Eylül sevenler derneği

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevgili dünlük, ben çocukken babam eve, elinde 10 kiloluk bir karpuzla geldiğinde annem söylenirdi, “Kim yiyecek bu kadar büyük karpuzu, nasıl bitecek?” diye. Babam da, “Biter biter merak etme” derdi. Yaz mevsiminin her bitişinde aklıma “bitmez denen büyük karpuz” geliyor. Bitmez denen neler bitiyor değil mi? Neyse ki her bitiş bir başlangıç, her başlangıç yeni bir hikaye.

Eylül ise sanki sonbaharı sevelim diye icad edilmiş, yumuşak başlı, herkesin derdini dinleyen, sakinleştiren, iyileştiren bir insan gibi. Yazın bitmesine kahrolan, yaz delilerinin bile seveceği cinsten bir ay. Güneşin bile kendine çeki düzen verdiği, yakmadığı, kavurmadığı, dimdik insanın kafasına geçmediği bir ay. Hal böyle olunca, tatlı gölgelerde toplaşan eş dost sohbetlerinde, Eylül övülür bol bol.

Övmelere doyulmaz hatta, her gün düzenli olarak bir miktar övülür. “Eylül’ü en çok ben seviyorum” yarışları yapılır. Siz ne dersiniz bilmem ama Eylül’ü ben de çok severim. Size de bu tatlı ay içinde gitmeyi en sevdiğim yerleri yazmak istedim. Şimdiden iyi Eylül’ler dilerim size.

SÜZME BAL GİBİ DENİZ

Nefis bir süzme balın, turuncu, sarı, kızıl geçişli bir ışıltısı vardır ya, onu aklınızda tutun. Eylül’de sütliman olan denizin üstünden süzülerek batan güneşi de getirin gözünüzün önüne. İşte her Eylül gün batımında deniz, bana dev bir süzme bal gibi görünür. Bu manzaranın biz İzmirlilere Allah tarafından bol bol bahşedilmiş olması da ne kadar şanslı olduğumuzu kesin olarak kanıtlıyor. Biz bu Eylül denizinin tadını yeterince çıkarmazsak ayıp olur. Sonra kimse “kış ne ara geldi?” diye şikayet etmesin. Ben size en sevdiğim gün batımı noktalarını listeleyeyim.

  • Ildır Erythrai Antik Kenti
  • Tarihi Asansör
  • Sarpıncık Deniz Feneri
  • Kadifekale
  • Foça Seyirtepe
  • Varyant
  • Urla Güvendik Tepesi k Homeros Vadisi

İNCE HIRKA AŞKI

Eylül sevenler derneği üyelerinin en çok övdüğü şeylerden biri de, kolları bir miktar uzun, ince hırkalardır. Sabah serinliğinde (Eylül’de İzmir’de 15 dk. civarı sürer) ya da akşam sahilde, o da ancak Eylül sonlarına doğru giyilebilecek bu hırkalara aşkla bağlıdırlar. Öyle ki yaz boyu, evin girişindeki askılıkta bekler Eylül’ü o hırka. Ve vakti gelmese de hevesle alınır ilk fırsatta ele.

Gün boyu ya elde, ya bele bağlı ya da çantanın içinde gezdirilir. Akşam dışarı çıkılmışsa, kollar arada bir elle kontrol edilir. Hafif de olsa bir üşüme var mı diye. Minik bir dal kıpırdasa derhal giyilir. Pek tabi, çok kısa bir süre sonra fenalık gelip çıkarılır. İzmirlinin Eylül’de ince hırkayla olan ilişkisi maalesef kısa süreli bir ilişkidir. Ne olduğunu anlamadan kış gelince o ince hırka bu defa da montların ve kabanların altında kalacaktır, gelecek Eylül’e kadar...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder