80'lerde yaşamak…

26 Ocak 2012, Perşembe 12:53
AA

Salı günü TRT 1 kanalında yeni başlayan bir diziye denk geldim. Televizyonla aramın pek olmamasına rağmen, sosyal medyanın göz bebeği twitter’dan, dizinin seksenli yıllarda geçtiğini okuyunca aldı beni bir merak. Zaten dizinin adı da Seksenler. O yıllarda çocukluğunu yaşamış biri olarak o kadar çok detayı hatırlamama ben bile şaşırdım. Merdaneli çamaşır makineleri, kömürle ısınan ütüler, soba kurma eziyeti, banyo için su ısıtma telaşı vs… dizide beni en çok şaşırtan, ufacık bir ayrıntı oldu. O zamanlar annem ve teyzemin kullandığı yeşil renkli bir ruj vardı. Rujun rengi yeşildi ama sürüldüğünde kırmızıya döner ve uzun süre de dudaktan çıkmazdı. Şimdilerde hala satılıyormuş ama ben hiç denk gelmedim. İşte bu minicik detay beni aldı götürdü o yıllara.

Teknolojinin tüm nimetlerinden faydalandığımız şu yıllarda, aslında çocuk büyütmek ne kadar kolay. Bazen birbirimize çocuklarımızın bakımıyla ilgili dert yandığımızda, çoğumuzun şımarıklık yaptığını düşünüyorum. O zaman da ikiz anneleri vardı ve doğru dürüst çamaşır makinesi bile yoktu, kaldı ki hazır bez diye bir şey de yoktu. Şimdi bebeklerimizi büyütürken bizim için nimet olduğunun bile farkında olmadığımız ıslak mendiller, hazır bezler, pişik kremleri, el blenderları, gaz yapmayı önleyici biberonlarımız var. Bu biberonları steril etmek için buharlı sterilizasyon aletleri, otomatik süt sağma pompaları, sağılan sütlerimizi saklamaya yarayan süt poşetleri ve asıl onları uzun süre aynı tazelikte muhafaza eden derin dondurucularımız da var. Bebek telsizlerini ve her şekle girebilen pusetleri saymıyorum bile…

Düşünsenize, ne kendinden sıkmalı çamaşır makineniz var, ne doğru dürüst bir ütünüz ve hatta buzdolabınız. İşte benim eli öpülesi kayınvalidem bütün bu olmazların içinde tam 6 çocuk yetiştirmiş. Ona hep söylerim sende peygamber sabrı varmış diye. Biz biraz da rahata alıştık sevgili okur. Teknoloji çağında bile bu saydığım şeyleri alamayanlar da var. Teknoloji, hayatımızı kolaylaştırırken, kas gücümüzü zayıflattı. Hala evrim geçiriyoruz. Daha zeki ama daha güçsüzüz. Bakkala gitmek yerine, telefonla ya da internetten sipariş verir olduk. Seksenler dizisini izlerken aklımdan geçenler bunlardı işte. Şahane bir nesil yetiştirdiğimize eminim. Şahane ama tembel…

***

900 TL maaşla “baba” aranıyor

Başlık aynen buydu. Afalladım görür görmez. Haberin içeriğini okuyunca biraz da sarsıldım. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun başlattığı çocuk evleri projesinde kimsesiz çocukların kendilerini aile ortamında hissetmeleri amaçlanmış ve fakat çocuk evleri, bakıcı anne konusunda sıkıntı yaşamazken, bakıcı baba bulamamışlar. Bakıcı baba olmak isteyenler önce bir sınavdan geçirilecek ve başarılı olanlar 900 TL maaşla çocuk evine bakıcı baba olacaklar. Bakıcı anne bile olsa, bu işi gönüllü yapıyor kadınlar. Erkekler yine teşvikle, hep teşvikle…
 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.