Deniz Temur Büyüme atakları ve çocuklarda iştahsızlık
HABERİ PAYLAŞ

Büyüme atakları ve çocuklarda iştahsızlık

Çocuk beslenmesi, çocukların içinde bulundukları yaş ve bu yaşın getirdiği psikolojik, fizyolojik değişimlerden etkilenen bir alandır. Bu nedenle çocuklardaki yeme güçlüklerini ve iştahsızlığı incelerken çocuğun içinde bulunduğu yaş ve gelişim döneminin çocuk üzerine etkilerine dikkat etmek durumu doğru değerlendirmemize ve hızlı çözümler üretmemize yardımcı olur.

Haydi gelin büyüme atakları ve iştahsızlık konusuna biraz daha detaylıca bakalım. Belki sizin çocuğunuz da şu günlerde böylesi zorlu bir dönemden geçiyordur.

BÜYÜME ATAKLARININ SIK GÖRÜLDÜĞÜ DÖNEMLER

Büyüme atakları bebeklikten itibaren kendini zorluklar ve rutinde bozulmalar olarak gösterir. Çocuk gelişimi literatüründe ilk 20 ayda büyüme atağının görüldüğü 10 dönem olduğu yazar. Hayatın ilk 3 yılında ise adına çoğu kez ‘sendrom’ dediğimiz zorlu değişim aşamaları yaşanır. Büyüme ataklarının çoğu kısa süreli ve daha hafif zorlayıcılıkta geçer. Ancak bazıları çocukları iştahsız, uykusuz, huysuz ve zorlayıcı bir hale dönüştürebilir.

İşte bu dönemlerin en zorlularının yaşandığı aylar ve bu aylarda oluşan iştahsızlığa karşı alabileceğimiz önlemler….

6’NCI AY: Ek gıdaya geçişe hoş geldiniz. Bebeklerimiz bu ayda artık yavaş yavaş katı gıdalarla beslenmeye başlar. Bu değişim çocuğunuzda alışık olduğu düzenin yıkılması anlamına gelir. Sakince emdiği anne memesinin yerine artık ağzına tadını bilmediği, dokusunu tanımadığı, ağzında hissettiği şeyle ne yapması gerektiğini bilmeyen bir dönem başlamıştır. İlk denemelerde çocukların çoğu emme refleksiyle besinleri dilleriyle dışarı iterler, öğürürler, huysuzlanırlar. Besinleri ağızlarında döndürmeyi başarıp, yuttuklarına da mide ve bağırsak sistemlerinde farklılıklar, huzursuzlar hissetmeye başlarlar. Bu dönemde çocuğun yaşadığı değişimler onda huzursuzluk, uyku bozulması ve besinleri reddetme olarak kendini gösterir.

Bu dönemde yapılması gereken en önemli şey, ek gıdaların çocukları doyurmak için değil, farklı besinlere alışmaları için bir geçiş dönemi olduğunu hatırlamaktır. İlk denemede sadece 1 çay kaşığı dolusu besin sunmak, çocuk istemiyorsa zorlamamak, çocuğun besinlere dokunarak rahatlamasına fırsat vermek ve en önemlisi çocuklara alışmaları için zaman tanımak en iyi çözüm olacaktır. Bu dönemde yaşanan olumsuzluklara karşı çocuğunuzu ‘zaten iştahsız bir bebekti’ diyerek etiketlemek yerine ‘dünyayı ve besinleri yeni öğreniyor, zamana ihtiyacı var’ diyerek süreci olumlayın.

9’NCU AY: Bu aylar çocukların artık başka bir bedene ihtiyaç duymadan hareket edebilmeye başladıkları dönemdir. Bu hareketlenme çocuklarda karışık duyguları da beraberinde getirir. Hareket özgürlüğünün yarattığı şaşkınlık, mutluluk ve kaygı bu dönemin çocuklarında uykudan, beslenmeye çok fazla alanı olumsuz etkiler. Mesela bir gece uzun saatler uyanmadan uyuyabilirken, bir başka gece sürekli ağlayarak uyarabilir. Aynı şekilde beslenmeye karşı ilgisi de inişli çıkışlı bir hal alacaktır. Bir öğünde daha ilgiliysen, diğer öğünde beslenme teklifine ağlayarak karşılık verebilir. Bazı besinleri diğerlerinden daha kolay tüketirken, bazılarına karşı daha tepkili davranabilir.

Bu dönemde yapılması gereken en iyi şey çocuğun değişim içinde olduğu hatırlanmalı ve beslenmeye zorlanmamalıdır. 6 ile 12’nci ay arasında çocuklar için ek besinlerin sadece onları besinlerle tanıştırmak için olduğu hatırlanmalı ve doymaları için büyük miktarlarla beslemekten kaçınılmalıdır. Aynı zamanda 9 aylık bebekler yavaş yavaş kendilerini besleme kabiliyetine de erişmiş olduklarından sürekli bir yetişkin tarafından beslenmek yerine kendi kendilerine beslenmeleri için desteklenmelidir. Bu yolla besin reddi büyük ölçüde engellenebilir.

1 YAŞ: 1 yaş ailelerin çocuk beslenmesinde en çok zorlandığı büyüme atağı dönemidir. Ek gıdaya geçiş dönemini başarıyla geçirmiş aileler bile söz konusu 1 yaş olunca çocuklarının yemek yemeyi kesmesinden şikayet eder. Burada bilinmesi gereken önemli nokta, 1 yaşında büyüme hızının yavaşlıyor olmasıdır. İlk 1 yaş insan bedeninin en hızlı büyüdüğü dönemdir ve bu dönem 1 yaşla birlikte sona erer. Çocuğun bedeni büyümek için kullandığı kalorilere artık ihtiyaç duymaz ve beslenme ihtiyacı yaklaşık yüzde 25 oranında azalır. Bu da kabaca çocuğun gün içinde aldığı her 4 besinden 1’ini artık yemeyeceği anlamına gelir. Bu çoğunlukla öğün reddi olarak karşımıza çıkar.

Burada yapılması gereken en iyi şey çocuğun iştahındaki azalmanın nedenini hatırlamak ve çocuğu beslenmeye zorlamamaktır. Bu dönemde artık öğün aralarındaki zaman arttırılabilir. Çocuğun açlık-tokluk hissini öğrenmesi için ona zaman tanınabilir. Çocuğun açlık sinyali verdiği zamanlar izlenerek ona ihtiyaç duyduğu anda besinleri sunma yolu seçilebilir. Kendi kendine beslenme becerisinin desteklenmesi yanında bu dönemde çocukların beslenme bilincini kazanmaları için mutlaka yetişkinlerle birlikte beslenmesi ve masada başka kişilerin de besinleri tükettiğini deneyimleyerek büyümesi önemlidir.

18-19’NCU AYLAR: 2 yaşın ayak sesleri yavaş yavaş duyumaya başlar. Bu aylar çocuk gelişiminde 2 yaşın getirdiği zorlu değişimin hissedildiği dönemdir. Aynı zamanda bu aylar çocukların en iştahsız oldukları dönemdir. Bu iştahsızlıkta oral dönemin yavaş yavaş sona ermesi anal dönemin etkilerinin çocuk tarafından hissedilmesinin büyük rolü vardır. Bu dönemlerde ayrıca büyüme hızı da iyice yavaşlamıştır. Bu dönemde çocuklar çok az besin tüketerek uzun süre tok kalabilirler. Bu dönemde ayrıca emme güdüsünde yeniden bir yükseliş yaşanır. Anne memesi emen çocuklar daha fazla anneyle temas etmek ister.

Burada yapılması gereken çocuğun açlık sinyallerine güvenmek ve ona ihtiyaç duyduğu anda besinleri sunmaktır. Emme güdüsünün ‘açlıktan’ olduğu düşünülmemeli, çocuk ihtiyaç duyduğu sürece emzirilmelidir. Aynı zamanda ‘emerse yemek yemez’ kaygısıyla çocuk anne memesinden uzaklaştırılmamalıdır.

2 YAŞ: Adı sendrom olan yaş. Çocuklar için harika bir dönem olan 2 yaş, biz yetişkinler için zorlu bir geçiş dönemi olabilir. Çocuklar bu dönemde sınırlarını sonuna kadar zorlayarak hayatı ve kendi kabiliyetlerini öğrenmek için durmadan hareket ederler. İstedikleri ve istemedikleri şeye karşı direnç ve tutku gösterirler. Bu dönemde yapılabilecek en iyi şey çocukların fiziki aktivite ihtiyacını yüksek oranda karşılamaktır. Aynı zamanda ebeveynlerle duygusal doygunluk yaratacak düzeyde kaliteli zaman geçirmek çocukların uyumunu arttıran en önemli faktördür. 2 yaş döneminde çocukların besinleri tanıması, mutfakta aile bireyleriyle pişirme ve hazırlama süreçlerine dahil olması, yiyeceklerle oyunlar kurmasına izin verilmesi besin reddine karşı olumlu bir kalkan oluşturacaktır.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder