Deniz Temur Çocuğunuzla oynayın onu oyalamayın!
HABERİ PAYLAŞ

Çocuğunuzla oynayın onu oyalamayın!

Çocuklar için ‘oyun oynamak’ ekmek gibi su gibi hayati! Konumuz çocuklarda yeme sorunları olunca da onlarla uyumlanmanın en kolay yolu haliyle oyunlar oluyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var. Oyunları bir oyalama aracına mı dönüştürüyoruz yoksa gerçekten çocuklarımızla oyun mu oynuyoruz?

 Hadi gelin ikisi arasındaki farkı birlikte değerlendirelim!

 OYALANSIN DİYE OYUNCAKLARA BOĞMAYIN!

 Çocuklar özellikle de 1 yaş öncesi dönemde önlerine konulan objelerle oynamak konusunda yüksek istek duyarlar. Aynı zamanda dünyayı ağızlarıyla tanıma döneminde olduklarından oyuncakları keşfetme sırasında ağızlarını da otomatik olarak açarlar. Bu dönemde oyuncakların, bazen ekranların yada kitapların ilgi çekiciliği çocukları beslemek konusunda işleri bizim için kolaylaştırır. Ancak bu oyalanma hali çocuk büyüdükçe işe yaramaz olur. Zira çocuklar çevrelerinde daha fazla keşfedilecek şey olduğun fark edip, bir de üstüne hareket etme becerisi kazandıklarında artık iki topla oyalanmazlar. Buradan sonra işler karışır ve elde tabak çocuğun peşinde koşan ebeveynlere dönüşürüz. İlle de ‘otursun yesin’ dersek televizyonların, ekranların gücünü kullanırız. Fakat bilmeliyiz ki ekranların gücü de sınırlıdır. Bir süre sonra çocuklar ekranlarda ilgilerini çeken şeye daha fazla odaklanmaya başlar ve odaklanma sona ermesin diye yemekleri yememeye başlarlar.

 OYALAMAK İÇİN DEĞİL ÖĞRENMELERİ İÇİN OYNAYIN

 Burada sonucu belirleyen şey yetişkinin oyunları çocuğu oyalamak için değil, onun deneyimlerini güçlendirmek için birer araç olarak kullanmasında saklı.

 Çocukların öğrenmeleri için oyun ve oyuncaklar hayati öneme sahip. Özellikle erken dönemde yetişkinlerle kurulan kaliteli iletişim temelli oyunlar çocukların gelişimleri üzerinde etkileri oldukça pozitif. Aynı zamanda çocuklar oyunlarına dahil olan yetişkinlerle geçirdikleri kaliteli zamanla hem ortama, hem nesnelere hem de ilişkilerine karşı güvenli bağlanma süreçlerini tamamlarlar. Konu besinler ve beslenme olunca güvenli bağlanma, son derece önemli ve tamamlanması gereken bir sürece dönüşür. Çocuk eğer erken dönemden itibaren bakım verenlerinin de dahil olduğu içinde besinlerin ve beslenmeyi öğrenmeye yardımcı oyunların olduğu düzende kaliteli zaman geçirirlerse yiyeceklere daha kolay güven duyarlar ve beslenme kabiliyetleri de doğru orantılı gelişir. 

 SİZ YERKEN ONUN DA ÖNÜNDE AYNI ŞEY OLSUN

 Siz yemek yerken çocuğunuzun da önünde aynı yiyecekten olması (yaşına uygun ve güvenli olmak koşuluyla), siz yerken sizi izlemesi öğrenmenin en önemli basacağıdır. Siz de çiğnerken, yemekleri çatala kaşığa alırken yaptığınız oyunlar, abartılı mimikler, eğlenceli şarkılarla çocuğunuzun beslenme deneyimini güçlendirebilirsiniz. Böyle bir ortamda çocuğun yanındaki yetişkinin yediği yemeğe dokunabilir, onunla oynayabilir olması kısa sürede ağzına götürüp yeme deneyimini yaşamak isteyecektir. 

 Aynı şekilde yiyeceklerin pişmeden önceki halleriyle oynamak, pişirmeye hazırlık süreçlerine dahil olmak, besinlerin değişimlerini gözlemlemek ve onlara dokunmak da süreci olumlu yönde besleyecek deneyimlerdir. Bırakın çocuğunuz patatesle, soğanla oynasın; bezelyeleri, taze fasulyeleri sizinle ayıklasın. Koklasın, çiğ de olsa tadına baksın, onları yıkasın, kendince oyunlar kursun. Deneyim, cesareti beraberinde getirir. Eğer sizinle oyun sürecine dahil oluyorsa mutlaka yeme davranışı da arkasından gelecektir. Çocuğunuza güvenin. 

 YAŞ İLERLEDİKÇE DENEME CESARETİ İÇİN DAHA ÇOK ZAMAN GEREKİR

 Bir hatırlatma yapmakta fayda var! 

 Çocukların yaşı büyüdükçe yiyecekleri deneme konusundaki cesaretleri azalır. Yaşı ilerlemiş ve yemeklere karşı güvensiz bir ilişki geliştirmiş çocukların deneyimlerini oyun yoluyla bile olsa arttırmak için daha çok zamana ihtiyaç vardır. Onlara eksik kalan deneyimlerini kazanmaları için daha fazla fırsat vermek, yemek sırasında ve dışında daha fazla oyun oynamak ve sabır göstermek gerektiği unutulmamalı.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder