YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevgili dünlük, öyle uzun süre evlerimizde kaldık ki, bu dönemin her birimize kattığı bazı yeni huylar olduğuna eminim. Mesela ben, bir yeri keşfederken ayaklarımda paten varmış gibi oradan oraya koşturur, hep daha fazla görmeliyim, daha çok fotoğraf çekmeliyim gibi telaşlara kapılırdım. Şimdi her bir anı, yavaşlatılmış bir film sahnesi gibi hakkını vererek yaşamayı seçiyorum.

Çünkü geriye dönüp baktığımda, denizi izlediğim bir anın bile, her detayının tadını çıkarmak, her yönüyle hatırlamak ve o küçük, önemsiz gibi görünen andan çok daha fazlasının, zihnimde kalmasını istiyorum. Ne şanslıyız ki, İzmir böyle yaşamaya niyet etmiş birine cennettir. Evden çıkıp kısacık bir sürede, kocaman bir yolculuğa varabilirsiniz. Benim de böyle içime döndüğüm dönemlerde, koşarak gittiğim yerler vardır.

Bugün onlardan birine, Ildırı’ya gittim ve dedim ki, “Kabul edersen sana geldim, var mı bana diyeceklerin?” Hiç geri çevirmez, elinde ne varsa sunar, yine öyle oldu. Bu kez bambaşka doldurdum ceplerimi döndüm. Şimdi sizinle paylaşma zamanı.

BİR BALIKÇI KASABASI

İzmir’den gelirken, bir noktadan sonra minik toprak yollara girersiniz Ildırı’ya varmak için. Urla ve Çeşme arasında kalmış köylerin güzelliğini izleye izleye, köy kahvelerinin yeni yıkanmış avlularından, dut ağaçlarının yemyeşil yapraklarından, fesleğen ekili tenekelerin beyaza boyanmış naifliğinden nasibinizi alarak ilerlersiniz yolda.

Ve nihayet o güzel mavi tabelayı gördüğünüzde, hemen ardında, denizin üstünde onlarca minik balıkçı teknesi karşılayacak sizi. Bu manzarayı her gördüğümde daima iyi hissettiriyor. Denizden esen rüzgardan mı desem, kayıkların renk renk hallerinden mi, yoksa sıra sıra lokantaların mutfaklarından gelen zeytinyağında çevrilmiş sarımsak kokusundan mı bilemiyorum.

Belki de hepsinden ve daha da ötesinden. Hatta biraz tepelerden bakmak gerekiyor Ildırı’ya. Burada telaş etmeden geçireceğim bir kaç günün sakinliği ile yavaş yavaş yürüyorum Erythrai Antik Kenti’ne.

ERYTHRAI

Antik çağda on iki İon devletinin önde gelenlerinden olan Erythrai tüm güzelliği ile orada. “Ben antik kent gezmeyi sevmem” diyorsanız da mutlaka gitmelisiniz. Gün batmadan orada olun. Çıkabildiğiniz kadar yukarı çıkın. 15 adacık ve ufukta Sakız Adası’nın arasına kurulmuş Ildırı’ya bir selam çakın. Denizin tonlarca sim dökülmüş gibi parladığı ve güneşin bir şeyler anlatmak istermiş gibi vakur battığı harika bir an yaşayacaksınız.

Yanınıza mutlaka içecek bir şeyler alın, çok sevdiğiniz bir şarkının tatlı ezgilerine bırakın kendinizi. Cır cır böcekleri eşlik etsin manzaranıza. Telefona, televizyona, bilgisayara bakmaktan yılmış gözlerimiz bir seyirlik bayram yaşasın. Tüm kalbimle diliyorum her biriniz için bu sihirli anı.

BALIĞA GİDELİM

Ildırı’da bir kaç gün kalmak çok iyi fikir. Böyle bir gezinin içinde ise bir gününüzü mutlaka tekneye ayırmanızı öneririm. Teknelere iki amaçla da gitmek çok keyifli. İsterseniz güzel koylarda ve adaların civarında yüzüp denizin binbir rengine şahit olabilirsiniz. İsterseniz de balıkçı teknelerine gidebilirsiniz. Amatör olta balıkçılık yediden yetmişe herkesin keyif alabileceği huzur dolu bir etkinlik.

Çoğu insan da denizin, insana verdigi huzuru ve rahatlamayı yaşamak için tercih ediyor. O güzelim denizden, sizin nasibinize düşeni almak ve tuttuğunuz balığı hemen orada taze taze pişirtip yemek mümkün. Sahilde küçük bir yürüyüş yaparken bunu kolayca organize edebilirsiniz. Her kişi sayısına göre, her isteğe ve bütçeye göre tekne alternatifleri bulunuyor. Şimdiden iyi seyirler.

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI

Yazarlarımızdan

14 Ağustos 2020, Cuma 11:12
14 Ağustos 2020, Cuma 07:17
14 Ağustos 2020, Cuma 07:14
Sıradaki haber yükleniyor...
holder