YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevgili Dünlük, ben bu hafta her gün dışardaydım. Kuyrukkaldıran kuşu gibi oradan oraya uçtum kondum. Neredeyse tüm sokaklardan geçtim.

Üç aydır adım atmadığım semtlere gidebildim. İşlerime başladım, gezmeye başladım, sohbet etmeye başladım, dışarda yemek yemeye, kahve içmeye, akşamları sahilde bisiklet sürmeye başladım.

Ancak bunları yaparken başından beri söylediğim gibi, önlemlerimden de, sokaklarımdan da vazgeçmedim. Maskemi taktım, sosyal mesafemi korudum, çantamdan kolonyamı eksik etmedim. Gittiğim tüm işletmelerin yoğun bir biçimde önlemler aldığını gözlemleyip, mutlulukla ayrıldım mekanlardan. Sokaklarda da çok yoğun maske kullanımı gözlemledim.

Toplu taşıma olarak sadece vapur kullandım ama orada henüz bir yoğunluk bulunmuyordu. Yine de klimaların çalışmaması ve çalışanların maske kullanımı konusunda hassasiyet göstererek, birbirlerini uyarması beni ziyadesiyle memnun etti.

Zaten açık hava mekanları, parklar, bahçeler ve sahiller açısından ne kadar şanslı bir şehir olduğumuzu hatırlatmama gerek dahi yok.

Ama geçen hafta Kordon’dan gelen görüntüler üzdü. Tüm dünyayı bir tıkla avuçlarında taşıyan gençlerin daha duyarlı olmasını bekliyor insan. İzmir gibi medeni bir şehirde daha çok empati görmeyi bekliyorum. Endişe seviyesi yüksek kişileri anlamayı, yaşama koşanları anlamayı, gençleri, çocukları, yaşlıları ve her birimizin birbirimizi anlamaya çalışmasını çok önemsiyorum. Beni anla, bu şehirde yaşamayı çok seviyorum. Elbette önerilerim de var, hadi başlayalım.

İYİLEŞTİRİCİ DOĞA

Hiç kamp yaptınız mı? Ya da yapmayı aklınızdan geçirdiniz mi? “Yok ben asla yapamam” diyenlerden misiniz? “Çok isterim ama hiç fırsat olmadı” diyenlerden mi? Ben yaklaşık üç yıl önce ilk kampımı yapmadan önce sınırlarımı hiç bilmiyordum. Hiç bir zaman konfor düşkünü biri olmadım ama ormanın ortasında bir çadırda gece uyuma fikri de beni bir miktar geriyordu. Çok aradaydım.

Bir cesaretle gittim kampa ve o ilk gecenin sabahında bir daha bu deneyimden asla vazgeçemeyeceğimi anladım.

Sabah uyanır uyanmaz ayağını toprağa basmak, gözünü açar açmaz gökyüzüne uzanan ağaçların arasından dünyayı selamlamak, buz gibi akan çeşmeden yüzünü yıkamak, elde olanlarla kahvaltı yapmak, dünden kalan ekmeği odun ateşindeki tavada kızartıvermek, zeytinyağına banmak, fıkır fıkır kaynayan çaydanlıktan kupaya dökülen çayın kokusu! Ormanda, lükslerin bir önemi yok. Taşıyabildiğin kadarsın. Yakıp koruyabilirsen, ateşin var.

Ateşin başında kocaman bir aile var, birbirini düşünen, birbiri için endişelenen, ekmeğini bölüşen bir aile. Kamp hayatı, çok öğretici, yol gösterici ve bayağı anlamlı. Şiddetle değil, sevgiyle öneriyorum.

NEREDE KAMP YAPILIR?

İzmir ve çevresinde kamp yapılacak çok yer var. Ancak bu kararı verdiğinizde gideceğiniz yerin özelliklerini çok iyi araştırmanızı öneririm.

Temiz su ve tuvalet bu ihtiyaçların en başında gelir. Sonrasında deniz kenarında mı, göl kenarında mı, orman içinde mi olmak istersiniz size kalmış. Ben küçük bir liste yaptım. Belki aklınıza yatan bir yer olur.

  1. Karagöl Tabiat Parkı
  2. İngiliz Burnu Foça
  3. Teos Orman Kampı
  4. Demircili Urla
  5. Dereköy Kamp Alanı Kemalpaşa
  6. Kalemlik Orman Kampı Menderes
  7. Dolungaz Kamp Alanı Urla
  8. Gümüldür Orman Kampı
  9. Morkoyun Kamp Alanı Karaburun
  10. Üççınarlar Kamp Alanı Dikili

Yazarlarımızdan

17 Mayıs 2021, Pazartesi 07:40
17 Mayıs 2021, Pazartesi 07:07
Sıradaki haber yükleniyor...
holder