Doğaya kaçalım

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bizim gibi büyük ve derdi bitmeyen şehirlerde yaşayanların, bazen alıp başını gidesi gelir. Trafik, yetişmeyen işler, günün stresi çökmüş yorgun, gergin insanlar ve sürekli şehir gürültüsünün içinde, nefes alacak yerlere ihtiyaç duyarız. Çocuklarımızı bile götürdüğümüz en yakın park, mahallenin parkıdır ve o da büyük ihtimalle yolun kenarındadır.

İşte bir gün yine şehir üstüme üstüme gelirken, havanın en güzel olduğu gün ani bir kararla soluğu Sapanca’da aldık çoluk çocuk. Bu ara tatil gününde havanın güzel olduğu bir zamanı yakalamak büyük şans oluyor. Hani öyle sabahın köründe plan yapıp da çıkmadık yola. Öğleden sonra 3 gibi çıktık yola ve iki saat sonra Sapanca’nın mis gibi havasında bulduk kendimizi. Çocuklarım doğanın içinde, şelalenin sesine eşlik eden kuş sesleriyle, doya doya oynadılar açık havada.

Ormanın içinde, tam bir kamp havasında, alabalık havuzunun yanında konumlandık hemen. Kızlarım balıklara ekmek atıp, balıkların sıçrattığı her su damlasında deli gibi kahkaha atarak çınlattılar ormanı. Tertemiz bir hava, neşeyle oynayan çocuklar ve her şeyin en tazesiyle donatılan masamız, şehir depresyonundan çıkardı hepimizi. O kadar ihtiyacımız varmış ki böyle bir kaçamağa, sanki biraz daha kalsaydık şehirde, her birimiz patlayacakmışız ve bunun farkında değilmişiz gibi geldi bana. Zamansızlıktan şikayet eden, şehir insanlarıyız biz. Hiçbir şeye vaktimiz yok. Düşünmeye bile. Aniden gelen kaçma isteğiyle verdiğimiz bu karar olmasaydı ve eğer oturup plan yapmaya kalksaydık, eminim yarı yolda bu fikrimizden, ertesi günkü bir çok işimizi bahane edip vazgeçecektik.


ÇOCUKLU AİLE OTELİ

Akşam sekizde yatmaya alışkın olan kızlarım, o gün saat 9’a kadar ormanda koşup durdular. Hiç dokunmadım, müdahale etmedim. Arabaya zorla bindirdiğimizde, ikisinin de aklı hala ormandaki köpek yavrusundaydı.

İzmit – İstanbul arası yol çalışmasının akşam saatlerinde başlayacak olması ve havanın bir anda yağmura dönmesiyle, Sapanca’da bir otelde kalmaya karar verdik. Hiç birimizin de İstanbul’a dönmek istememesi, bu kararı vermemizde en büyük etkendir elbette. İnternetten en yakın otellere baktık, hemen bir tanesini arayıp yer olup olmadığını sorduk. Yer vardı ama 14 yaşından küçük çocukları kabul etmiyordu otel. İlk şoku atlattıktan sonra, hevesimiz kırılmadan başka bir oteli aradık hemen. Neyse ki Güral Sapanca Otel, tam bir çocuklu aile oteliymiş. Bu küçük kaçamağımızda öğrendiğim en önemli şeylerden biri bu oldu işte. Çocuklu oteller ve çocuksuz oteller ayrımı. Çocuklardan önce, böyle bir ayrımın olduğunun farkında bile değildim sevgili okur.

Küçük hanımlarla ilk kez bir otelde kalacağımız için, biz onlardan daha heyecanlıydık doğal olarak. Bakıcı ablamız da yanımızda olduğu için, kızlarla ablayı bir odaya yerleştirdik ve hemen yanlarındaki odaya da biz yerleştik. Zaten otele girdiklerinden itibaren her şeye hayret ve hayranlıkla bakan kızlarım, otel odasındaki kocaman yatağa çıkınca, başladılar zıplamaya. Onlar için her şey eğlenceye dönüştü o gün. Küçük yatakları geldi odaya, yerlerini bilirlermiş gibi hemen girdiler yataklarına. Oda servisi sütlerini getirdi, içtiler ve saat tam 22:30 ‘da baygın halde uyudular.

 Bir günlük doğaya kaçış, bize kızlarımızla artık tatile gitmeye hazır olduğumuzu da gösterdi. Artık “Çocuklu Oteller” listesi yapmaya başlayabilirim. Hadi artık yaz gelsin ve biz kızlarımızla doya doya tatil yapalım.




 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder