Mavi, kaktüsü elleyince...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Aydın’daki Zeytin Hasadı Festivali’nden sonra soluğu İzmir Sığacık’taki ailemin yanında aldık. Sığacık Kaleiçi’ndeki eşsiz sakinliğin, organik pazarın ve Zeytin Dalı’ndaki muhteşem kahvaltının keyfini sürdük.

Akşam yemeğinde kızlar önce bir güzel sokak hayvanlarını beslediler, her bir kedi ve köpeğe isim taktılar ve onlara uyku oyuncağı muamelesi yapıp sarmaş dolaş oldular. Çocuklarımın hayvanları bu kadar sevmesine bayılıyorum.

Arsız kedileri masadan uzak tutmak isteyen babalarına kafa tutacak kadar seviyorlar hayvanları. Derken bir ara bahçedeki çiçekleri toplamaya karar verdiler ve o da ne! Mavi, elinde bir kaktüs yaprağıyla karşımızda dikiliyor!

Hemen onu elinden atmasını söyledik ama iş işten geçmişti. Zavallı çocuk, kaktüsün renkli çiçeklerine aldanıp, yaprağını avuçlayarak koparmış ve bana getirmiş.

Her iki eli de tüy misali ince dikenlerle kaplı. Cesur çocuğum hiç panik yapmadı. Hayatımızda ilk kez kaktüs batmasıyla karşılaşıyoruz ve ne yapacağımızı da bilmiyorduz. Google amca sağolsun, araştırdık internetten.

Sıcak suda ellerini biraz beklettikten sonra en iyi yöntemin hazır ağda bantlarıyla dikenleri almak olduğunu öğrendik. Sıcak su, gözenekleri açıyor ve ağdayla dikenler daha kolay alınıyor.

Aklınızda bulunsun!

TOPUKLU EFE'DEN ZEYTİN SÖZÜ

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ilki gerçekleştirilen Zeytin Hasadı Festivali’ne katıldık çoluk çocuk. İstedim ki kızlarım da dalından zeytini toplayıp, o çok sevdikleri zeytinyağının yapımına şahit olsunlar ve elbette hasret kaldıkları doğayla kucaklaşsınlar.

Bugüne kadar hep Ayvalık’ta yapılan Zeytin Hasadı Festivali, en fazla zeytinlik alana sahip olmasına rağmen bu yıl ilk kez Aydın’da düzenlendi. Neden daha önce yapılmadığını sorduğumuzda Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, ‘Ben bu yıl Büyükşehir Belediye Başkanı seçildim, keşke bunu daha önceden yapmaya başlasalardı. Fakat yine de önümüze koyduğumuz hedeflerle bu açığı kapatacağız. 2015’te vatandaşa 10 bin zeytin fidanı dağıtacağız ve 2023’teki hedefimiz de şu an 23 milyon zeytin ağacı bulunan Aydın’da bu rakamı 100 milyona çıkarmak.’ dedi.

Size bir şey söyleyeyim mi; gerçek toprak ve vatan sevgisi budur bana göre. Bugünlerde zeytinlik alanlara yapılan kıyıma ‘Dur’ demek isteyen insanlar kelepçelerle gözatına alınırken, bu zenginliğin farkına vararak onu korumak ve çoğaltmak için çalışan böyle güzel insanlara ihtiyacımız var bizim. İnsan önce yaşadığı yeri güzelleştirmeli, bakmalı, çoğaltmalı, korumalı. 2 çocuk annesi ve ‘Topuklu Efe’ olarak bilinen Özlem Çerçioğlu, ilham alınacak bir kadın. Kararlı, azimli, bilgili, bakımlı ve kimseye de eyvallahı yok.

Aydın’a bir kadın eli değdiği her halinden anlaşılıyor. Bizim çocuklara dönecek olursak; hava şansımıza 28 derece olduğu için, bir ara ayakkabılarını da çıkarıp, yalınayak çimlerde koşup, zeytin ağaçlarına sarılarak kendilerinden geçtiler mutluluktan. Az önce topladıkları zeytinlerden çıkarılan zeytinyağına ekmek banıp yerken, yüzlerindeki sevinci tarif edemem. 

İMKANSIZ DİYE BİR ŞEY YOKTUR

Sizlere daha önce bu sayfadan Belçika’nın Antwerb kentinde düzenlenen Özel Olimpiyatlar Avrupa Yaz Oyunları’ndan ve olimpiyatlara katılan birbirinden özel 34 çocuktan bahsetmiştim. Benim de gidip izlediğim bu güzel organizasyonu an be an görüntüleyen ünlü fotoğraf sanatçısı Cem Talu’nun objektifinden siz de görebilirsiniz.

P&G Türkiye, Migros ve Özel Olimpiyatlar Türkiye Organizasyonu işbirliği ile zihinsel engelli çocuk ve gençlerin sporla hayatlarını iyileştirme hedefi ile yürütülen Özel Olimpiyatlar Projesi, Türkiye’de 10. yılını fotoğraf sergisi ile kutluyor.

Özel sporcuların 13-20 Eylül 2014 tarihlerinde Belçika’nın Antwerp kentinde katıldıkları Özel Olimpiyatlar Avrupa Yaz Oyunları’ndaki en güzel kareleri, ‘Engel Tanımam’ Fotoğraf Sergisi’nde sergileniyor. 22 Ekim’de İstanbul Zorlu Center’da açılışı yapılan sergi, önümüzdeki günlerde Migros mağazalarında görülebilecek.

BIRAKINIZ KİRLENSİNLER

5 milyon kişiye ulaşan bir video seyrettim geçenlerde. Omo’nun ‘Çocuğun seni şaşırtırsa’ sloganıyla yola çıktığı bir projeymiş bu. Önce annelere çocuklarının en çok ne yapmaktan hoşlandıklarını soruyorlar, daha sonra başka bir odada çocuklara en çok ne yapmak istedikleri ve ne kadarına izin verildiğini soruyorlar. Videoyu izlerken, çocukların gözünden bakamadığımızı farkettim bir kez daha. Kendi özeleştirimi yaptım yine.

‘Anne dondurma yiyebilir miyiz?’ sorusuna ağzımdan ilk çıkan cevap farkında olmadan ‘Hayır’ oluyordu.

Ardından gelen ‘Ama neden?’ sorusuyla kendime geldim bir gün. Gerçekten neden ‘hayır’ dedim ki? Biz de çocuk olduk. Üstelik bizim çocukluğumuz şimdikilerin yaşadığından çok daha özgürdü. Bazen haklı sebeplerle aşırı korumacı olsak da, sürekli onları kapalı kutular içine de hapsedemeyiz.

Bırakınız kirlensinler, bırakınız düşsünler, bırakınız dondurma yesinler...

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder