Güzel İzmir kadınları

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevgili Dünlük; günler boyu çalışıp, geceler boyu uyuyoruz. Temel ihtiyaçlarımız, basit telaşlarımız, üç günde unutacağımız belli, anlık dertlerimiz var. Tüm dünyanın aynı anda mücadele verdiği pandemiyi ve diğer ciddi sağlık sorunlarını saymazsak, gerçekten hayatlarımızı ele geçiren hangi derdin sahibiyiz acaba? Şöyle bir bakın etrafınıza, gün boyu dinlediğiniz insanlara, kendinize de bakın, ben de kendime. Ne yapıyoruz biliyor musunuz? Acıyı seviyoruz, kedere bayılıyoruz, tasalara sarılıyoruz.

Her sorunu çözmeye muktedir aklımızın ve kalbimizin varlığını unutuveriyoruz. Oysa çok güçlüyüz, hayat güzel ve içinde bir sürü iyilik var. Güzele bakmayı sevelim. Dağınıklığın içinden, mutluluk sebepleri çıkaralım. İçimizdeki iyilik enerjisine izin verelim. Ben bu hafta kendime yeni mutluluk sebepleri buldum. Bu şehir için mutluluk kaynağı olan iki kadınla konuştum. Hemen ilkiyle başlıyorum.

SÜREYYA KİLİMCİ

Bu haftaya harika başladık çünkü İzmir Devlet Tiyatrosu’nun değerli sanatçılarından biri olan Süreyya Kilimci, “Çatlak” filmindeki rolü ile İzmir’e Altın Portakal ile döndü. Karşıyaka’da doğan Süreyya Kilimci, sinema sektörünün merkezi İstanbul yerine daima İzmir’de yaşamayı tercih etmiş gerçek bir İzmir aşığı. “İzmir, kendisi ilham bi şehir” diyor.

Şehrimizin samimi ve rahat bir yaşam tarzına ev sahipliği yapması, gülümseyen insanları, her an sohbete hazır halinin bir sanatçı için ayrıca keyifli olduğunu söylüyor. “Güneşli şehir, aydınlığı bol şehir, denizi de hediye yanında. Daha ne olsun?” diyor. Altın Portakal Film Festivali’nden söz edecek olursak, aslında bu yıl pek çok özel anlam içeriyor.

Önecelikle, festivalin pandemiye rağmen başarı ile organize edilmiş oluşu, festivale ara verilmesine rağmen temel karakteri ile bu yıl yeniden yapılması, kadın temasının öne çıkışı ve en önemlisi 57 yıllık tarihinde ilk kez bir ödülün ansambl (eşit oyuncu kadrosu) olarak verilmesi oldu. Süreyya Kilimci ve diğer kadın oyuncuların, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görülmesi ve festivalde dişil enerjinin yükselişi çok mutluluk verici oldu. Ben kendim ve canımız şehrimiz İzmir adına Süreyya Kilimci’ye çok teşekkür ederim. Yolu ışık olsun.

REMİDE ARKUN

İçinde bulunduğumuz ay biz kadınlar için önemli bir farkındalık ayı olan, Meme Kanseri farkındalık ayı. Günümüzde çoğu insan meme kanseri konusunda çeşitli bilgilere sahip olmakla birlikte, bu hastalığı çok erken aşamalarında tespit edebilecek adımlar atmayı unutmakta ya da bu adımları erteliyor. Kadınlarda en sık görülen kanser çeşidi olan, birçok hastayı ve ailesini etkileyen meme kanseri hastalığına dair farkındalığı artırmak için her yıl ekim ayı boyunca dünya genelinde kampanyalar düzenleniyor.

Ben de hem muayene olmak hem de bu ay ve bu konuya dikkat çekmek için Prof. Dr. Remide Arkun hocamızı ziyaret ettim. Prof. Dr. Remide Arkun, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1979 yılında başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, yine Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1985 yılında tamamlayarak Radyoloji Uzmanı olmuştur.

Hocamız pek çok halk etkinliğinde konuşmacı olarak dahil oluyor ve kadınlarımıza erken tanının ne kadar önemli olduğunu gönüllü olarak anlatıyor. Ben bu şehrin kadınlarının, bilgi paylaşımını ve samimiyetini hiç kaybetmemesine bayılıyorum. Pek çok yayında yer alan açıklayıcı bilgileri için de Prof. Dr. Remide Arkun hocamıza çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder