YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevgili dünlük, nasılsın, ne alemdesin? Senin de üzerinde görünmez bir tedirginlik pelerini var mı? Maske ve güneş gözlüklerinin ardından izlediğin hayat eskisi gibi mi? Ben hayatımın bu yılını asla unutamayacağım sanırım. Getirdikleri, bıraktıkları ve geri döndüremeyecekleri ile öngörülemez bu yıl sonrasında elbette hayatlarımız yavaş yavaş normale dönecek. Bu yaşananlar sonsuza dek sürmeyecek. Tıpkı aşırı rahatlamanın sorumsuzluğunu eleştirdiğimiz gibi, yeni dalgalar gelecek, her şey daha kötü olacak gibi felaket tellallığına da hiç kulak asmayı düşünmüyorum.

Ben iyi düşünmeyi, öyle yaşamayı ve iyiyi büyütmeyi seçiyorum. Sizlerin de her haline, fikrine, saygı duyuyorum. Zira şu aralar en son ihtiyacımız olan şey kavga. Rahmetli anneannem “sen bilirsin deyince kavga çıkmaz çocuğum” derdi. Bazen bir tartışma büyümeden, ikna derinliklerinden kaybolmadan, seçimlere saygılı olup, “sen bilirsin” demek en iyi yol olabilir. Diğer yandan size de “sen bilirsin” denilmesi olarak geri dönebilir.

Bu “sen bilirsin” dışında bir “sen bilirsin” daha vardır ki, o tam olarak benim yaptığım işe denk geliyor. Hafta sonuna doğru yoğun olarak çalmaya başlayan telefonlarım hep aynı iki kelimeyle başlıyor. “Sen bilirsin, kahvaltıya nereye gidelim?” Ben alıştım sanırım, siz de bana. Bakalım bu hafta ben neler biliyormuşum?

ALAÇATI’DAN BİLDİRİYORUM

Alaçatı bizim Alaçatımız ama İzmirliler olarak yılın bu zamanları gitmeyi tercih etmediğimiz canımız Alaçatımız. Pandemi sonrası herkes gibi orada da belirgin bir etkilenmişlik var. Esnaf işinin başına geçmiş, boyasını temizliğini yaptırmış, önlemlerini almış, konuklarını bekliyor. Sokak başlarında jandarmanın yoğun bir biçimde kontrol yaptığını gözlemledim. Sokaklarda maskesiz gezmenin cezası affedilmiyor.

Normal zamanlarda her bir kapının önünde oluşan fotoğraf kuyrukları yok. Her yıl yepyeni işletmeleri kucaklayan Alaçatı bu yıl epey yorgun görünüyor. Zaten kısa olan sezonun da maalesef bir şekilde sakin geçeceği ön görülüyor. Fiyatlar her zaman olduğu gibi, uygun denilemez ama üstüne de konulmamış. Çok sevdiğimiz klasikler yerli yerinde. Dışardan gelen sayısı az olunca bana fena halde, kış Alaçatısı gibi geldi.

Birbiriyle selamlaşan insanlar, kapı önünde tavla oynayan esnaf, zeytinyağında çevrilmiş sarımsak kokusu, sardunyaları sulayan teyze, sezon geldi diye anneanneye babaanneye gönderilmemiş Alaçatı çocukları. Hepsi orada, hepsi birarada. Sahile inersen su tertemiz, rüzgar çok tatlı esmekte. Çok özlediyseniz bir gidip görün derim ben.

DOMAT AŞI

Yaz gelip domatlar kocaman erişkin hale geldiğinde yapardı anneannem bu yemeği. Çok severdim ekmek banmasını. Bu hafta aklıma düştü belki siz de yapmak istersiniz. Tarifini paylaşayım.

Malzemeler:

  • 2 kuru soğan
  • 6 büyük domates
  • 1 su bardağı kadar zeytin yağı
  • 1 yemek kaşığı acı biber salçası
  • 2 yemek kaşığı domates salçası
  • Yarım su bardağı pirinç
  • 3 su bardağı sıcak su

Yapılışı: Öncelikle soğanlarımızı yemeklik doğruyoruz ve zeytin yağında solana kadar kavuruyoruz. Salçasını ekliyoruz ve çözülene kadar kavuruyoruz. Domateslerin kabuğunu soyup, küp küp doğruyoruz. Soğana ekliyoruz ve rengi dönene kadar kavuruyoruz.

Pirinci yıkayıp tencereye alıyoruz ve üzerine sıcak suyumuzu koyuyoruz. Tuz ekliyoruz. Kaynamaya başlayınca ateşini kısıyoruz. Pişince kapağı kapalı dinlenmeye bırakıyoruz. Üzerine kuru nane ya da istediğiniz baharatı ekleyebilirsiniz. Cacıkla birlikte nefis olacaktır. Afiyet olsun.

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI

Yazarlarımızdan

10 Ağustos 2020, Pazartesi 14:27
10 Ağustos 2020, Pazartesi 07:00
10 Ağustos 2020, Pazartesi 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder