YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevgili dünlük, karmakarışık duygularla geçen bir haftayı geride bıraktık. “Bir şeyi sevmenin sorumlulukları neler?” düşündüm durdum. En temelinde, onu korumak mesela. Sana sevmek hissini yaşatana kanat germek, bir ağaçsa su vermek, bir sokaksa temiz tutmak, bir hayalse sıkı sarılmak, bir anıysa unutmamaya çalışmak, bir şehirse katkı sağlamak, bir insansa saçının teline zarar gelmemesi için çabalamak lazım. Sevgi, kalpten tüm hücrelere yayılan bir güzellik haliyse, içinde daima iyilik barındırmalı. Gencecik ve çok yetenekli bir İzmirli fotoğraf sanatçısı ile konuştum. “İzmir’i sevip, İzmir’de yaşamak, onun için bir şeyler yapmayı gerektirir” dedi. Öyle anlamlı bir farkındalık ki bu! Tam da bu sebeple, sizinle sevginin sorumlulukları ve iyiliğin gücü üzerine bir yolculuğa çıkalım istiyorum.

HEPİMİZİN

Hepimizin bildiği, “aslında var ya alacaksın iki tane şu sandalyelerden” denilen, katlanabilir sandalyelerden alalı çok oldu benim. O sandalyeler ve sonrasında yine katlanılabilir minik bir masa, ardından yiyecek ve içecekleri soğuk tutmaya yarayan küçük bir dolap geldi bagaja. Tüm bunlar, yaşadığım gezegeni daha manzaralı bir noktadan seyretmek içindi.

Kıyılar, ormanlar, en güzel koylar ve daha fazlası benimse, onun biraz daha yakınında olabilmekti amacım. Ama doğa sevgimin sorumluluklarını hiç çıkarmadım aklımdan. Mümkün olduğunca ateş yakmadan doyurdum karnımı. Hem kendimin hem çevremdekilerin atıklarını topladım gittiğim her yerde. Ağaçlara zarar vermeden gölgesinde oturdum. Suyu kirletmeden güzel kokusunu çektim içime. Konulmuş her kurala riayet ettim. ‘Amannnn kim görecek? Kim ne diyecek? Kim gelip ceza kesecek?’ demedim.

O güzelliklerin tadını tekrar tekrar çıkarmayı hak etmek için çabaladım ve çabalayacağım. Sadece sorumlu davranmak yetmiyor elbet. Lütfen kurallara uymayanları nazikçe uyarın, tartışmaya girmeden sevgi ve hoşgörü ile açıklayın. Attığı bir izmaritin nelere yol açabileceğini anlatın. Üzerinde yaşadığımız her şey hepimizin.

EFECAN EFE

Efecan Efe 1995 doğumlu, İzmirli fotoğraf sanatçısı. Temsilcisi olduğu Y kuşağının özelliklerini taşıyan, özgün, bağımsız, çalışkan ve farkındalığı oldukça yüksek, pırıl pırıl genç. 2011’de tutkuyla bağlandığı fotoğraf ve video prodüksiyonuna odaklanmış. 2016 yılında ise İzmir Ekonomi Üniversitesi Radyo Televizyon Programcılığı bölümünden mezun olmuş.

Okul boyunca eğitim hayatını sürdürürken sektörde çalışarak tüm süreçleri deneyimlemiş. Çeşitli yerel, ulusal ve uluslararası projede çalıştıktan sonra ne yapmak istediğine karar verip, kendi prodüksiyon şirketini kurmuş. 25 yaşında hayatını kazanmaya başlayan bir gencin yapabileceği en güzel şeyi yaparak bol bol seyahat ediyor. Ülkemizi ve dünyayı bize yaratıcı bir gözle aktaracak içerikler üretiyor.

“Dünyanın neresinde olursam olayım içimde mutlaka İzmir özlemi taşırım” diyor. Çok sevdiği memleketinin var olan güzelliklerinin korunmasını ve yeniliklerin eklenmesini diliyor. “Çok daha fotojenikleşebilir şehir.” diyor. Güneş ışığının avantajını bu kadar iyi kullanırken, şehrimizin tanıtımı için daha çok katkı sağlamak istiyor. Yazımın girişinde de bahsettiğim gibi, “İzmir’i sevip, İzmir’de yaşamak, onun için bir şeyler yapmayı gerektirir” diyor.

Tüm kalbimle katılıyorum. Benim de çok sevdiğim Kemeraltı, fotoğraf çekmeyi en sevdiği yerlerden biri. Kültür, mimari ve insanın iç içe olduğu bu devasa tarihi çarşıdan ilham aldığını söylüyor. Efecan Efe’nin gelecekte ismini çok daha fazla duyacağımıza inanıyorum. Kendinize ve sevdiklerinize çok iyi bakın...

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder