Türkiye’nin Oscar adayı: ‘Bağlılık Hasan’ vizyonda

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

2021 Oscar ödüllerinde “Yabancı Dilde En İyi Film Dalı” kategorisinde ülkemizi temsil edecek ‘Bağlılık Hasan’ filmini izleme fırsatı buldum. Semih Kaplanoğlu’nun yazıp yönettiği, Kaplan film ve Sinehane ortak yapımı ‘Bağlılık Hasan’, 3 Aralık Cuma günü vizyona girip seyirciyle buluştu. Dünya prömiyeri 74. Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” gerçekleşen film, Cannes dahil birçok uluslararası film festivalinde övgü ve ödül almıştı. Uluslararası festivallerin yanında yerli film festivallerinde de büyük ilgi gördü ‘Bağlılık Hasan’.

Başrollerini Umut Karadağ ve Filiz Bozok’un paylaştığı film, Kaplanoğlu’nun ‘Bağlılık’ üçlemesinin ikinci filmi. Üçlemenin ilk filmi ‘Bağlılık Aslı’, ülkemizin 2019 Oscar adayıydı. Filmin konusuna girmeden önce Yönetmen Semih Kaplanoğlu hakkında bilgi vermek istiyorum. Semih Kaplanoğlu, filmin hem senaryo yazarı, hem yönetmeni, hem de yapımcısı. 2010 yılında 'Bal' filmiyle Berlin'den büyük ödül Altın Ayı ve 2017 yılında 'Buğday' filmiyle 30. Tokyo Film Festivali'nden En İyi film Ödülü ile dönen Kaplanoğlu, yurtdışı ve yurtiçinde birçok başarıya imza attı. Kaplanoğlu, hem yazar hem de yönetmen. Onun filmlerinin özelliği, insanı tüm yönleriyle bir mercek altına aldığı, “yavaş film” diye adlandırabileceğimiz sanat filmleri olmaları. Sinematografiye verilen önemin büyük olduğu filmlerinde Kaplanoğlu, diyalogdan öte metaforlar üzerinden insanı anlatıyor. ‘Bağlılık Hasan da işte böyle bir film.

‘Bağlılık Hasan’, Çanakkale’nin Bayramiç İlçesi’nde geçiyor. Umut Karadağ, filmde geçimini babasından miras kalan bir tarladan sağlayan çiftçi Hasan’ı canlandırıyor. Filmin ilk bakışta konusu, tarlasının tam ortasına elektrik direği dikilecek olan Hasan’ın bu durumdan kurtulmaya çalışması, ama filmin asıl anlattıkları bundan çok farklı. ‘Bağlılık Hasan’, aslında bir iç hesaplaşma filmi. Bu üçlemenin ana teması, adı üzere ‘bağlılık’, evrendeki her şeyin birbiriyle bağlı olması, ve bu bağların kopmasının sebep olduğu zararlar. Biz insanların birbirimizle olan bağlarımızın yanı sıra, çevremizdeki doğa ile, dünya ile bağlarımız. Bu bağlar zedelenince, biz hem dünyadan, hem etrafımızdaki insanlardan, hem de kendimizden kopuyoruz bir bakıma.

Filmin önemli bir kısmı, “helalleşme” teması etrafında şekilleniyor. Yıllarca süren bir bekleyiş üzerine Hac sıraları gelen Hasan ve eşi Emine, Hac hazırlıkları sırasında bir geçmişle hesaplaşma yolculuğuna çıkıyorlar. Geçmişte yaptığı hatalarla ilk defa yüzleşmek zorunda kalan Hasan, ahlaki ve vicdani bir iç hesaplaşma ile karşı karşıya geliyor. Kaplanoğlu filmde “vicdan azabı”nı çok güzel yansıtmış. Verilen mesaj, etrafımızdaki insanlar üzerindeki etkilerini düşünmeden ve bencilce verdiğimiz kararlarımızın, er ya da geç bizi bir vicdan azabı şeklinde tekrar bulacağı. Kendi çıkarımızı seçmek ile iyi olanı yapmak ve ahlaki değerlerimizi korumak arasındaki iç çelişkiyi gözler önüne seriyor ‘Bağlılık Hasan’. Helalleşme yolculuğunda hatalarından kurtulup kendini ‘aklamak’ isteyen Hasan’a, karşılaştığı bir çoban şöyle diyor: “Sen önce kendinden kurtul!”

Filmin en dikkat çekici yönlerinden biri de nefes kesici görüntüler ve fotoğraflar. Doğanın güzelliği ve sesleri içinde kendinizi kaptıracağınız büyüleyici bir sinematografi… Her ne kadar bu yönü, filmin hızını kesip akıcı olmasını engellese de, bir bakıma da izleyiciyi içine çekiyor bu doğallık, kendinizi sanki o köyün bir parçasıymış gibi hissediyorsunuz. Doğa görüntülerine çok büyük bir yer ayırmış Kaplanoğlu. Belki estetik amaçlarla, belki bizim doğanın filmdeki ve dolayısıyla insan hayatı üzerindeki etkisini daha iyi kavrayabilmemiz için, belki de bir önceki sahneyi daha iyi kavramamız için bilerek uzun bırakmış bu ‘doğa’ sahnelerini. Elbette bu sahneler sadece güzellik amacıyla konulmamış filme, dikkatli izlerseniz aslında filmin tüm ögelerinin altında yatan başka anlamlar var. Metaforlar ve sembollerle yoğun bir anlatıma rastlıyoruz filmi izlerken. Ağır adımlarla yürüyen bir kaplumbağa, tarım ilaçlarının öldürdüğü bir kedi, felaket tellallığı yapan rüyalar, yılların anılarıyla yeşermiş ulu bir ağaç, ağacın yerine yapılan bir elektrik direği… Bu sembollerden anlam çıkarma görevi ise izleyiciye verilmiş.

Filmi izlerken, olayların gidişatı içinde heyecana kapılıp bu doğa görüntüleri sırasında sabırsızlandığımı fark ettim. Özellikle günümüz gençliği olarak bazen hayatın hızına yetişmeye çalışırken bazı önemli şeyleri unutuyoruz. Mesela etrafımıza bakmak; ağaçlara, hayvanlara, gökyüzüne… Olağan yaşamın süratli çizgisinde hep bir geride kalma korkusu ile yaşıyoruz, hayatı bir yarış olarak görürken de aslında dünyayı güzel kılan bu detaylar gözümüzden kaçıyor. Çevremizden kopuyoruz, aynı filmdeki karakterlerin doğa ile aralarındaki bağların kopmaları gibi.

‘Bağlılık Hasan’da birçok farklı temaya değinmiş Kaplanoğlu: doğanın önemi, bürokrasinin işleyişi, tarım ilaçlarının doğayı katletmesi… Ancak temel olarak, insanı anlatmak istemiş filminde. Ne iyi ne kötü, ne iyi kahraman ne de kötü adam olan insanı, her tarafıyla insanı. Genellikle sinemada izleyiciler, sempati duyduğu ve sevdiği ana karakterler üzerinden filme bağlanırlar, ancak bir Semih Kaplanoğlu filminde bunu bulmak zordur. Ne bir aksiyon, ne hızlı geçen sahneler, ne de heyecan verici bir hikaye var ‘Bağlılık Hasan’da, ancak eğer insanı tanımak istiyorsanız, kendi ruhunuza doğru bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız ve kendinizden bir parça bulmak istiyorsanız, bu film sizin ihtiyacınız olan şeye sahip.

Yazarlarımızdan

20 Ocak 2022, Perşembe 07:01
20 Ocak 2022, Perşembe 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder