Annelerin en yakın arkadaşları, kızlarıdır

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İki kızım olduğu için dünyanın en şanslı annelerinden biriyim. Az bir zaman sonra en yakın kız arkadaşlarım olacaklar. Şimdiden onlarla alışverişe gittiğimizi, sinemada film izlediğimizi ya da denize karşı kahvelerimizi yudumladığımızı hayal ettikçe yüzüme kocaman, sabırsız bir gülümseme yerleşiyor.

Geçen gün hava muhalefetinden dolayı eve hapsolan kızlarımı, en azından insan içine karışsınlar diye bir alışveriş merkezine götürdüm. Yılbaşının yaklaşmasından ötürü ışıl ışıl süslenmiş alış veriş merkezinde keyifle tura çıktılar. Cam korkulukların arkasından, her ışıklı süs için hayret nidaları atmaları çok eğlenceliydi. Bir süre sonra onların hızına ve enerjisine yetişemeyince, en yakın kahve dükkanında oturup bir yorgunluk kahvesi içmek istedim. Bir yandan iki küçük meraklı tazeyi nasıl zapt ederim diye de düşünüyordum. Bakıcımızla birlikte dükkana girdik. Kahvelerimizi aldık ve bulduğumuz en yakın masaya oturduk. Kızlar kucağımızda beklenenin aksine gayet sakin, elimizdeki kahve fincanlarının üstündeki bembeyaz köpüğe bakıyorlar.

Her ikisine de süt köpüğünden birer kaşık verince bizimkilerin pek hoşuna gitti. Kahvemizin köpüğünden kızlar da sebeplendi ve belki de ilk ana – kız(lar)  kahve keyfimizi yaşadık. Kahvelerimizin sonuna kadar kucağımızdan inmeyen, bize zorluk yaşatmayan ve üstüne üstlük bizimle kahve keyfine ortak olan kızlarımla gurur duydum.

İlk kalem ve kalemtraş

Bu ara pek çok minik şeyin ilkini yaşıyoruz kızlarla. Alışveriş merkezinde gezerken dükkanlardan birinin önünde, çocuklar için masa sandalye konmuştu. Üzerinde boyama kitabı ve boya kalemleri duruyordu. Bizim kızlar hedefe kilitlenip hemen geçtiler masanın başına, oturdular küçük sandalyelerine ve sanki daha önce yapmışlar gibi kalemleri ellerine alıp başladılar kağıdı boyamaya. Biz onları oradan kaldırmasak saatlerce boyayacaklardı kağıtları. Gitme vakti geldiğinde feryat figan kaldırdık sandalyeden ve eve döndük.

Evde önlerine boyama kitabı ve boya kalemlerini koydum. İkisinin de gözleri büyüdü sevinçten. Fakat o kadar abanıyorlar ki kalemlerine, ya uçları kırılıyor kalemlerin ya da çabucak ucu tükeniyor. Koşa koşa mutfağa gelip kendi dillerince söyleniyorlar kalemlerini gösterip.
Evde sadece benim makyaj için kullandığım kalemleri açtığım bir kalem traş vardı onu da artık çocukların boya kalemlerini açmakta kullanır oldum. Mutfakta çocuklarımın kalemlerini açıyor olmak bana ne kadar tuhaf geldi anlatamam. Ucu açılmış kalemini alan yine aynı hızla koşarak boya kitabının başına geçti. “Büyüdüklerinde de ders çalışmak için de bu kadar hevesli olsalar keşke” demekten kendimi alamadım.
 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder