Anneannemin bayram mutfağı

09 Ağustos 2019, Cuma 08:01
AA

Sevgili dünlük, düşündüm de insanın hayatında temizlikten daha önemli hiçbir şey yok. Zihinsel temizlik tam olarak listenin başında yer alıyor. Beden temizliği, çevre temizliği ve kalbimizin temizliği hayatlarımızı bambaşka güzelliklere taşıyabilir bunu asla unutmamak gerek. Tabi biz Türk milletiyiz, geleneksel olarak kültürümüze yerleşmiş temizlik bahaneleri var. Bunlardan en sevdiğim ise bayram temizliği. Eş, dost, akraba, aile büyükleri bayramda evlerimizi ziyaret ettiğinden ve biz de onlara iade-i ziyaret ile karşılık verdiğimizden şu sıralarda evde en çok konuşulan şey bayram temizliği oluyor. İkinci ve konuşması daha zevkli olanı ise bayram ikramlıkları. Yarın mübarek Kurban Bayramı arefesi. Ben de bugün size rahmetli anneannemin mükemmel mutfağından yola çıkarak şehrimizde gelenekselleşmiş alternatif bayram ikramlıklarından söz etmek istiyorum.

İZMİR KÖFTE

Anneannemin deyimiyle köfteli patates yemeği. Bu yemeğin her bayram anneannemin sofrasında olmasının temel sebebi, tepside ve doyurucu olması. Kalabalık ailenin biraraya geldiği sofralarda herkesin doyması en önemli hedef. İzmir köfte de bu amaca çok lezzetli bir biçimde hizmet ediyor. İçinde herkesin sevdiği iki önemli lezzet var. Köfte ve patates. Üstelik domatesle, biberle ve salçalı sosla tatlandırılmış. Yanına pilav ve cacıkla ya da salatayla kocaman bir menüye dönüşüyor. Oldukça iyi fikir bence de.

YAPRAK SARMA

Bana sekiz yaşında yaprak sarmayı öğreten anneannem elbette bayram sofralarında bizi sarmasız bırakmazdı. Zeytinyağlı yaprak sarmayı, bayramdan birkaç gün önce komşuları ile birlikte imece usulü sarar ama pişirmeden buzdolabında bekletirdi. Bayram sabahı kısık ateşte ağır ağır pişirirdi sarmayı. Ben sıcak severim kimi soğuk sever. Ben üstüne limon sıkarım kimi yoğurt döker. Nasıl olursa olsun o yaprak sarma kalplerimizin en derin köşesinde yerini aldığından elbette anneannem de bizim yüzlerimizi güldürürdü. Ne bayram harçlığı ne başka bir şey. İlle de yaprak sarma.

KALBURABASTI

Bayramda hemen hemen tüm evlerde baklava ve türevi tatlılar yapılırken biz anneannemin elinden cevizli kalburabastı yerdik. Her zaman yapmazdı ki kıymeti anlaşılsın. Tatlı hamurunu yoğururken, tüm torunlara tatlı çiğ hamurdan bir çimdik tattırırdı, fazla yemeyin karınınız ağrır derdi. Fırında pişerken ayrı limon kabuğu rendesi ile aromalandırılmış şerbetini verirken ayrı güzel kokardı. Adını bir tür elek çeşidinden alan kalburabastı, adından da açıkça anlaşılacağı üzere tatlı hamurunun, içine ceviz konulduktan sonra kapatılıp, kalbura bastırıldığında aldığı şekli ile anılmıştır.

Sıradaki haber yükleniyor...