Korkutmayın

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Çocuklarımı büyütürken, ne düştükleri zaman büyük tepkiler verdim, ne de hayvanları sevmek isterlerken. Biliyorum ki ikisini de yapsam, her düştüklerinde ağlayan ya da sokakta her hayvan görüşlerinde korkan çocuklarım olacaktı. Yolda ya da parkta gördüğüm bazı durumlarda, bazen kendimi zor tutuyorum müdahale etmemek için.

Cumartesi günü havanın tadını doyasıya çıkarmak ve çocukları biraz da doğayla buluşturmak için, aldık çocuklarımızı en yakın kız arkadaşım Selin’le, götürdük Polonezköy’deki bir piknik alanına. Burası sadece bir piknik alanı değil, aynı zamanda minik bir hayvanat bahçesi aynı zamanda. İstedik ki çocuklar hem özgürce koşup oynasın, hem de türlü çeşit hayvanları sevsin ve onları tanısınlar.

Midilli atları, maymunlar, ördekler, develer, eşekler, papağanlar çeşit çeşit hayvan vardı çiftlikte. Bir de sarı bir piton yılanı vardı ki görülmeye değer. Bir ara sarı pitonu hava alsın diye dışarı çıkardılar ve işte o zaman oradaki bir çok anneyi sarılıp kucaklamak isterken, bazılarını da sarsıp kendine getirmek istedim. Sen yılandan korkuyorsun diye, çocuğunu da korkutmaya ne hakkın var? Yılanın bakıcıları zaten gerekli açıklamayı yapıyor orada. “İsteyen dokunabilir” diyor. “Zarasızdır” diyor. Deli gibi çocuğunu kucaklayıp, parkın öbür ucuna kaçırmanın ne anlamı var? Belli bir alanda yılancağızı serbest bıraktılar ki, hayvan da nefes alsın diye. Yılan kaçıp da hepimizi yutacak değil ki.

Biz yılana dokunup, onu sevdik diğer çocuklar ve büyüklerle. Yılandan hoşlanmayan ya da korkanlar da gidip görmediler. Zaten olması gereken de buydu. Ama yılanın dibine kadar gidip, hem kendi çocuğunu, hem de başka çocukları korkutan o insanlara çok sinirlendim.

Nasıl seveceğini öğretin
Sadece yılanla ilgili değil, bazı annelerin çocuklarına hayvanlarla ilgili yaptığı ani çıkışları beni deli etti o gün. Orasının bir hayvanat bahçesi olduğunu bile bile, niye geliyorsun o zaman? Küçücük midilli atları özgürce dolaşıyor parkta, ve bazıları yanınıza gelip, artan meyvelerinizden yemek istiyor. Biz çocuklarla o midillilere ellerimizle meyve verdik. Hiç korkmadan, aksine sevgiyle besledik. Diğer yanda bir anne, küçücük bir köpeği sevmek isteyen çocuğuna “ay yaklaşma ısırır” diye bağırıyordu. Gel de sinirlenme.

Hep söylüyorum; ben çocuklarıma hayvanları sevmeleri gerektiğini değil, nasıl sevmeleri gerektiğini öğrettim. Bir karıncayı elinin içinde sevemezsin, incinir. Kelebeği de öyle. Bir kediyi ya da köpeği onu korkutmadan seversen, kuyruğunu ya da kulağını çekmezsen sana asla zarar vermez. Yavruları yanında olan bir kedi ya da köpeğe fazla yaklaşma, seni yanlış anlar. Yavrularına zarar vereceğini düşünür, o yüzden uzaktan sev. İşte böyle öğrettim kızlarıma hayvanları nasıl sevmeleri gerektiğini. Siz hayvandan korkuyorsunuz diye, lütfen çocuklarınızı hayvanlardan korkutmayın.




 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder