın kuralları içerisinde var. Bu kuralları koyanlar insan. Siz de şimdi gelip bu yanlışı düzeltin. Dolayısıyla bu yanlışı düzeltmek suretiyle de yıllardır, on yıllardır devam eden yanlış artık yani kulüplerin boynunda bir testere gibi, satır gibi durmasın. Bunu kaldıralım" diyordu dün Başbakan Tayyip Erdoğan ve dünyaya nizam verme projesi kapsamında UEFA da nasibini alıyordu.

Eğer şike yapıldıysa kulübün de yapanların da cezalandırılmasından yanayım. Kulüp ile kişileri ayırma fikrini doğru bulmuyorum. Fakat yapılan operasyonun da başından bu yana "temiz futbol" niyeti taşımadığını düşünüyorum. Soruşturma sürecinden, mahkeme safhasına kadar tel tel dökülen bir hikâye bu.

Acaba hangi takımı tutuyorlardı?

Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert ve Ali İsmail Korkmaz geliyor aklıma. Hangi takımı tutuyorlardı acaba ve hangi renklere gönülden bağlılardı. Hangi takıma özel bir muhabbetleri vardı. Acaba aralarında benim gibi Fenerbahçeli olanı var mıydı?

“Türkiye’de bir, iki, üç dört kişi polise şiddet uygularken ölüyor, Twitter, Facebook ’ta dünyada altını üstüne getiriyorlar. Ama Mısır ’da 300 kişi ölüyor bunların 53 tanesi namaz kılarken ibadet esnasında kurşunlanarak öldürülüyor dünya sessiz” demeci geliyor aklıma.  Vakti zamanında beni sevmemesini istediğim kıza yaptığımdan çok utanıyorum ama bu sefer sevdiğim takımı sevmemesini istediğim için utanacağımı hiç ama hiç düşünmüyorum.
 

Sıradaki haber yükleniyor...