Bir ayrılık yazısı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Bu köşede yazmaya başladığımdan beri adı sürekli sayfalarımda geçen çocukluk arkadaşım Selin’i, beni yakından takip eden okuyucular bilirler. İzmir’de başlayan maceramız, üniversitede farklı şehirlere taşınmamızla hızını kesmiş olsa da, yollarımız bir gün yine aynı şehirde kesişti. Tesdüfler zinciriyle, 1 gün arayla evlendik, 3 ay arayla bebeklerimizi kucağımıza aldık ve aynı sitede kapı komşusu olduk.

 
Birbirimizin bebeklerini emzirip, kızlarımızı süt kardeşi yaptık. Çoğu zaman süt kızımdan da bahsettim sizlere. İstedik ki, bizim gibi sağlam olsun dostlukları ve kardeş olsunlar birbirlerine hayat boyu. Hiç bir yol onları ayırmasın. Aynı annenin sütünü içen 3 kız kardeş olsunlar. Öyle de oldular şimdiye kadar. Aldıkları şekeri üçe bölüp paylaştılar. Elisa ve 16 ay sonra aramıza katılan pamuk kardeşi Karya, bana hep “cici anne” dediler, benim kızlarım da Selin’e. Birbirimizin çocuklarına annelik yaptık. Kimi zaman hasta çocuklarımızı doktora Selin götürdü, kimi zaman hepsini birden tatile ben götürdüm.


 
 
Hayat bu kez yine bizi farklı yerlere savuruyor. Üniversitede ben İstanbul’a gelirken, Selin Ankara’ya gitse de, kafamıza her estiğinde bir otobüs biletine bakardı bizim buluşmamız. Okulu ekmek o zaman için hem keyifli hem de kolaydı. Hayat zorluk derecesini biraz arttırdı ve bizi iki farklı ülkeye savuruyor şimdi. Hayatlarımıza dört küçük kuzu dahil oldu. Ben süt kokulu kızlarımı özleyeceğim bu kez. Üstelik haftanın her günü, sabah uyanır uyanmaz birlikte olup, akşam uyuma saatine kadar ayrılmayan bu 4 küçük kuzu, ilk kez ayrılacaklar. Yaz tatillerine kadar birbirlerini yılda 2 ay görecekler. 
 
Biz bu ara hem kendi hüznümüzü bastırmaya çalışıyoruz hem de kızlara durumu anlatmaya uğraşıyoruz. Gidecekleri yerin İzmir kadar yakın olduğunu ve bir kaç gün sonra döneceklerini zannediyorlar maalesef. O bir kaç gün geçip de kavuşamadıklarında, durum bizim için biraz daha zorlaşacak gibi. Galiba aynı durum, Selin ve beim için de geçerli. Kafamız esmeye görsün, yine de Anchorbir uçak bileti kadar yakınız birbirmize...
 
Evde diş tedavisi dönemi

 
Diş hekimine gitmek, o dişçi koltuğuna oturmak ne büyük eziyettir bilirim. Bir çoğumuzda oluşan bu fobinin sebebi elbette çocukluğumuzda yaşadığımız travmatik ilk diş muayenesidir. Dişlerimiz çürümeden diş hekimine gitme alışkanlığımız olmadığı için, diş kontrollerine gitmek hep işkence gelir. 
 
Ben her zaman söylüyorum anne ve babalara; çocuğunuzun dişleri çıktığında, mutlaka diş hekimine götürün. Kontrole dişinde çürük olmadan giderse, diş hekimi korkusu geliştirmemiş olur hayatı boyunca. Gideceğiniz diş kliniğinin de mutlaka çocuklar için özel odaları olmasına önem verin. Daha eğlenceli dekore edilen yerler, çocuklara sempatik gelir.
 
Gelelim evde diş tedavisine. Son derece gerekli bulduğum bir uygulama olduğunu söylemeliyim. Engelli, yaşlı ya da herhangi sebeple evden dışarı çıkmakta zorlanan hastaların diş tedavilerini sağlamak amacı ile kurulan evde tedavi merkezi, tedaviye ulaşamayan hastalar için Türkiye’de ilk kez Dentistanbul’da uygulanmaya başlanmış.
 
Dentistanbul Protetik Diş Tedavisi Bölüm Bşk. Prof. Dr. Ahmet Umut Güler “Ekibimiz içinde bir diş hekimi, bir diş hekimi yardımcısı, bir yardımcı personel ve bu ekibi çağrı gelen yere ulaştıran sürücümüz var. Hastalarımıza en kısa zamanda hizmet vermeyi hedefliyoruz.” diyor. 7 gün 24 saat 444 0 347 numaralı telefondan iletişime geçilebiliyorsunuz.
 

Yazarlarımızdan

15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
15 Nisan 2021, Perşembe 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder