Çocuklar okusun diye...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News



Evi taşımadan önce kitapları kolilere yerleştirirken, ne kadar çok kitabımız olduğunu gururla gördüm. Sonra dedim ki, ‘neden bunların bir kısmını kütüphaneye ihtiyacı olan okullara yollamıyorum?’ Ben tam da bu hazırlığı yaparken, Türkiye’nin en büyük kitap kampanyası olan ‘Çocuklar Okusun’ İstanbul’daki AVM’lerde başladı. Kampanya kapsamında Mecidiyeköy Trump Alışveriş Merkezi, Şişli Cevahir Alışveriş Merkezi, İstinyepark, Levent Metro City’ye kitap kumbaraları yerleştirildi.

Bu kumbaralarda 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne kadar toplanacak kitaplar Erzurum, Ağrı, Bitlis, Şırnak, Ardahan, Şanlıurfa, Sivas, Zonguldak, Gaziantep, Manisa, Denizli’de kütüphanesi olmayan, ihtiyaç sahibi 25 köy okuluna gönderilecek. Bu okullarda çocuklar için kütüphaneler kurulacak. O zaman ne duruyorsunuz? 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, hem öğretmenlere hem de öğrencilere siz de kitap hediye edin.

***



1.6 MİLYON ÇOCUĞA TİYATRO İZLETTİLER

‘Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’ Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiğim sözlerinden biridir bu. Biz çocuklarımızı elimizden geldiğince sanatla buluşturmaya çalışırken, ülkemizin yolu olmayan köylerinde okuyan çocukların bu imkanı bulması neredeyse imkansız. Tam 14 yıldır, köy köy, kasaba kasaba dolaşan Eti Çocuk Tiyatrosu’nun bugüne kadar yürüttüğü sosyal sorumluluk projesiyle, tam 1 milyon 600 bin çocuğa ulaştığını öğrenince gözlerim doldu.

Türkiye’yi tam 8 kez turlayarak hiç kimsenin gitmediği köylere ve okullara gitmişler. Tiyatro gösterileryle çocukları ve hatta yetişkinleri sanatla buluşturmuşlar. Eti Çocuk Tiyatrosu 3 yıldır da yurt dışındaki Türk çocuklarına ulaşıyor. Önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ardından Makedonya ve bu yıl da Azerbaycan Bakü’de çocukları tiyatroyla buluşturdular. Küçücük yaşlarında unutamayacakları bir deneyim yaşatıp, belki de hayatlarını şekillendirecek ilhamı verdiler çocuklara.

Pedagoglarla hazırlanıyor

Eti Çocuk Tiyatrosu’nun oyun yapımcısı Tuncay Özkan, dünya klasiklerinden seçtikleri oyunları, pedagoglar eşliğinde çocuklara uyarlayarak sahneye koyduklarını ve hep barışçıl hikayeleri tercih ettiklerini söyledi. İşin bir güzel kısmı da bu işte.

Hem tiyatro gösterisiyle çocuklara sanat aşılamak, hem bir gösteriyi izleme adabını öğretmek, hem dünya klasikleriyle tanıştırmak, hem de verdiği barışçıl mesajlarla yeni nesle umut ekmek. Markaları benim gözümde devleştiren tek şey, çocuklarla ilgili yaptıkları doğru sosyal sorumluluk projeleridir.

Bu yüzden Eti’yi gönülden tebrik ederim.

***

NASIL ZAMAN BULUYORUM?

Bu ara çok fazla taşınma hikayemden bahsetmiş olabilirim ama bana gelen tüm sorular, 2 çocukla 1 haftada nasıl taşındığım, yerleştiğim, bunca çılgınlığın arasında 1 günlüğüne Bakü’ye nasıl gidip geldiğim ve sosyal hayatıma nasıl vakit ayırdığımla ilgili. Zamanı iyi kullanabilmek diye bir şey var. Ajanda yönetimi de diyebiliriz buna.

Not defteri taşıma alışkanlığını bir türlü edinemediyseniz 2 seçeneğiniz var; ya buzdolabının üstüne aylık bir çizelge yapıp gün gün yapacağınız işleri not alın, ya da elinizin altındaki akıllı telefonun takvim kısmına hatırlatmalı olarak yapacaklarınızı kaydedin. Öncelikli işlerinizi belirleyin ve saatlere bölün. Her işi tek başınıza yapamazsınız, bu yüzden iş bölümü yapıp herkesin görevlerini bildirin.

Çocukları o gün okuldan eşiniz alsın mesela. Saat gibi işleyen bir sistem kurmak istiyorsanız, evdeki görev dağılımını iyi yönetmelisiniz. Enerjinizi gereksiz yere telaşlanarak harcamayın. Biz kadınların üstün organizasyon yetenekleri doğuştan vardır. Günü doğru planladıktan sonra size ne kadar vakit kaldığına inanamayacaksınız.

***

TAŞINMAK TRAVMA YARATIR MI?
Ani bir kararla evi bir hafta içinde paket edip taşıdık sevgili okur. Nasıl bir deli gücü geldiyse yeni evi bulmam, taşınmam ve yerleşmem toplam 8 günümü aldı. Çocukları aldım karşıma; ‘Kızlar, artık bu evden taşınıyoruz. Yeni bir eve yerleşeceğiz ve artık orada yaşayacağız’ dedim. Hiç beklemediğim bir şekilde sevinçle oynamaya başladılar. Bir gün sonra anlaşıldı ki, sanki otele gider gibi başka bir eve gidip, daha sonra tekrar geri döneceğiz sanmışlar. Oturup izah ettim ikisine de. ‘Artık bu evde oturmayacağız.

Yeni bir eve gidiyoruz ama bütün eşyalarımızı da oraya taşıyacağız. İstediğiniz zaman bu sitedeki arkadaşlarınızı görmeye gelebiliriz ve onları bizim yeni evimize davet edebiliriz.’ dedim. Araştırmalara göre çocuklar 2 yaş öncesini pek hatırlamazlar. Bundan önceki evimize taşındığımızda henüz 1,5 yaşında oldukları için, çok sorunsuz bir şekilde yeni eve adapte olmuşlardı. Şimdi işler biraz değişti.

Ev yeni, eşyalar aynı ve eski sitede oturan arkadaşlarıyla artık her an buluşamayacaklar. Bir süre bu sorulara sabırla cevap vermek en doğrusu. Neden taşındığımızı anlatarak, yeni düzene uyum sağlamaları için onları motive etmek gerekiyor biraz. Çocukların alışma süreleri neyse ki biz yetişkinlerden daha kısa.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder